Amerika Irak'tan çekilirse...

Bu ihtimal henüz Türkiye'de tartışılmaya başlanmadı

Haberin Devamı

Bu ihtimal henüz Türkiye'de tartışılmaya başlanmadı.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün CNN'de Türk askerinin Irak'a "dost ülkenin banş gücü" olarak gitmesi ve Irak halkının da buna inandırılması konusunda neler yapılabileceğini anlatmaktaydı.

Ona göre askerin gitmesi kesinleşmiş de nasıl gideceğine karar veriliyormuş gibi bir görüntü... Oysa tezkereyi kısa vadede Meclis'e getirecek cesaret ortada yok henüz. Alıştırma ve inandırma dönemindeyiz yani.

Bu konu gündeme gelmeden haftalar önce Türk askerinin oraya bir anlamda ABD askerlerini korumak ve göz önünden biraz çekmek için istendiğini, Iraklılar buna inandıktan takdirde bizimkilere de aynı muameleyi yapacaklarını söylemiştim.

Ben demiştim değil bu, Amerikan dergilerinden, TV'lerinden oradaki asker kayıplarını, Bush yönetiminin kendi toplumu gözünde düştüğü durumu, istatistikleri dikkatle izlediğinizde o günlerde de görülüyordu zaten açıkça.

Biz 'Irak'ta barışı sağlamak üzere giden komşu ülke askeri' olduğumuza inandırmalıydık. Bu misyonun zorluğu da Iraklıların açıklamalarıyla ortaya çıktı. İşte Başbakan Erdoğan da dün aynı zorluktan söz ediyordu. Iraklıları 'barış gücü olduğumuza' inandırmak için orada hastane ve okul inşa etme niyetini anlatıyordu. Tam da benim okuyuculardan ve çevremdeki dar gelirli insanlardan aldığım okul şikayetlerinin ayyuka çıktığı bir günde.

Zenginler için sorun yok, onlar en imkânsız durumda bile istedikleri okula para bağışı yaparak çocuklarını kaydettirebiliyorlar.

Ya diğerleri? Öteki Türkiye?

O Türkiye'nin vatandaşları çocuklarını semtlerindeki okullara yazdırmak istediklerinde "yer yok" deniyor.

Bir başka semtin okullarına başvurduklarında "kendi semtinizdeki okula gidin" deniyor. Kısacası okul yok ve bu insanlar çocuklarını en az bir yıl okula gönderememe tehlikesiyle karşı karşıya. Biz ise Irak'a hastane ve okul yaptırmaktan söz ediyoruz.

Hani bir "ayran" ve "tahtırevan" sorunu var ortada aslında ama...

Ama buna rağmen Iraklıları "barış gücü"ne inandırma açısından gerekliyse, anlaşılan yine bağrına taş basması gereken kendi ortadireğimiz olacak.

Tanrı rolü oynamak!
Neden her şeye rağmen, kendi ihtiyaçlarımız varken onlara yardıma mecburuz bunu da 1 Eylül tarihli Time dergisinde Charles Krauthammer isimli yazar "Yardım aranıyor" başlıklı yazısında açıklamış.

Özerle diyor ki;

"Amerika dünyada terörün kökünü kurutmak veya iç savaşın pençesine düşmüş ülkelerde barışı sağlamak için elinden geleni yapıyor. Somali'de, Haiti'de, Bosna, Kosova, Liberya'da ve birçok başka ülkede yaptı, İngiltere dışında ABD dünyanın savaşan ve savaş kazanan tek ülkesi. Ama, eğer diğer ülkeler ABD'nin uluslararası yarar sağlamasını isterken ve beklerken, kendileri küçük parmaklarını bile oynatmazlarsa, sıkıntıları azaltmak için -özellikle Irak'ta- yardıma koşmazlarsa ABD sonsuza kadar bu çabayı sürdürmek zorunda mı?"

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Saddam rejiminin geçerliliğini kabul ederken şu anda Irak'taki yönetime uzaktan baktığını, diğer ülkelerin barış gücü göndermesi için yeni bir karar çıkartması gerekirken bunu yapmadığını anlatan yazar bu inada devam edildiği takdirde ABD'nin bambaşka bir ; politikaya geçebileceğini vurguluyor.

Diğer ülkelerdeki sıkıntıları umursamayan ve yalnızca kendi çıkarlarına göre siyaset yapan bir uluslararası politikaya...

Aynı yazıda Irak'taki askerlerin yorgun ve yardıma muhtaç durumda olduğu, hastaneleri korumak gibi sosyal işleri yapmak yerine asıl görevlerini yapmaları gerektiği gibi noktalara dikkat çekilmiş. Finalde ise şöyle diyor; "Eğer dünya ABD'nin Tanrı rolünü oynamasını istiyorsa yardım etsin!"

Elbette bu durumda "İstemiyor. En azından biz bu rolün böylesine esnetilmesine karşıyız" diyebiliriz. Bununla birlikte Amerika'nın zorlanırsa Irak'tan çekilme veya beklenmedik işbirliklerine girme ihtimalini de en fazla biz düşünmeliyiz değil mi?

Başka hangi ülkeyi bizim kadar yakından ilgilendiriyor ki?

DİĞER YENİ YAZILAR