AKP sıkı bir muhalefet ihtiyacı içinde!

Dün, uzun süredir zaman bulamadığım için gidemediğim kuaförüme uğradım. Bahattin Bey saçlarımı tararken gülerek aynen şöyle dedi

Haberin Devamı

Dün, uzun süredir zaman bulamadığım için gidemediğim kuaförüme uğradım. Bahattin Bey saçlarımı tararken gülerek aynen şöyle dedi:

"Ne güzel, AKP Lütfi Kırdar Kongre Salonu'mı düğün salonuna çevirdi acaba bizim çocukların düğününü de orada yapsak izin verirler mi?"..

'İzin verirler mi bilmem ama onlar kadar altın toplayamayacağınız kesin' diye cevaplarken bir yandan da AKP'nin halkın dikkatinden kaçtığını sandığı konularda ne kadar yanılmakta olduğunu düşünmekteydim.

Sonra devam ettim;

'Aslına bakarsan ben de bir şirket kurup büyük ihaleler almak istiyorum. Ama önce AKP'ye kaydımı yaptırmam gerekiyor. Zira AKP'li olursan ihaleye ve hatta şirketin olmasına bile gerek yok. 70 milyon dolarlık işleri kendilerine yakın isimlere istedikleri gibi veriyorlar.'..

Gerçekten de o anda henüz VATAN'ın dünkü manşetinin ve Birol Bayram'ın muhteşem karikatürünün etkisi altındaydım. TCDD İzmir Limanı'nın, yılda 70 milyon doları bulan taşıma işleri, yasalara göre ihaleye girmek için şirketlerin en az 5 yıllık çalışma belgesi olması gerekirken bir AKP eski üyesinin şirketine ihalesiz verilmişti.

Hem de liman hizmetlerinin özel sektöre devir işleri için (HANGİ ŞART ALTINDA OLURSA OLSUN) TCDD Rekabet Kurulu'ndan görüş alınma zorunluluğu olmasına rağmen, bu yapılmadan... Bu uygulama, bir kez daha AKP Hükümeti için yasaların, kuralların fazla anlamı olmadığını, istemelerinin yeteceğini gösteriyordu. Yapılanların nasılsa bir şekilde kitabına uydurulduğu, toplumun daha önceki hükümetler döneminde asla kabul ermediği her konunun kabul gördüğü bir dönemde "alıştırma, unutturma" yöntemi varken yasaya, kurala pek de gerek kalmamıştı zaten.

Siyasiler yeni çıkardıkları yasalarla, basın ağzını açsa anında yargı yoluyla susturma metodunu kullandıklarından ve medyanın büyük bir kısmının da göbeğinden hükümete bağlı olmasından dolayı basın da tehlike değildi artık. Bu durumda kala kala gerçekleri dile getirecek bir VATAN kalmıştı.

Öncekilerin günahı ne?
Ulaştırma Bakanlığı, daha önce benzer "özel uygulamalar, yakınlara verilen özel haklar" nedeniyle gündeme gelmiş, olay yaratmış olmasına rağmen yeni bir skandal uygulamadan bile çekinmiyordu.

Bunun yanında yine partili bazı büyük firmalarla iş ortaklıkları, yakın ilişkiler, bu firmaların adını anarak, poşetlerim taşıyarak ve dağıtarak sahipleriyle fotoğraf çektirerek yapılan reklâmların da sözü edilmiyordu.

O zaman biz neden daha önceki liderleri, politikacıları "aile fotoğrafı" filân diyerek bu kadar hırpalamıştık ki, onların günahı neydi?

AKP'nin karşısına iç sorunlarını halletmiş düzgün bir muhalefetin, halk desteğini alan bir liderle çıkması millî bir görev haline geldi. Bu konu artik CHP'nin kendi iç sorunu filân değil, tam aksine ülke sorunu. Haftalar boyu uzatmak yerine en kısa zamanda çözmedikleri takdirde karşılarına çıkacak asıl büyük sorun toplumun tepkisi olacak.

Yoksulluk sınırı altında...
Dün VATAN'da bu ihalesiz ve yasa dışı iş teslimi haberinin altında "Türkiye'de memurun %94'ünün yoksulluk sınırının altında yaşadığı" ve çalışanların vergi yükünün son 3 yılda 5.5 puan arttığı haberi vardı.

Üniversite mezunu gençleri işsizlikten, parasızlıktan kıvranan, memuru işçisi yoksulluk sınırının altında yaşayan, çalışan halkının beli vergiyle bükülmüş bir toplum ne iktidara ne de muhalefete susar.

Her ikisini de yerle bir edeceğini daha önce kaç kez gösterdi, hafızalar bu kadar mı zayıf?

Ve bu uyuşturan TV programları acaba birileri malı götürürken halk uyanmasın diye mi yapılıyor?

Doğu ile Batı arsındaki fark
Bu konu hepimizin dikkatini çekiyor, bizler de defalarca yazdık ama durum giderek daha da beter hale gelmekte...

Kafanızda Türkiye haritasının ortasından dikey bîr çizgi çizin. Bunun batısında kalan illerin hemen tamamında okullar, eğitimi özel öğretmenlere ve kurslara bırakmış haldeler. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerin "en iyi" denilen ve en iyi iddiasında oldukları için de en pahalı özel okuları bile öğrencilerini kurslara, özel öğretmenlere yönlendiriyorlar.

Lise ve üniversite sınavları yaklaşan öğrenciler (iki yıl öncesinden başlamak ve hafta sonları dahil olmak üzere) yaz aylarında start veren kurslara devam ediyorlar. Bu da yermiyor matematik, Türkçe, dil, tarih kısacası hemen her dersten özel hocalar tutuyorlar.

O özel okullara verilen paralara bir de bunlar eklenince ailelerin halini siz düşünün.

Öte yanda, geçtiğimiz yıllarda görüldüğü gibi doğu illerinin devlet okullarından gelen öğrenciler ÖSS'de en iyi dereceleri alıyor.

Peki bu durum bizim ilgimizi, tepkimizi, çekiyor da Milli Eğitim Bakanlığı'nı neden hiç ilgilendirmiyor acaba?

Çocuğu olan aileler ne zamana kadar bu mağduriyeti yaşayacaklar ve batıdaki okulların yönetimleri, öğretmenleri neden sorumluluğu üstlenmiyor?

Bakanlıktan bir çok konuda cevap bekliyoruz ama hâlâ çıt çıkmıyor!

TV'lere önemli not
Millet, yeni senaryolarla ortaya çıkan Caner'le Tülin'ininizden de, Semranım'la Sinem'inizden de, bunlara benzer programlarınızdan da bıktı.

Üniversite, lise öğrencileri arka arkaya gelen e-maillerde televizyonlara ağza alınmayacak küfürler ederek, bu görüntülerle yeniden karşılaşmamak için TV'lerini açmadıklarını söylüyorlar.

Bütün bu saçmalıkları bir şey sanıp izleyen ev kadınlarına göre gece gündüz, saatlerce yayın yapamazsınız. Tek isteğiniz işsiz güçsüzlerden gelen reytingler ile alacağınız reklâmlar olamaz.

Lütfen toparlanın artik!

Not: TV'lerden isteyen olursa bu mailleri gönderebilirim.

DİĞER YENİ YAZILAR