Gönderilen basın bülteni bana da geldi. AKP'li bir kadın grubu yarın, 6 Kasım'da Lahey'de "Türkiye'de kadın sorunları" konuşacaklarmış. Uzun süredir ilgili çevrelerde sözü edilen enteresan bir gelişme! Toplantının nedeni hakkında biraz daha somut tarif isterseniz basılan iki ayrı davetiyedekileri verebiliriz:
- "Kadına yönelik şiddet ve töre cinayetleri"
- "Kadın erkek cinsiyet eşitliği"
Bu davetiyelerden ne bana, ne de basının kadın yazarlarının büyük çoğunluğuna gönderildi. Sözü geçen konulan yıllardan beri takip eden 'kadın hakları' çalışmasıyla ünlü hukukçulara, "TCK Kadın Platformu" gibi STK'lara gittiğini de duymadım. Aslına bakarsanız böyle bir toplantıda konuşmacı olarak davet edilmesi gereken isimleriz biz. 15-20 yıldır kadına yönelik şiddet ve töre cinayetlerini önlemeye çalışan, ilgili yasaların çıkmasında rol oynayan, "eşitlik" konusunda sayısız çalışma yapmış isimler.
Ne konuşmalı?
Hiçbirimiz, davet edilmiyoruz. Kim ediliyor: Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu'nun değişme sürecinde, erkek milletvekilleri çalışır, konuşurken, bütün ricalarımıza karşın ağzını açıp tek kelime etmeyen, küçük parmağını bile kıpırdatmayan AKP'li hanımlar. Milletvekilleri ve diğerleri.
Çok merak ediyorum; hiçbir bakan ve milletvekili eşinin çalışmadığı bir hükümeti temsilen giden bu hanımlar neyi savunacaklar? Kadının çalışma hakkını mı, iş dünyasında, eğitimde, yönetimlerde kadının geri bırakılışını mı, yoksa ağızlarını açmadıkları için "ağır tahrik" maddesiyle çıkan ve hâlâ ceza indirimine tabi olan namus cinayetlerini mi?
Belki, kendi rızasıyla ilişkiye giren gençlere AKP tarafından getirilen çağdışı hapis cezasını eleştireceklerdi(!) kimbilir?
Ama aslında bence konuşacakları tek konu var; "Kamusal alanda türban yasağı"... İnanın ben de bu yasağın kalkmasını istiyorum, bakalım o zaman ellerinde "kadın hakkı" olarak isteyecekleri ne kalacak?
Gerçi orada da bir takım sorunlar var. Örneğin; üniversitelerde türban izni çıksa devlete ait işyerlerinde ne olacak? Meselâ, bugün bazı özel hastanelerde yaşandığını duyduğumuz sorunlara; bir erkek çocuk hastaya (veya daha da önce erkek kadavraya) dokunmak istemeyen kadın doktorlara nasıl çare bulacaklar?
Veya Belçika'da bize anlatılan bir sorun: İşe giren türbanlı kadınların erkek memurlarla konuşmak ya da aynı odada oturmak istemeyişine... Bence objektif olmak için o konunun içinde, Avrupalıları kara kara düşündüren bu sorunları da tartışmalılar.
Her ne tartışırlarsa tartışsınlar, konuşmamaları gereken tek konu "Yasalarda; Medeni Kanun ve TCK'da kadın hakları" olmalı... Hele de başlarında, organizatör olarak kadına karşı şiddetle ilgili yasaların çıkma sürecinde devamlı olarak kadınların lehine maddelerin karşısında yer alan, TCK Kadın Platformu ile birçok kadın örgütü hakkında dava açan, onlara "birkaç marjinal kadın" diyen, bugün hâlâ Avrupa'nın unutamadığı ve nedenini sorup durduğu "Zina Yasası" nın çıkması için canla başla çalışan Nimet Çubukçu adında bir milletvekili varken.
Ele güne çok ayıp olur, değil mi?
Virgül!
Tek bir virgül ne kadar önemlidir, kullanıldığı yere göre cümlenin anlamını bir anda değiştiriverir.
Eğer imlâyı iyi bilmiyorsanız aklınızın estiği yere bir virgül koyar bazen bir cümleyi, bazen koca bir paragrafı altüst ediverirsiniz.
Gazete haberleri veya köşe yazılarında da tavuk yemi gibi serpiştirilmiş virgüllere rastlanıyor maalesef. Çoğu kazadır. Örneğin ben eğer bir yazıda telefonla 'son dakika değişikliği' yapmışsam bakıyorum her kelimeden sonra bir virgül...
Dün de 'Sonuncu genel başkan' olması gereken bir cümle başlangıcı 'Sonuncu, genel başkan' şeklinde yazılınca ben de üşenmeyip küçük bir virgül üzerine koca bir yazı yazmaya karar verdim.
Bu tür noktalama işareti veya harf hatalarının bizden kaynaklanmadığını bir kez daha hatırlatmak için.
Türkçe önemlidir, virgül hatasından dolayı özür diliyorum.
AKP'li hanımların "kadın hakkı" çıkarması!
Gönderilen basın bülteni bana da geldi. AKP'li bir kadın grubu yarın, 6 Kasım'da Lahey'de "Türkiye'de kadın sorunları" konuşacaklarmış
Haberin Devamı

