Almanlar ve bizimkiler!

Almanya'da "Frankfurter Allgemeine Zeitung" gazetesi Ermeni soykırım iddiası konusunda bir yorum yayınlamış...

Haberin Devamı

Almanya'da "Frankfurter Allgemeine Zeitung" gazetesi Ermeni soykırım iddiası konusunda bir yorum yayınlamış.

Eberhard Jaeckel imzalı ve "1915 ve 1916 yıllarında yüzbinlerce Ermeni kasıtlı öldürülmedi" başlıklı yorumda Amerikalı tarihçi Guenter Lewy'nin bu iddiayla ilgili kitabından da söz edilerek Osmanlı Devleti'nin kasıtlı bir soykırım yaptığına dair hiçbir delilin olmadığı ifade ediliyor.

Lewy'nin eski kaynakları inceleyerek ve kıyaslayarak vardığı sonuçların ilginç olduğu ve takdir edilmesi gerektiği belirtilerek tehcirin ve o sıradaki kayıpların nedenleri, Osmanlı'nın hangi şartlar altında bu kararı verdiği, tehcir sırasında sağlanan yardımların ise bilinçli bir soykırım ihtimalini ortadan kaldırdığı anlatılıyor.

Guenter Lewy'nin araştırmalarına göre 642 bin Ermeni hayatını kaybetmiş. Yorumda ise "Ancak Türklerin de ağır kayıplar verdiği, bu kayıpların savaşlar kadar hastalıklardan ortaya çıktığı, 1916 yılında Türklere esir olan İngiliz ve Hintlilerin üçte birinin de hayatını kaybettiği, bu durumda Ermeni ölümlerinde kasıt aranamayacağı" dile getiriliyor.

Ermeniler tarafından öldürülen, anne kucağındaki bebekler dahil 530 bin Türk olduğu, Türklerin çeteler tarafından kasıtlı, plânlı şekilde, köylere, evlere baskınlar yapılarak katledildiği düşünülecek olursa "soykırım iddiasının kabul edilir yanı olmadığı" zaten görülecektir.
Acaba bir gün bizim, nasıl ikna edildikleri belli şekilde "sözel ifadelerle, anılarla tarihi yeniden yazmaya merak saran" yazarlarımız ve akademisyenlerimiz de Alman gazetesi kadar tarafsız olabilirler mi dersiniz?

Serap Ezgü'ye büyük haksızlık!
Geçenlerde haberdi Serap Ezgü'nün "soyadı" konusu. Efendim eski eşe ait olan soyadı, bu beyefendinin itirazı ile mahkeme konusu olmuş. Kadın programlarında intihar edenler filân olduğu için rahatsız olduğunu söyleyerek soyadının kullanılmamasını istiyormuş.

Davayı kazanmış ve mahkeme Serap Ezgü'nün bu soyadını kullanmaması için yasak koymuş.

İşte kadın kuruluşları ve kadın avukatların neden yıllardır kadının kızlık soyadı veya istediği (eşin) soyadını kullanabilmesi için mücadele verdiklerine en güzel örnek... Bırakın erkeklerin "soyadımı kullanıyorsun, öyleyse namusumsun" saplantısının tehlikesini...

Boşanma sonrasında erkekler aynı şekilde yaşamına devam ederken kadın "yeni bir soyadı"nın sıkıntılarını yaşıyor. Bütün evraklar, kartlar, her şey baştan hazırlanıyor.

Hele bir de Serap Ezgü gibi o isimle ün kazanmış biriyseniz yandınız.

Böyle büyük bir haksızlık olamaz. Ezgü, başarısıyla soya-dına onur kazandıran bir kadın... Eski eş ona teşekkür borçlu aslında... Yalnız Ezgü için değil, tüm kadınlar için soyadı konusu büyük bir ayırımcılık. Yani erkek yıllarca aynı kadına soyadını verecek kadar saygı duyuyor ama boşanır boşanmaz kadın onun soyadını kullanacak saygınlığı birdenbire yitiriyor. Böyle saçma şey olur mu? Bu nedenle "kadının soyadı" davası mutlaka kazanılmalı!

Başarılı belediye başkanı mı?
Gözcü Gazetesi bir süredir bölgelerin "en başarılı üç ilçe belediye başkanını" seçiyormuş ve şu anda sıra Akdeniz Bölgesi'ndeymiş... Bunu anlatan İskenderun'lu okurum Doğan Süslü haberin asıl ilginç bölümünün bundan sonra başladığını, gazetede yayınlanan anket formları doldurularak ankete katılmak mümkün olabildiği için uyanık belediyelerin erken saatlerde tüm Gözcü gazetelerini toplattığını bildiriyor. (Gazetelere de bu tür anket yapmanın satış açısından kolaylığını güzel anlatan bir örnek)...

Böylece hangi belediye parayı bastırıp gazetelerin çoğunu ele geçiriyorsa o belediyenin başkanı da "en başarılı başkan" seçiliyor.

Bu saçmalıktan çok her konudaki sahtekârlığımız ilgilendiriyor beni... Aynı sonuç her anket için, internette yapılanlar için de geçerli... Hiç mi dürüst bir iş çıkmayacak Türkiye'den, yalan, aldatmaca tepeden başlayıp ayağa kadar mı inecek diye merak ediyor insan.

"Türk gibi cesur" sözünü "Türk gibi yalancı"ya mı çevirmeye uğraşıyoruz bilmem ki!

DİĞER YENİ YAZILAR