AKP’ye oy vermek istiyorsanız..

Haberin Devamı

Dün bağımsız aday Baskın Oran’ın “Ezber Bozan (veya Bozamayan) Sözlük” kitapçığındaki süper (!) buluşları yazmaya başlamıştım, devam ediyorum.

Bizim hafızamız milletçe o kadar güçlü ki zaten hiçbir şey hatırlamadığımız için alt alta yazılmış biraz aykırı görünen ama çoğu bugüne kadar tekrarlana tekrarlana kalıplaşmış sözcükleri hiç sorgulamadan “Vay be, ezberim bozuldu, Meclis’e girsin de herkesin ezberini bozsun” diye kabulleniveriyoruz. Oysa bu “gerçek sol adayım” diye ortaya çıkan bağımsızlara verilecek oylar birşeyleri bozacak ama o “ezber” olmayacak.

Zaten yine en az yüzde 60-65’i bölünmüş oylar biraz daha bölünecek ve AKP “karşısında yalnızca 2 veya 3 güçlü muhalefet partisiyle rüyasında göremeyeceği” oy oranına bu bölünmüşlük (özellikle de GP) sayesinde sahip olacak. Sonra da sanki bu icraatlarına duyulan hayranlıktan olmuş gibi “işte istediğimiz oyu aldık, halk bizi istiyor” diyecekler.

BİR DE BÖYLE BÖL!

İşte bu bölünmüş oyları bir kez de, sanki bugüne kadar bağımsız milletvekilleri bir iş başarmış gibi ortaya çıkan, hafızası güçlü (!) veya aslında AKP sempatizanı isimlerin de desteklediği (bu arada az sayıda solcu destekçisi de var tabii) Baskın Oran ve onun gibi sol adaylar bölecekler.

Baskın Oran’a neden AKP yandaşı medya tarafından fazlasıyla destek verildiğini hiç mi merak etmiyorsunuz?

Bu “bağımsız” adaya maddi desteğin kim tarafından verildiği de net şekilde açıklanmadı.

Onun için baylar, bayanlar oylarınızın AKP’ye yaramasını istiyorsanız siz de koşun ve yol gösterenlerinize inanarak oyları bölün...

Şimdi dönelim meşhur “Sözlük e...

“Türkiye ne laik, ne demokratik, ne sosyaldir. Hukuk devleti de değildir. Bunları sağlamak için bir sivil anayasa hazırlanmalıdır” diyor.

Bugüne kadar TV programlarında bile defalarca tekrarlanan sözler... Ama örneğin “Neden demokratik değil?” sorusunun cevabı her şeyden önce “Seçim ve Partiler Yasaları” na, dokunulmazlıklara dayanıyor ki, bunların birincisi hiç bir partinin programında, ikincisi AKP’de halâ yok. Ne yapacak Baskın Oran? Tek başına kanun mu çıkaracak?

“İç ve dış düşmanların tehdidi altındayız” korkusunun yanlış olduğunu, komünizmden sonra yeni düşman olarak “dinciler ve bölücüler” in yaratıldığını söylüyor. Yani AB ve ABD’nin Türkiye ile ilgili hiç bir planı yok; örneğin “yakalanan PKK’lılarda ele geçirilen ve belgelenen 260 bin silâh” Amerikalı üst düzey subayların ve gazetecilerin de resmen açıklamasına rağmen yalan... BOP, Kürdistan haritaları filân hikâye, dincilik, bölücülük hayal ürünü...

Kendinizi masal anlatılan çocuk gibi hissetmiyor musunuz?

ASIL SOLCU NE YAPAR?

Baskın Oran CHP’yi kötülemeye bir bölüm ayırmış, onların oylarını böleceği için doğal olarak bu gerekli. Ama nedense normal şartlarda “asıl sol aday muhalefeti” yandaşlarını zengin eden, çocuklarına gemi ticareti yaptıran, fabrikalar kurdurtan, belediyelerine seçimde para dağıttırtan, Berlusconi’nin uçağının aynısını isteyen, öte yanda işsizlik, yoksulluk, terör, trafik hiçbir sorunu halledemeyen bir iktidarın icraatlarına yapılmalı iken o yok...

Kendisi gibi düşünenlerin de bu konuda sık sık kullandıkları “ezber bozma” ifadesi aslında Ermeni soykırımı iddiası için ortaya çıkarılmıştı. İşte burada Baskın Oran tehcirin bir katliam halini aldığını, Ermenilerin öldürüldüğünü, soyulduğunu, mallarının yağmalandığını söylüyor. “Saklamak yararsız, bütün dünya biliyor, bir biz bilmiyoruz” diyerek.

SOYKIRIM DEMEMİŞ

“Jenosit” terimini aynı görüşteki diğer Türk akademisyenler gibi kullanmıyor ama zaten onlar bu kadarını söyleyince Minnesota Üniversitesi’nden Prof. Feinstein’in öncülük ettiği yabancı akademisyenler ve Ermeni diasporası, “Jenosit” i (soykırım) dünyaya kabul ettiriyorlar.

Peki Baskın Oran objektif bir bilim adamı ise burada tehcir kararının hangi şartlar altında alındığını neden 2 cümlecik (gemicikten esinlendim) ile anlatmamış acaba?

1915’te tehcir kararı öncesi Osmanlı Ermenilerinin ülkenin tam 26 yerinde isyan çıkardıklarını, 4 cephede savaşmakta olan orduyu arkadan vurduklarını, Fransız ordusunun yarısına yakınını oluşturduklarını, İngiliz ve Rus ordularına da katıldıklarını, Anadolu’daki çetelerinin erkeksiz kalmış köylere saldırarak kadın ve çocukları işkenceyle, gözlerini oyarak öldürüp yaktıklarını, 530 bin Türkün de öldürüldüğünü neden anlatmamış?

Alman, Amerikan ve Rus belgelerinde bulunan, Ermenistan’ın ilk başbakanı Kaçaznuni’nin de açıkladığı bu gerçekleri bilmiyorlar mı?

Ermeni tarihçilerin masaya oturup belgelerle tartışmaktan neden kaçtıklarını bilmiyorlar mı?

Ezber bozmak isteyen gerçekleri tümüyle açıklar, ezber ancak öyle bozulur, böyle değil!

*****

Üç parti garanti!

Başbakan Erdoğan’ın son konuşmaları yine çok enteresan. Devamlı MHP ile uğraşıyor. Örneğin; “Bahçeli hortumculara göz yumdu” lâfi... Güler misin, ağlar mısın?

Onlarca AKP’li milletvekilinin, bakanların raflarda bekleyen suç dosyaları dururken ve dokunulmazlıkların kaldırılmasının halâ sözünü bile etmez, suçlulara aynen Meclis yolunu açarken, eylemi yapanları unutup “göz yumdu” diye başkasını suçlamak hakikaten cesaret ister.

Bir de “Şu anda iki parti garanti gözüküyor” demiş. MHP ve DP’yi baraj altına itivermek iyi kurnazlık doğrusu, ne kadar seçmeni tereddüde düşürse kârdır.

Oysa MHP’nin barajı kesin geçeceği gibi, DP’nin geçmesi de büyük ihtimal gibi görünüyor.

Unutmayayım “CHP iyice dağıttı, çocuklarımızın işine taktı, ne iş yapsalardı yani” diğerlerinden de iyi... Dürüst siyasetçilerin çocukları gibi sıfırdan başlayıp adım adım yükselselerdi meselâ...

Bir yanda “Biz köyden, gecekondudan çıktık” diyen babaları dururken gemicikle, fabrika vs. ile başlamasalardı.

Bakın bir okurumuz “Ben de gemicik almak istiyorum ama bankalar kredi vermiyor. Yolu nedir bunun anlatırlar mı” diye soruyor.

Anlatırlar mı dersiniz?

Bu arada “22 Temmuz’da göreceksiniz” filân diyenler çıkıyor. Hemen söyleyelim; biz sistemin olanca çarpıklığına rağmen çıkacak sonuca, halk iradesine saygılıyız, hiiç farketmez.

DİĞER YENİ YAZILAR