Nihayet uzaktan da olsa tatil göründü... Geçen yaz annemin geçirdiği ağır rahatsızlık nedeniyle onu hiç bırakamamış, kışın da ara vermeyerek koca bir yılı (hatta 2 yıl diyebiliriz) tatilsiz sürdürmüştüm.
Şükürler olsun anacığım biraz iyileşti ve çok zor şartlarda geçen günleri atlattım. Bu zaman içinde sizinle her an karşı karşıya olmak teselliydi benim için... İnanın, bütün içtenliğimle söylüyorum, bir yandan mektuplarınızla her konuda verdiğiniz destek, bir yandan elimden geldiğince sorunlarımıza (ve sorunlarınıza) çare aramak unutturdu bana sıkıntılarımı.
Önceki gün Bodrum'a iner inmez ayağımın tozuyla o küçük kır lokantasına koştum. Size daha önce söz etmiştim bu "çardak altında, kareli masa örtüleri olan" sevimli yerden.
Gündoğan'ın Küçükbük mevkiinde, Fevzi Çakmak Yolu üzerinde olan "Sacide" mütevazı bir Bodrumlu aileye ait. Anne, baba, büyükanne, kız ve erkek evlâtlar, torunlar herkes orada...
Mantının, puf böreğinin, gözlemenin ve ev yapımı sebze yemeklerinin en güzelini çok uygun fiyatlarla sunuyorlar. Denizden esen ılık bir rüzgârın müziğinde yalnız karnınız değil, ruhunuz da doyuyor.
Puf böreğimi iştahla yerken arkadaşım, değerli sanatçı Ali Kocatepe aradı, biraz sitem hissedilen sesini duyunca lokmam boğazımda kaldı. "Pazar günkü yazında, Dolmabahçe'nin yıldönümü yemeğinde 10. Yıl Marşı'nın kaldırılması kararını bizim vereceğimize inanmadığını söylemiştin, sonra ertesi gün; İzzet Öz'ün açıklamasına dayanarak 'Başbakan, bu hassasiyete kimbilir ne kadar memnun olmuştur' diye yazdın" deyince ben de "İyi ama İzzet Öz'ün açıklaması, kararı sizin verdiğiniz şeklindeydi" cevabını verdim.
"Benim böyle bir karardan hiç haberim olmadı" dedi Kocatepe ve şöyle devam etti:
"Gecenin müzik organizasyonunun Dede Efendi'lerden başlayıp bugünlere gelen şarkı seçiminde benim rolüm var. Bu kararla ise hiçbir ilgim yok ama benim de organizasyonun içinde olmam nedeniyle olaya dahil edildim. Keşke daha erken gelebilseydin ve bestesini yaptığım "Ezan, Çan ve Hazan" şarkısını da dinleyebilseydin. Ben sahnenin kusursuz olması ve gösterinin başarıyla sürmesini sağladım. Biliyorsun 'Şov her şeye rağmen sürmek zorunda' ve ben de yaptığım işle gurur duyuyorum."
Birçok ünlü ismin yer aldığı, benim de büyük bir zevkle dinlemeye devam ettiğim son albümü yeni çıkan Ali Kocatepe'ye üzülmemesini, bu hatayı düzelteceğimi söyledim.
Görüyorsunuz, böylesine hassas bir konunun içinde olmayı Milli Saraylar Daire Başkanı da, Ali Kocatepe de istemiyor. Çok haklılar... Hep tekrarladığımız gibi; bayramlara, kutlamalara, özel günlere ve emeklerle ortaya çıkan güzel organizasyonlara bu şekilde gölge düşürülmesi herkes için ne üzücü oluyor, değil mi?
Haydi serbest bırakın!
Kısa süre önce aynı gün gazetelerde iki önemli haber vardı. Biri "Irak'ta 15 yaşlarındaki kıza tecavüz ederek öldüren ve ailesinden üç kişiyi de katleden" askerin suçsuz olduğunu söylemesi... Asker suçlu bulunursa idam edilecekmiş.
Diğeri ise Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişi 36 yaşında, okumuş, eğitimli bir adamın, Sıddık Sami Arık'in aşık olduğu komşusu genç kızın sözlüsü Kıvanç Tokatlı'yı DURUP DURURKEN öldürmesi.
M.Ü Eczacılık Bölümü mezunu, aslan gibi dünya yakışıklısı bir genç, sırf beğendiği kızın sözlüsü olduğu için hunharca, plânlı şekilde sokak ortasında öldürülüyor.
Onu gözü gibi büyütüp, mutluluğunu görmesine ramak kala bu şekilde yitiren anacığı yüreği yanarak ağlıyor.
Bir ailenin hayatı o gençle birlikte sönüyor. Sözlüsünün hayatı kararıyor.
Ve bekleyelim bakalım müfettişe ne ceza veriliyor? Serpil öğretmeni tecavüz ederek öldürenlere af getirerek sokaklara salıveren bu toplum, Kıvanç Tokatlı'yı 'canı istediği için' öldüren katile ne ceza verecek, gerçekten merak ediyorum.
İnsan hayatına değer verilmeyen bir ülkenin vatandaşı olmak, adalete güvenmemek her geçen gün daha da ağır bir yük haline geliyor.
Ali Kocatepe'nin gururu!
Nihayet uzaktan da olsa tatil göründü... Geçen yaz annemin geçirdiği ağır rahatsızlık nedeniyle onu hiç bırakamamış, kışın da ara vermeyerek koca bir yılı (hatta 2 yıl diyebiliriz) tatilsiz sürdürmüştüm
Haberin Devamı

