Sivil toplum kuruluşları ile kadın hukukçular ve tüm kadınların, 2001 yılında kabul edilen ve 2002 Ocak ayından itibaren uygulanmaya başlayan Medeni Kanun'un "Mal Rejimi" ile ilgili "Yürürlük Maddesi" ne son dakikada konulan ve gizlice bir gece yarısı Meclis'ten geçirilen değişikliği kabul etmediklerini biliyorsunuz.
Önceki hükümet Türkiye'deki kadın nüfusun yansının, büyük bir haksızlık ve ayırımcılıkla bu yasadan yararlanmasını önlemişti.
Kanaltürk'ün Kadınlar Klübü programı bu haksızlığı ele alarak kampanya halinde aylarca sürdürdü. Kampanya sırasında toplanan çok sayıda imzayı hukukçularla birlikte Meclis'e götürerek canlı yayın ile milyonların şahitliğinde her partiden temsilcilere iletti.
O dönem AKP Grup Başkanı olan Mehmet Ali Şahin haksızlığı hemen farketmiş ve altına muhalefet şerhi koydurmuştu. Kadın temsilcileri Meclis'e gittiğinde CHP'nin Gaye Erbatur gibi kadın sorunlarında öncülük eden milletvekilleri ile birlikte AKP Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin de kadınlara devlet eliyle uygulanan ekonomik şiddet demek olan bu maddenin değişmesi için elinden geleni yapacağına söz verdi.
AB baskısı
Sivil toplum kuruluşları aile içinde kadını diğer şiddet türleri karşısında da çaresiz ve güçsüz bırakan Medeni Kanun haksızlığını ekonomik şiddet olarak değerlendirmekte gayet haklıdır.
Son AB ilerleme Raporu'nun en önemli istekleri arasında "kadın haklarının tam olarak sağlanması" da yer alıyor.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'in Medeni Kanun Yürürlük Maddesi'nin değiştirilmesi ile ilgili kanun teklifi bir-iki gün önce Meclis'e sunuldu. Şimdi AKP, CHP ve diğer partilerden bunun en kısa zamanda gündeme alınarak değiştirilmesini bu nedenle de sağlamaları bekleniyor.
Kadınların onurunu ve şiddeti önlemeyi gerçekten önemsiyorlarsa işte fırsat, ispat etsinler.
Dünya kadınları Türkiye'de! Bugün ve yarın (11-12 Kasım) İTO Maçka Kampüsü'nde uluslararası bir konferans veriliyor. "Aile İçi Şiddete Son-Dünyadan örnekler" başlıklı konferansa başta BM Nüfus Fonu Türkiye Temsilcisi Anne-Birgitte Albrectsen olmak üzere İngiltere, Amerika, Kanada, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, İspanya, İsveç, Almanya gibi ülkelerden çok sayıda kadın örgütü katlıyor.
Ben ne yazık ki ciddi özel nedenlerle Cumartesi akşamı konuklar onuruna verilen yemeğe katılamıyorum ama kadına karşı her türlü şiddet, eğitim, sığınma evleri, bu sorunlarda özel sektörün rolü gibi çeşitli konuların ele alınacağı konferansa katılıp diğer ülke temsilcilerine Medeni Kanun haksızlığını da duyuracağım tabii...
Konferansı izlemek isteyenlerin sabah 9.30 da İTÜ Kampüsü'nde olmaları gerekiyor.
Muhteşem manşet!
Kim ne derse desin ben "muhteşem" kelimesini duygularımı anlatma açısından muhteşem buluyorum. Ve dün, 10 Kasım'da iki muhteşem vardı bence:
VATAN'ın Halim Yağcıoğlu'nun kusursuz Mustafa Kemal yazısı ile birlikte verdiği "Siz beni hâlâ anlamadınız" manşeti ile Koç'un 4. sayfada benim yazımın yanındaki, Londra Madame Tussaud Müzesi'ndeki Atatürk'ün -kendisine hiç benzemeyen- balmumu heykelini "gerçeğe en uygun haliyle yenilediklerini" bildiren "Ne mutlu hepimize" ilânı...
Muhteşemdi ikisi de... Gözlerim yaşararak okudum.
Onu gerçekten hâlâ anlamadık ama hiç değilse çoğunluğumuz hak ettiği saygıyı gösteriyoruz. Bir gün doğru anlamayı da öğreneceğiz nasıl olsa!
TMO'dan mail yağıyor!
Toprak Mahsulleri Ofisi'nde yaşanan kadın müdür kıyımı ile ilgili yazılarıma günlerdir teşekkür yağıyor. Devlet kurum ve kuruluşlarına kadın yerine erkeklerin alınmasıyla ilgili kararları, hatırlayacaksınız basında çıkan tepkiler sonucunda değiştirmek zorunda kalmışlardı.
Görünen o ki bu değişiklik halihazırda çalışan kadınların çıkarılması ile yine istenen noktaya getirilmekte... Bakın gelen mektuplardan biri ne diyor:
".....birçok bayan yöneticiyi baskıyla emekli ettiler veya görevden aldılar. 3-4 bin personeli olan kuruma, Gnl. Md. Yrd. olarak birkaç ay önce gelen tarikatçıdan sonra topu topu 2 bayan yönetici kaldı. Ama yükünü çeken de, kurumu ayakta tutan da yine biz bayan çalışanlar(...)
Bunların hakkından bizim gelme yollarımızı da kapatmışlar. Mahkemeye verseniz bu kez de süründürüyorlar..."
Türk kadınına saygıdan söz eden AKP yöneticilerine soruyorum; bu mudur kadına saygı?
Bu mudur vatana saygı ve sevgi?
AKP'nin sözü ve şiddet!
Sivil toplum kuruluşları ile kadın hukukçular ve tüm kadınların, 2001 yılında kabul edilen ve 2002 Ocak ayından itibaren uygulanmaya başlayan Medeni Kanun'un "Mal Rejimi" ile ilgili "Yürürlük Maddesi" ne son dakikada konulan ve gizlice bir gece yarısı Meclis'ten geçirilen değişikliği kabul etmediklerini biliyorsunuz
Haberin Devamı

