Alemdaroğlu'na yargı yolu kapalı mı?

Antipatik bir konuşmaydı yeni rektörün yaptığı... Suçlandığı sebep ne olursa olsun eski bir rektörün yenisi tarafından sokak kavgası benzeri sözlerle anılması hoş değil

Haberin Devamı

Antipatik bir konuşmaydı yeni rektörün yaptığı... Suçlandığı sebep ne olursa olsun eski bir rektörün yenisi tarafından sokak kavgası benzeri sözlerle anılması hoş değil. Kemal Alemdaroğlu İstanbul Üniversitesi rektörlüğünden ayrıldıktan sonra hemen hiç kimse bu konuya değinmedi. Herkes önce sonucu görmek istedi. Hem Alemdaroğlu'na da kızanlar, antipatik bulanlar vardı, hem de çoğumuz "baskı yapıldı, istifalar oldu, keyfî uygulamalar vardı, yargı kararlarım uygulamadı" gibi suçlamalar dışında pek bir şey bilmiyorduk. Bunların hangisi doğrudur, hangisi yanlış onu da bilmiyorduk.

Beklemek ve anlamak yapılacak tek şeydi. Ama Kemal Alemdaroğlu'nun "Rektörlük benim kazanılmış hakkım. Yargı kararıyla yerime döneceğim" sözlerinden sonra yeni rektörün "Hiçbir şekilde dönemez. Yargı yolu kapalı" diyerek halefi için ağzına gelen suçlamayı yapması birçok kişiyi rahatsız etti. Gittiğim yerlerde "Neden basın bu konuya hiç değinmiyor" sorusuyla sık sık karşılaşıyorum. Bu nedenle Alemdaroğlu'nu telefonla arayarak yargı yolunun gerçekten kapalı olup olmadığını sordum. Öyle ya, itiraz ettiğine göre hukuku onun da bilmesi, en azından avukatlarından öğrenmiş olması gerekirdi.

Kemal Alemdaroğlu şunları söyledi:

"Böyle bir şey olsa niye yargıya başvurayım? Yargı yolu açık ve daha önce benzer olaylarda tüm rektörler geri döndü. İdare hukukçuları, avukatlar, önceki kararlar var. Cumhurbaşkanı doğrudan, kendisi tayin ediyorsa ona karşı yargı yolu açılamıyor ama Cumhurbaşkanı'na bir karar gider ve onaylarsa yargı yolu açık.

Benim için '2507 nolu yasanın ek-1'i nedeniyle görevden alınmıştır' dendi (23 Eylül 2004 tarihli Resmi Gazete). Bu maddeye göre rektörler, bölüm başkanları, dekanlar gerektiğinde görev süresi bitmeden görevden alınabilirler."

Kendisine 'hangi yargı kararlarını neden uygulamadığını' sorduğumda ise şunları söyledi:

Kapalı kapılar ardında!
"Uygulamadığım yargı kararı yok, hepsini uyguladım ama gecikme olabiliyor. Örneğin, Maliye Bakanlığı sözleşme yapacaksa o bakanlığa bağlı gecikme oluyor. İncelerler, delilleri, belgeleri görürler, tanık dinlerler. Sanık durumunda olanlara savunma hakkı verilir. Benim savunmam alınmadı. Hakkımda hiçbir zaman disiplin soruşturması açılmadı. Böyle kapalı kapılar ardında yargısız infaz olur mu?"

Yargı kararlarının uygulanmaması durumunda yaptıranın "soruşturma sonucunda disiplin cezası" verilmesi olduğunu söyleyen Alemdaroğlu, kendisi için yapılması gereken işlemlerin yapılmadığını, asıl bunun "Yargıdan kaçırma olduğunu" da sözlerine ekledi.

Benim şu ana kadar öğrendiğim bundan ibaret. Tabiî vekil rektör Tankut Centel'in tüm suçlamalarını da dikkatle izledim.

Ama hakikaten, doğruyu bulması gereken yargı değil mi? Soruşturmasız suçlama ile, savunma yaptırılmadan görevden alma haksızlık değil mi? Suçlanana öfke duysak bile 'adil yöntem isteme hakkı'na saygı göstermek gerekmez mi?

Eski Hukuk Fakültesi Dekanı Centel keşke bu soruları da cevaplasa.

Baba yitirmenin acısı!
Kaç yaşında olursanız olun annenizi, babanızı kaybetmek bir çocuk kadar acıtır yüreğinizi. Çünkü onlar yaşadıkça siz hep "bir çocuk" olarak kalırsınız. Çok olmadı Bülent Eczacıbaşı'nın annesini kaybettiği gün mahzun bir çocuk ifadeli yüzünü görüp "Bülent'in en acı günü" diye yazalı.

Önceki gün çok sevdiğim bir arkadaşım telefonda, annesinin yakalandığı ağır hastalığı anlatırken çocuklar gibi ağlıyordu. Ve dün, Genel Yayın Yönetmenimiz Tayfun Devecioğlu, henüz genç sayılabilecek yaştaki babasını yitirdi.

Evlatlarının eğitimine büyük önem veren, hepsinin en iyi eğitimi, en başarılı şekilde almasını sağlayan iyi bir babayı kaybetmek hiç şüphesiz Sevgili Devecioğlu'nu da bir çocuk gibi üzecektir.

Hayatta hiçbir mutluluk, hiçbir başarı canımızdan, kanımızdan olan insanların kaybını kolay unutturmuyor. Onları kalbimizin, beynimizin bir köşesinde yaşatmaya devam ediyoruz.

Ben 13 yıl önce kaybettiğim babamı hâlâ her gün hatırlıyor, bazen hiç farkına varmadan, sanki yanıbaşımdaymış gibi onunla konuşurken buluyorum kendimi. Değerli bir insan. Öylesine taze anılan...

Sayın Osman Devecioğlu'na Allah'tan rahmet, tüm ailesine başsağlığı diliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR