Amerika Türk hastaları mı çalacak? (2)

Dün, yakında bir estetik merkezi açmaya hazırlanan Adnan Şen'in konuşmasında kalmıştık

Haberin Devamı

Dün, yakında bir estetik merkezi açmaya hazırlanan Adnan Şen'in konuşmasında kalmıştık. Los Angeles'ten gelerek bu merkeze katkıda bulunacağı söylenen bir yabancı doktorla ilgili olarak Türk doktorlarının gösterdiği tepkiye karşılık Adnan Şen şu açıklamayı yaptı:

"Bu klinikte şimdilik ameliyat yapılmayacak. Zaten yabancı doktorların burada çalışması yasak. Dr. Palmer da bıçakla ameliyatın yerini artık alternatif tedavilerin aldığı görüşünde. Bize know-how akışı yapacaklar. Yani bilgiyi ve teknolojiyi aktaracaklar, çalışanlar işe sadece Türk doktorlar olacak."

Şu anda Johns Hopkins'le ortak çalışan Gebze'deki Anadolu Sağlık Merkezi başta olmak üzere bazı hastanelerde bu yapılmakta zaten. Onun için Türk cerrahların endişeleneceği bir durum olmamalı. Ama tabii yabancı hastalar aylar öncesinden randevu alarak bizim doktorlarımıza gelirken bu durumu tersine çevirecek bir ihtimal bile onları korkutuyor.

Ben ise açıkçası Francis Palmer veya bir başka yabancı doktorun, Türkiye'nin iyi cerrahlarına rakip olabileceğine inanmıyorum.

Onur Erol, Osman Oymak, Güler Gürsu, Fethi Orak, Kenan Atalay, Ege Özgentaş, Gürhan Özcan, Eser Yüksel ve daha birçok uzmanımız diğer ülkelerin uzmanlarına ders verecek durumdalar ve veriyorlar da. Örneğin Güler Gürsu iki yıl Uluslararası Estetik, Plastik ve Rekonstrüktiv Cerrahi Derneği başkanlığı yaptı.

Onur Erol, birçok buluşu ile dünya estetik literatürüne geçti ve geçmeye devam ediyor. Yurtdışında yapılan tüm plastik cerrahi kongrelerine davetli olarak katılıyor ve her ülkeden gelen binlerce cerraha tekniklerini anlatıyor. Dünyanın en ünlü cerrahları ondan ne kadar çok şey öğrendiklerini bildiren teşekkür mektupları gönderiyorlar.

Bu isimler dışında, yabancılardan başarılı nice doktorumuz, cerrahımız var.

Bunun için, bizimkiler Amerikalılar'a ders verirken, Amerikalı doktor Türkiye'ye gelecek diye endişelenmeye (hele de klinikte çalışanlar Türk doktorlar olacak ise) hiç gerek yok. Bilinmeyen bir know-how gelecekse ona da ancak sevinebiliriz.

Hem ne demiş Atatürk:

"Kendinizi Türk doktorlarına emanet ediniz"... Bence de!

AB'ye yönelik şov!
DEHAP'ın önderliğinde başlatılan ve çeşitli illerden otobüslerle adam getiren sürdürülen "Öcalan'a özgürlük" gösterilerinin toplumda yarattığı infial tehlikeli boyutlara geldi. Siyasi partilerin oy uğruna, yükselme hatırına her konuyu istismar etmelerinin nerelere varacağını hep birlikte izliyoruz.

Bir parti dini kullanarak toplumu "inananlar, inanmayanlar, az dindarlar, çok dindarlar" diye bölerken, diğerleri etnik bölücülükle yol almaya çalışıyor. Sonra da bunlardan biri diğerini suçlamak durumunda kalıyor.

Oysa tehlikeli virajlara bir kez girildi mi artık konuşmanın, suçlamanın olayları durdurmaya çalışmanın fazla yaran yoktur. Türkiye bu tecrübeyi defalarca yaşadı.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek; teröre hiçbir zaman müsamaha gösterilmeyeceğini söylediği konuşmasında "Vatandaşı tahrikken, "olayları tehlikeli mecraya sürüklemek"ten söz ediyordu. Bugün Öcalan bahanesi, yarın dini kutuplaşma, vatandaşı tahrik etmenin sonucu kötü oluyor.

DEHAP'ın gayreti ise tamamen AB'ye yönelik görünüyor; "Bakın Kürtler, Türkler'e karşı ayaklanıyor" veya "Kürtler gösteri yapmak isteyince baskı yapılıyor" havası yaratarak etnik haklılık kazanma ve aynı zamanda 'kürtleri temsil eden parti' olarak ortaya çıkma gayreti.

Olayın "Kürtler" olayı değil, seçilmiş, toplanıp getirilmiş bir grubun olayı olduğunu Avrupa'ya duyurmayı önemsemeliyiz.

(Not: "Magazin" anlam değiştirip küçük bir kitlenin garip yaşam tarzı ve kişisel reklâm aracı haline getirildiğinden beri magazin haberleriyle ilgilenmiyorum. Bu nedenle Ceyla Gölcüklü'nün isminde dün bir hata yapmışım; soyadı Göycüklü olarak çıkmış. Özürlerimle düzeltiyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR