AKP'nin yeni nüfus plânlama yöntemi mi?

Türkiye yoksulu çok bir ülke... Açlık sınırının altında bir gelirle yaşayan milyonlarca insanı var. Bu nedenle, geçinmek için organlarını satışa çıkaranlar bile var...

Haberin Devamı

Türkiye yoksulu çok bir ülke... Açlık sınırının altında bir gelirle yaşayan milyonlarca insanı var. Bu nedenle, geçinmek için organlarını satışa çıkaranlar bile var... Gerçi Başbakan "böbreğimi satıyorum" pankart taşıyan vatandaşlarını hayvanlarla karıştırarak "burası sakatatçı değil" diyebiliyor ama ne yazık ki gerçeğimiz bu.

İnsan özel uçaklarla gezip lüks içinde yaşayınca unutabiliyor. Tok olan, açın halinden anlamazmış.

Sıkı durun, şimdi bu fakirlerin yalnızca organlarını değil, canlarını verme imkânı yaratan yeni bir yasa geliyor. Türk Ceza Kanunu hazırlanırken, sivil toplum kuruluşları ile hukukçuların itirazları sonucu AKP ile CHP'nin anlaşarak tasarıdan çıkardıkları bir madde (ki ben bundan, Haziran'a kadar olan zamanda yeni maddelerin ilâvesinden veya mevcutların çıkarılmasından korkuyordum) sessiz sedasız TCK maddeleri arasına ilâve edilmiş.

Nedir madde; Sağlıklı çocukların tıbbi deneylerde denek olarak kullanılması... Yani; sonucu, etkisi belli olmayan tedavi şekilleri çocuklar üzerinde (belki bunu genişleterek yetişkinleri de alırlar) denenebilecek. Elbette bu çocuklar, pahalı tedavileri sağlayabilecek, gerekirse yurtdışına gönderilebilecek zengin çocukları olmayacak. Ya sağlıklı çocuklar fakir ailelerden para karşılığı alınarak izinle kullanılacak veya fakir ve hasta olanlar tercih edilecek.

Avrupa'da, Amerika'da, bırakın tıbbi malzeme ve tedavi yöntemlerini, makyaj malzemelerinin hayvanlar üzerinde denenmesine bile hayvan hakları savunucuları, çevreciler karşı çıkıyor. Birçok firma ürünlerinin üzerine "hayvanlar denek olarak kullanılmamıştır" yazmak zorunda kalıyor.

Bu madde sessizce kanunlara eklendi mi?

Eklendiyse yeni bir nüfus plânlama metodu(!) olarak mı düşünülüyor bilmek istiyoruz.

Bilmek yalnız bizim değil tüm toplumun hakkıdır.

Evet burası vatandaşın hayvanla karıştırıldığı bir ülke ama yine de sahipsiz değil!

Turizm Bakanı bunu da yorumlasın!
Alanya'da üç kadın turist, otellerine yakın bir yerde, yaya geçidine doğru yürürken bir arabanın altında kalarak yaşamlarını yitirmişler. Yaya geçidine yöneldiklerine göre yolun kenarından yürüyorlardı herhalde, ortasından değil. Ama yaya geçidinin tam üstünde olsalardı da bir şey fark etmezdi zaten, bizde yaya geçidini takan kim? Eğer bir araç durup yol verecek olursa yayalar pek şaşırıyor. Hayretten faltaşı gibi açılmış gözlerle durakalıyorlar.

Şehir içinde bile son sürat giden ve insan hayatına zerre kadar önem vermeyen, trafik suçuna ağır ceza getiren yeni yasaların uygulanmayışı nedeniyle hak ettiği cezayı alamayacağının da bilincinde sürücüler varken Alanya yolundaki kazayı umursayan da olmaz tabiî...

Haberi duyar duymaz Acaba Turizm Bakanı bu olayı yorumlasa ne derdi' diye düşündüm. "Türkiye'ye milyonlarca turist geliyor, üç fazla, üç eksik fark etmez" der miydi meselâ?

Bırakın turizmin bir bütün olarak ele alınıp, turistik bölgelerde azami dikkatin gösterilmesi, her şekliyle can güvenliği sağlanması zorunluluğunu, tatil sezonu gelir gelmez trafik nedeniyle herkes için can güvenliği sıfırlanıyor.

Bunu üç günlük bayram tatillerinde bile görüyoruz; "yola çıkan ölür, ona göre" şartını unutmadan çıkılacak yola... Çaresi yok.

Şimdi izleyin, bin türlü neden bulunarak bu kazayı yapan da serbest bırakılır yakında...

Ölen öldüğüyle de kalmaz, mutlaka suçlu çıkar.

Hepsine hayranım ben... Trafiğimize de, turizmimize de, kanunlarımıza da...

En büyük biziz, başka büyük yok!

Soykırım anketi!
Okurlarımdan Internet'teki "soykırım anketi" ile ilgili mail yağıyor. Birkaç gün önce, bana sivil toplum kuruluşlarından gelen bir uyarıyı duyurmuş, yabancılar tarafından yapılan bu ankete bizim de katılmamız gerektiğini yazmıştım.

Birçok okurum "Yazınızın çıktığı gün evet oyları çoğunluktayken, bir gün sonra hayır oylan büyük farkla öne geçmişti" diyerek teşekkür ediyorlar. Aynı bilgisayardan defalarca aynı tuşa basılabileceğini, 5 dakika içinde "yes" tuşuna basanların sayısının 4000 olduğunu, soru "Ermeni soykırımını Türkiye kabul etsin mi" şeklinde sorulduğu için "No" tuşlansa bile peşinen "soykırım" kelimesinin kabul edilmiş olacağını ve bu nedenle endişeye düştüklerini söyleyenler var.

Gerçekten de "Soykırım" tanımının bu şekilde kullanılmış olması düşündürücü. Sorunun "Sizce Ermeni soykırımı oldu mu ve Türkiye bunu kabul etmeli mi?" olması gerekirdi.

Yine de, bu haliyle bile "hayır"ların fazla çıkması gerekiyor. İsteyenlere adresi tekrar veriyorum: http://www.network54.com/ votelet/29462

DİĞER YENİ YAZILAR