Allah’lık sorgulama!

Ocak ayının 20’sinde gazetelerde çıkan habere göre İstanbul Emniyet Müdürü ile Vali’si kameraların karşısında Hrant Dink cinayetinin sanığı Ogün Samast’la ilgili açıklama yapmışlar

Haberin Devamı

Ocak ayının 20’sinde gazetelerde çıkan habere göre İstanbul Emniyet Müdürü ile Vali’si kameraların karşısında Hrant Dink cinayetinin sanığı Ogün Samast’la ilgili açıklama yapmışlar.

Vali Muammer Güler “Samast, olayla ilgisi olan Yasin Hayal ve diğer kişilerin göz altında olduğunu, sorgulamanın İstanbul’da yapılacağını” söylemiş.

Sonra nasıl olmuşsa olmuş önce Samsun Terörle Mücadele Şubesi’nde Ogün Samast’ın resmî görevlilerle çekilen fotoğrafları, sonra da tüm görüntülü konuşma bantları basının eline geçmiş.

Efendim, şimdi deniyor ki bu fotoğraflar ve konuşmalar sorgulama için çekilmiş ve yapılmış. Özel bir sorgulama yöntemiymiş. Canım, cicimli sözler de “katili inandırmak için” söylenmiş.

Bu nasıl bir sorgulama, nasıl bir güvenlik sistemidir ki İstanbul Valisi ile Samsun Terörle Mücadele Şubesi arasında bir koordinasyon yoktur? Nasıl bir güvenlik sistemidir ki -eğer sorgulama ise- sorgulama esnasındaki konuşmalar anında basına ulaşacak kadar kolay ele geçmektedir?

Çağdaş ülkelerde ağır suçlular böyle mi sorgulanıyor? Bu fakir ülkede trilyonlar su gibi harcanırken emniyet sisteminin oralarda nasıl kurulduğunu ve yürüdüğünü izleyecek, öğrenecek imkânları mı yok? Bu ne ilkelliktir?

Ama tabii “oralarda” dediğimiz ülkelerde bu olaydaki skandalların onda biri baştakileri zincir halinde, toptan yerinden etmeye yeterdi. “Buralarda” ise teşkilattan biri çıkıyor “Olay bize önceden bildirilmişti ama ben üstlerime haber vermedim” diyor, “nasılsa ilerde yeniden getirileceği” koltuğunu diğerleri yerine o kaybediyor ve olay kapanıyor. Sorumluluğu taşıyanların tümü kurtuluyor.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’a; daha cinayetin hangi nedenle işlendiği anlaşılmadan “Bu olayın arkasında örgüt yok, milliyetçi duygu var” açıklaması yapması, sonra da bunun “bireysel bir açıklama” olduğunu söylemesi, İstanbul Vali yardımcısı ile Hrant Dink’in görüşmesinden haberdar olmadığını belirtmesi ve hemen ardından “O görüşmede öldürülme konusu geçmedi” demesinin nedenleri devlet tarafından sorulmayacak mı?

Türkiye’de en önemli işler hep “Böyle geldi, böyle gider” mantığıyla mı yürütülecek?

Bu ülkenin aklı başında insanlarının paranoyaya kapılması, kimseye güvenemez hale gelmesi boşuna değil!

*****

Gurur duyulacak başarı!
İki hafta önce programıma katıldığında ona bu kadar farklı konularda başarılı olacak zaman ve enerjiyi nasıl bulduğunu sormuştum. Gerçekten merak edilecek bir yetenek gerektiriyor; müzik, edebiyat, basın ve siyaseti bir arada ve en üst düzeyde başarıyla götürmek...

Zülfü Livaneli bu yeteneğe sahip bir aydınımız ve yepyeni bir başarıya imza atarak “Mutluluk” romanıyla dünyanın en büyük kitap mağazası olan (sadece Amerika’da 1000’den fazla) Barnes & Noble’ın 2006 yılı “Büyük yazarlar” ödülünü alacak 3 finalist arasına girmiş.

28 Şubat’ta bu değerli ödülü alması beklenen Zülfü Livaneli’yi, bu başarıyı uluslararası sansasyonel çabalara gerek duymadan yürüttüğü dürüst çalışmalarıyla hak ettiğine inanarak içtenlikle kutluyorum.

3 finalist arasına girmesi bile Türkiye adına gurur duyulacak bir başarıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR