Alçaklık değilse bir sıfat bulun!

Haberin Devamı

Birçok okurum bir internet sitesinde Atatürk’le ilgili “kabul edilemez iftiralarla dolu” yazılar yazıldığını bildirmekteler. Bunu gazete köşelerinde yapan nankörleri (her şeyden önce kendilerine sıfırdan bir özgür ülke yaratan kahramana karşı nankörlüktür elbette) de gördüğümüz için önce bekledim.

Mektuplar artınca açıp (http://www.radioislam.org/ataturk/jewish.htm) baktım. Hani ‘pes ötesi’ derim ya, bu ‘pes’in çok çok ötesinde. Utanmazlık sınırını da çoktan aşmış.

Geçen Pazar aslında bu siteyi görmeden, Atatürk hakkında atılan iftiraları TV programımda gündeme getirmiş, bu tür iftiraların dindeki yerini Yaşar Nuri Öztürk’e sormuştum.

Öztürk açıklamasında “Bunun en büyük günahlardan biri olduğunu Hz. Ayşe’ye atılan iftiralardan da söz ederek” anlattı.

Hele de “bir insanı kendi dininden çıkarıp başka bir dindenmiş gibi göstermenin en büyük kafirlik olduğunu” söyledi. Artık yukardaki siteyi yazanlar kendilerinin ne durumda olduğunu bir düşünsünler.

Yalanlarını ortaya çıkaran, halka gerçekleri anlatmaya çalışan onlarca yazarı, onlarla birlikte sanatçıları, diplomatları, bazı siyasetçileri, birçok meslekten insanı (bu insanların çoğunun anlamını bile bilmediği) “Sabetayist diye bir şey” ilan eden, kendilerine “haydi ispatlayın” dendiğinde dilini yutan bu utanmazlar Atatürk’e neler yakıştırmamışlar ki...

Yahudi diktatör, Sabetayist, dönme, mason, Saddam’la bile kıyaslanamayacak diktatör... Neredeyse ateistlerle de kıyaslanıyor, okulu, babası, annesi kötüleniyor, Selanikli oluşu bütün bunları haklı çıkaran bir özellik gibi sunuluyor.

Kinross’un ağzından Mustafa Kemal’le karşılaşıp konuştuğu ve onun kendisine “Sabetayist” olduğunu söylediği yalanı aktarılıyor (Koskoca Mustafa Kemal, dini ağzından düşürmeyen, savaşlara, Meclis’i açmaya, konuşmalarına dua ederek başlayan bir insan üstelik o zekayla, yeni karşılaştığı birine bunu söyler mi, bari iftira atarken azıcık mantıklı olsalar. Kinross atmışsa bari o olsaydı...)

Atatürk’ün izinden giden tüm liderlerin de “kripto-Yahudi” oldukları belirtiliyor.

David Musa Pidcock diye bir ressamın “Grand Expose” isimli (birbirine sarılmış çıplak çiftlerin olduğu) tablosu da konmuş, altına “Hür Masonlar, dönme ve gizli Yahudiler” yazılmış.

Yani kısacası, Atatürk’ü iyi tanımayanlara, araştırmadan her duyduğuna kolayca inananlara “ondan nefret etmelerini sağlamak”, böylece açtığı aydınlık yolu karanlık göstererek onları kendi karanlıklarına çekmeyi başarmak için çok kurnaz ama aynı derecede utanmaz bir yöntem.

İşte onun özverilerine, iyiliklerine ancak böyle teşekkür (!) edilebilirdi. Hiç mi dürüstlük, onur, ilke, saygı, sevgi gibi kavramların yanından geçmediniz demek lazım.

Yazıklar olsun!

(Not: Bu rezaletlere sessiz kalan, izin veren sorumlu kişi ve kurumlara da...)

*****


Şeref madalyası işe yarasın!

Biliyorsunuz AKP Hükümeti Suudi Arabistan Kralı’na Bakanlar Kurulu kararı ile “Şeref Madalyası” verdi.

Hangi yararlı hizmetinden dolayı bu şeref madalyasına sahip olabildi öğrenemedik, hangi nedenle Türkiye tarihinde görülmemiş şekilde Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız bu kralın ayağına giderek o ortada, kendileri iki yanında oturarak pozlar verip fotoğraflar çektirdiler anlayamadık.

Ama şimdi bu “Şeref Madalyalı Kral”ın madalyasını hiç değilse hak edebileceği bir durum var ortada.

Türk vatandaşı Sabri Boğday sırf bir Arap “Allah’a küfretti” diye iftira attığı için, adamcağız yabancı bir memlekette haklılığını ispatlayacak şahitleri bulamayacağı oysa Arap “bulacağı” için göz göre göre büyük bir yanlışlığa kurban gidecek ve idam edilecek.

Kral istese pekalâ onu kolayca kurtarabilir. Gül, Erdoğan ve Dışişleri bu baskıyı aralıksız sürdürmek ve başarmak zorundadır. Tüm imkanlar bu yönde seferber edilmelidir.

Boğday idam edilecek olursa iki ülke ilişkilerinin zedeleneceği ve Kral’ın kendisine de Türkiye’de hiçbir yatırım izni verilmeyeceği (kayıpsa kayıp, başka yerden kazanırlar, onur denen bir şey var) anlatılmalıdır.

Tabii bu durumda o şeref madalyası da bu ilkellikleri yapan ülkenin kralından geri alınmalı ama nerede bunu yapacak irade?

DİĞER YENİ YAZILAR