AKP yargıyı yok mu sayıyor?

Haberin Devamı

Referandum adı altında “tek yanlı reklam kampanyalarıyla halkı kandırma”, karşı görüşlerin tartışılmasına bile fırsat vermeden her konuyu halk oylamasına götürme olayı meşrulaştırıldıktan sonra sıra geldi yargı denetimini önlemeye...
Burada konu türbanın üniversitede serbest bırakılıp bırakılmaması, yani Anayasa’ya konulması istenen şartın kendisi değildir; devleti oluşturan yasama, yürütme, yargı erklerinin arasından yargıyı çekip çıkarmaktır.
Sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin sesi kısılıp baskı altına alındıktan sonra sıranın “yüksek yargı” kararlarına gelmiş olmasıdır.
Bu yapılırken “girmeye çalışıyoruz” diye dünyaya ilan ettikleri AB’nin mahkemesi olan AİHM kararlarının da etkisiz kılınması amaçlanmaktadır. (Asıl önemli olan bundan sonra her önemli kararda benzer bir durumun ortaya çıkmasıdır.)
Bir yanda “sınır ötesi harekat” havası sürerken ve ilgi buraya yoğunlaşmışken bir yandan yargıyı devreden çıkarmak üzere kamuoyu baskısı yaratma çalışmaları da yürütülüyor.
Tartışma süreci başladığında bu baskı yoğun olarak ortaya çıkacak ve belki arkadan bazı değişiklik maddelerinin de referanduma sunulması isteği gelecektir.
Her konuda olduğu gibi hükümetin “iç siyaset strateji uzmanlarının” yoğun bir faaliyet yürüttüklerine hiç şüphe yok. Çoğunluk şu sıralarda başka konulara yoğunlaşmışken özellikle...

*****


Hakimler korkuyor mu?

Bazen istesem de önemli konuların hepsine değinecek fırsat bulamıyorum.
Birkaç gün önce “kadınlara ve çocuklara erkekler tarafından uygulanan şiddet”i ancak hakimlerin ağır cezalar vererek durdurabileceğini yazmıştım.
Karısını “blucin (veya tayt) giydiği ve bir erkeğe saat sorması nedeniyle” öldüren adamın cezasının önce “cilveli cilveli sordu” dediği, sonra da “pişmanım” dediği için bol keseden indirildiği haberi daha sonra geldi.
Bunları duyunca insan ya bu hakimlerin “bir insan hayatının önemini kavramamış olduğuna” veya “korktuğuna” inanacağı geliyor.
Böyle kararları veren hakimlerin topluma da “Dünyanın başka hangi ülkesinde benzer bir durumda katillere böyle ceza indirimleri yapıldığını” açıklaması zorunluluk haline gelmeli .
Yoksa bu kararlarla gerçekten memleketi “kadınlar cehennemi”ne çevirecekler!

*****


Ayvalıklı müthiş gurme!

Aşure, reçel, helva (un ve irmik) gibi kıvamını ve lezzetini tutturmanın zor olduğu tatlıları uğraşarak ustaca yapmayı severim. Pişene kadar başında bekler, annemin deyimiyle “onunla birlikte pişerim”. Övünmek gibi olmasın sonuçlar da genellikle iddialı çıkar...
Ama, yapabilecek olmama rağmen kafadan yapmıyorum, mutlaka rakipsiz bulduğum ve her tarifini beğendiğim kitaplardan faydalanıyorum.
Aşure ve helvalar için Engin Akın, Mikis Lambraki’nin Türk-Yunan Mutfağı, reçeller için ise ünlü bir Ayvalıklı gurme olan Erkan Acurol’un “Ayvalık Mutfağı” kitabından...
Bunlara göre yaptığınızda en iyi sonucu almanız pek de zor değil (ama dikkat, özen gerekiyor doğrusu. Bir de sevgi. Severek yapacaksınız, keyifle...)
Övünmek gibi olmasın , yaz başından başlayarak pişirdiğim ve dostlarımla da paylaştığım çilek, şeftali ve vişne reçelleri kavanozlarla buzdolabında duruyor ve kahvaltılarda tadına doyum olmuyor.
Hele de sevgili dostlarım Dursun-Turgut Haseki çiftinin Adana’dan gönderdiği, Toros Dağları’nın tereyağı ile yenirse...
Bu kitaplardan alıp yemek ve tatlılarını bir deneyin, bana teşekkür edeceksiniz. (Firmalar kusura bakmasınlar ama ben onları kullanmaya başladıktan sonra marketlerde satılan ve içine jöle konan hazır reçellere elimi süremiyorum.)



DİĞER YENİ YAZILAR