Aldatılmanın dayanılmaz hafifliği(!)

Evime yaptırdığım dolapları tam iki aydır beklemekteyim. Marangoz önceden 'tahta parası' diye aldığı yüklüce para ile kayıplarda

Haberin Devamı

Evime yaptırdığım dolapları tam iki aydır beklemekteyim. Marangoz önceden 'tahta parası' diye aldığı yüklüce para ile kayıplarda. Cep telefonunu açık yakalayabildiğimde mazeretin haddi hesabı yok. Çıraklarının düğüne gittiğinden başlayıp boyaların kurumasına uzanan onlarca hikâye... Ama sık sık ne diyorduk, hatırlayalım "balık baştan kokar".

Dün CNN'de Meclis Başkan'ı Bülent Arınç'la yapılan bir röportajı dinledim. Arınç uzun yıllar avukatlık yapmış olmanın da getirdiği deneyimle -çoğu avukat gibi- gayet inandırıcı konuşuyor. Hani olup biteni adım adım izleyen ve olayların sorumlularını bilenler bile kolayca ona hak verebilir.

Kendinden emin bir tavır, rasyonel cümleler, tok bir ses tonu... Anında cuk diye atla sohbetin içine ve inan. Ama neyse ki görünüşe aklandığında başının dertten kurtulmadığını aklında tutan, dersini almış insanlar da var artık bu memlekette.

Değişmez günah keçisi basın
Sanki TCK'da insanların temel hak ve özgürlüklerine saygıyı, vatandaşlar arasında ayırım yapmadan eşitliği, şiddetin, cinayetin önlenmesini sağlayacak yasaların önüne çıkan kendileri değil de basın. Varsa yoksa bir basın düşmanlığı.

Demiyorlar ki bu basının büyük bir kısmı başka avukata gerek kalmayacak şekilde zaten avukatlığımızı gönüllü olarak yapmaktadır; bugün özgürce kalem oynatmalarını borçlu oldukları, 70-80 yıl sonrasını görebilmiş Atatürk'ü, AB zoruyla gerekli değişiklikleri yapan siyasetçilere benzetmeye bile kalkmaktadır.

Bu arada AB zoruyla da olsa yapılan reformları takdir etmediğimi sanmayın, ediyorum. Bununla birlikte atılan her olumlu adımı etkisiz kılacak yeni bir adım' gayretleridir beni hasta eden. Kendi içimizde 'kol kırılır yen içinde' alışkanlığımızı sürdürüp (koca dayağına katlanan kadınlar gibi) sesimizi kesip kabulleniyoruz bir ileri bir geri adımları ama artık dünya aleme de rezil olma noktasındayız.

Dönelim başa; AKP'nin büyük şansıdır bu 'gayet inandıncı konuşan yöneticiler'... Zem zem suyuyla yıkanmş gibi sıyrılıp çıkıveriyorlar hayati önem taşıyan hataların, sorumlulukların içinden.

"Basın yanlış yansıttı, saçma sapan şeyler yazıldı, doğruyla yanlış birbirine karıştı" diyor Arınç. Devam ediyor: "Bir partide 5-10 kişi zinanın suç olmasını istedi diye hemen 'takiyye yapıyorlar' demenin, 'şeriat geliyor' korkusuna kapılmanın anlamı var mı?"

Bunu duyunca insan kendine soruyor: 'Bu sözlerin gerçekle ilgisi var mı?'

Evet, AKP'nin içinde bu isteğe karşı çıkan, gerçekten reform taraftarı olan Milletvekilleri vardı, bunu biliyoruz ama Başbakan, AKP Genel Başkan'ı konunun bayraktarlığını bizzat yapıp "Bu yasa çıkacak, AB de işimize karışamaz" demişse artık konu '5-10 milletvekiline ait' bir sorun olmaktan çıkmış, partiye, Meclis çoğunluğuna mal olmuş demektir.

Sonra "insanlar ister, konuşur, pankart taşır hepsine eyvallah" diyor Meclis Başkan'ı. Öte yanda Başbakan pankart taşıyan kadınları 'ahlâka aykırı davranışla suçluyor ve Türkiye'nin makbul kadınları olarak "AKP'ye gönül vermiş, sadece bu nedenle de ahlâk kurallarına, değerlerine bağlı" bulduğu kadınları gösteriyor. Bu kadar büyük bir çelişki olabilir mi?

Eğer ortada AB baskısı olmasaydı TCK Tasarısı ne şekilde kanunlaşırdı düşünmek lâzım. Veya söyleşi daha doğru 'düşünmek bile istemiyorum'...

Galiba en iyisi çabuk karar vermemek ve beklemek. Bence AKP'deki değişime inanmamızı (veya inanmamamızı) sağlayacak yıl '2005' olacak!

DİĞER YENİ YAZILAR