Alkol, kemer ve sürat!

Aslan gibi bir delikanlıydı Ufuk.. Neşeli, hayat dolu, espriliydi. Arkadaşları onu böyle anlatıyorlardı

Haberin Devamı

Aslan gibi bir delikanlıydı Ufuk.. Neşeli, hayat dolu, espriliydi. Arkadaşları onu böyle anlatıyorlardı. Üniversiteyi yeni bitirmiş, çalışma hayatına atılmış, başarılı, mutlu bir gençti. Ve bir gece...

Bir gece... Eğlence dönüşü yanına aldığı arkadaşıyla arabasına bindi. Alkollüydü. Ama gençti ya onlar, delifişek... "Bir defadan ne çıkar"dı. "Herkese olabilecek şeyler onları etkilemez di. Onlara olamazdı.

Kemerlerini bağlamaya da gerek duymadılar. Ufuk gaza bastı, coşkuyla daldılar karanlığın içine.

Hangi hızla gittikleri, nerelerden geçtikleri bile önemli değildi, gençti onlar. Ama işte ihmal, hele de üst üste birkaç ihmal gençlik dinlemiyordu. Mecidiyeköy civarında araç kontrolden çıktı, takla attılar. Kemeri bağlı olmayan Ufuk arabadan fırladı ve 30 metre öteye düştü. Ağır şekilde yaralanmıştı.

Önce Şişli Etfal'e, oradan Memorial Hospital'ın "Yoğun Bakım"ına kaldırıldı.

Beyni, akciğerleri, böbrekleri hepsi ağır hasar görmüştü çarpmadan. Doktorlar ellerinden geleni yaparak en iyi şartlarda, en ileri teknolojiyle yaşatmaya çalıştılar onu.

Önceleri az da olsa ümit vardı. Beyin ödem yapmış, böbrekler dializ makinasına bağlanmıştı ama gençliğinden dolayı yaşama ihtimalinin olduğunu söylüyordu doktorları. Kızımın da arkadaşı olan gencin yoğun bakım doktoru Kadir Bey Salı günü durumunun iyiye gittiğini söylediğinde hepimiz sevindik. Çarşamba sabahı gelen haber ise kötüydü. Beyindeki ödem giderilince ciddi bir kanama olduğu ortaya çıkmıştı.

Hastaneye koştuk. Türkiye'nin en ünlü beyin cerrahları gelerek bir kez de onlar gördüler. International Hospital'dan Dr. Cengiz Aslan, Cerrahpaşa'dan Dr. Cengiz Kuday, İstanbul Cerrahi'den Dr. Gökhan Özçınar.

"Yapacak fazla bir şey yok, beyindeki hasar çok büyük. Kurtulması ancak bir mucizeye bağlı..."

Ben Ufuk'u hiç görmemiştim. Ama Dr. Gökhan Özçınar'ın bu sözlerini duyduğumda günler süren bekleyişle gerilen sinirlerim daha fazla dayanamadı. Arkadaşları, anneciği, babacığı, kardeşleri nasıl da ümitle, ağlamaktan kızarmış gözlerle bekliyorlardı kapısında.

Onları bulanık görmeye başladım, ağlıyordum yine. Yüreğim pırıl pırıl bir gencin, henüz 23 yaşında kaybedilme ihtimaline dayanmıyordu.

Neden Ufuk neden?

Neden içkili?..

Neden kemersiz?..

Neden hızlı?

Sadece kemerini takmış olsan yine de kurtulabilirdin, hayatla oyun olur mu?

Olur mu? Bu ders, geride kalan gençlerin alacakları bu ders çok ağır, çok acı, çok dayanılmaz değil mi?

(Not: Dr. Cengiz Aslan beklenen mucizenin gerçekleşebileceğine dair son dakikada bir ümit verdi. Bütün kalbimle dua ederek bunun gerçekleşmesini bekliyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR