Alnında ışığı hissedenler!

Okunanların sayısını bilemem ama Türkiye'de basılan kitapların sayısı herhalde birçok ülkeyi sollayacak kadar fazla olmalı

Haberin Devamı

Okunanların sayısını bilemem ama Türkiye'de basılan kitapların sayısı herhalde birçok ülkeyi sollayacak kadar fazla olmalı.

Bir kere kitap yazma meraklısı insanımız çok. iyi, güzel yazsınlar, yararlı bir hobi ne de olsa. Hobi diyorum çünkü artık kitap yazmak özel bir bilgi birikimi, deneyim, üslup, yetenek filân gerektirmiyor bizde. Eli kalem tutan, ismini kitapçı raflarında görmek isteyen veya çocuklarına bir hatıra bırakmak isteyen herkes oturup kitap yazıyor. Bastırmak da çok kolay olmalı ki bunlar basılıyor da.

Örneğin şiir kitapları... Okulda sıraların üzerine yazılan türden, basmakalıp, "kafiye tuttur yeter" şiirleri toplayıveriyorlar bir kitapta. Başka kitaplardan, romanlardan bölüm bölüm veya satır satır çalarak yazanlar ayrı bir âlem.

Geçenlerde Amerika'da üniversitelerde "roman yazma" üzerine verilen derslerin, açılan kursların, öğrencilerin seneler boyu nasıl yetiştirildiklerinin anlatıldığı bir film izledim. Nasıl da yoruyorlar kendilerini dedim, oysa Türkiye'ye gelseler hiç zorlanmadan bir dizi kitap sahibi olur ve pek kolay beğenen bir topluma da yuttururlardı.

Meselâ Perihan Mağden gibi iyi bir yazar neden roman yazmak için köşe yazılarına ara veriyor anlamıyorum. Fazla önemsiyor bu işi herhalde.

Son günlerde kitap yağıyor, mevsimi olmalı. Sonbahar sarı yapraklar mevsimi olduğu gibi aynı zamanda kitap mevsimi de demek ki. Gönderenlerin hepsine çok teşekkür ederim ama ben bu konuda
biraz fazla seçiciyim ne yazık ki. Kötü film gibi kötü kitaba da dayanamıyorum. Hızlı okuma yapabildiğim için 10 dakika sonunda elimde kalanlar kalıyor, kalamayanlar... Onları kütüphanemin ücra bir köşesine gönderiyorum.

Tiyatro!
Ama bu arada muhteşem kitaplar da geçiyor elime, onları ilk fırsatta sindire sindire okumak için masamın üstünde saklıyorum. Bunlardan bir iki tanesinden hafta sonunda söz edeceğim, bugün Doğuş Otomotiv'in katkılarıyla Vedat Demirci tarafından hazırlanan "Alnında Işığı İlk Hisseden Tiyatro Sanatçılarımız II" ile başlıyorum. 2000 yılında yayımlanan birinci kitapta Cüneyt Gökçer, Ayten Gökçer, Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Şükran Güngör, Nedret Güvenç, Gönül Ülkü, Gazanfer Özcan, Nisa Serezli, Metin Serezli, Ferhan Şensoy, Cihan Ünal, Can Gürzap, Arşen Gürzap, Suna Pekuysal ve daha birçok isim vardı.

İkincide ise Levent Kırca, Oya Başar, Gencay Gürün, Tekin Akmansoy, Dilek Türker, Göksel Kortay, Tamer Levent, Hadi Caman, Lemi Bilgin, Münir Özkul ile birçok başka sanatçıya yer verilmiş.

Önemli sanatçıların ağzından yaşamlarını ve Türk Tiyatrosu'nü okumak son derece zevkli.

Anlamadığım tek şey neden bazı opera sanatçılarının alınıp Mete Uğur, Yekta Kara gibi en başarılı isimlerin ilk iki kitaba alınmamış olması.

Bu eksik dışında sanatseverler için harika kitaplar. Başlayınca saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyor insan.

Erkekler alemine istenmeyen kim?
Bunca desteğe ve dikkate teşekkürden başka ne gelir elden; okurlarımız birkaç gündür işi gücü bırakıp tecavüzcüye ceza indirimi isteyen, tecavüzcüyle evliliği savunan, törelerin hukuka yön vermesi gerektiğini iddia eden Komisyon üyesi profesöre kilitlendiler.

Hani yazdıklarının hepsini yayınlayacak olsam hepimizi elele çıkaracaklar mahkemeye. Öyle bir öfke, sınırsız bir tepki söz konusu. Dayanamayıp birkaç cümle alacağım:

Ertan Sangar: "Sayın yazarımız, bir erkek olarak bu (kim olduğu malûm şahıs) yaratığa karşıyız, onu erkekler alemine istemiyoruz." (Devamında buraya alınmayacak kadar aşın girmiş.)

Murat Demirci: "Sapıklara müjde olsun tecavüzde promosyon var, bir kıza bir kere tecavüz edene beş yıl daha tecavüz hakkı veriliyor."

Özlem Emanet: "Acaba kendi eşleri veya akrabalarının başına gelse aynı şekilde düşünecekler mi? Çabanız ve kararlılığınız için sizi ve gazetenizi kutluyorum. Lütfen bir kampanya düzenleyin de
hepimiz destekleyelim."

Hülya Akdeniz Aktay: "Ona Prof. değil insan demeye bin şahit ister. Acaba bu adam birinci ve ikinci derecede yakınlarının tecavüzü veya aynı cinsten olanların tecavüzü için nasıl bir çözüm öneriyor? Aile içi evlilik veya iki erkeğin evliliğini mi önerecek? Yine töreleri mi savunacak?"

Hayati Gül: "Bu şahsın ne olduğunu bütün ülke öğrendi. Asıl önemli olan Adalet Bakanı'nın onu savunması, yazıklar olsun!" Hepsini yazmak mümkün değil ama çok sayıda mail ve faks halkın infial halinde olduğunu gösteriyor.

Bu profesörlerin artık görüşlerini kendilerine saklamaları lâzım aksi takdirde TCK olayı büyüyecek.

Tepki gösteren okurlar aynı zamanda muhalefet partisinin de muhalefet görevini hakkıyla yapmasını istiyorlar. Tesadüf bu ya tam da bugün saat 12:00'de Harbiye Kenterler Tiyatrosu'nda CHP, milletvekilleri ve örgütleriyle TCK'daki insan hakları ihlallerini tartışacakmış. Konuyla ilgilenenler kaçırmamalı!

DİĞER YENİ YAZILAR