Dikkat çekmeyecek gibi değil, seçimlerde de oluyor, referandumda da oldu, oy verme gününden çok önce AKP’li siyasetçiler ve ilk günden beri onları destekleyen medya (ki iktidar döneminde sayıları katlanarak arttı) bir rakam telaffuz ediyor , bazı araştırma şirketleri aynı rakamı buluyor ve bir bakıyorsunuz küçücük bir hata payı ile o oran tutturulmuş. Tahmin yetenekleri takdir edilmeyecek gibi değil.
Ama işte Yüksek Seçim Kurulu referandumda da muhalefet partilerinin taleplerine rağmen ‘oyların toplanma safhasını’ izlemelerine izin vermeyince, sandık bazında alınan oyları da açıklamaya yanaşmayınca milletin seçimlere olan güveni kesinlikle sarsıldı. YSK bu tepkilere, endişelere hiç kulak asmadan bildiğini okuduğu için de çözüm bulunamıyor. Ama gel gör ki bu seçim diğerlerinden de büyük önem taşıyor.
Özellikle de referandumda “yargı reformu yapılacak, darbe ve muhtıraların hesabı sorulacak” diye yapılan propagandaların sonunda iktidarın “yargı reformu” dediği şeyin “yüksek yargıyı da kendimize bağlayacağız” olduğu anlaşıldıktan sonra.. Ve şimdi, referandumdan aylar önce TV’lerde “en az yüzde 60 Evet çıkacak” dedikten sonra “yüzde 58” çıkmasının ardından gelecek seçim için de AKP “en az yüzde 50” diyor.
TÜRKİYE’YE DERS!
Medyadan devamlı “AKP yine birinci parti” tahminleri sık sık pompalanıyor, öyle ki seçimlerde ne sürprizler yaşanmış Türkiye’de artık hiçbir sürprize yer yok gibi..KONDA Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü Bekir Ağrıdır önemli uyarı ve vurguların olduğu bir açıklama yapmış, önce Tunus’taki halk devriminden söz ediyor.
Burada kısa bir hatırlatma yapalım; Tunus’taki devrimin nedeni olarak hep kaçan Başkan döneminde “muhalefete yer verilmediği” vurgulandı ve “demokrasi fakiri Tunus” , “demokrasiden yoksundu” gibi tanımlar kullanıldı.
Tunus’tan yapılan açıklamalarda “halkın güvenli seçim istediği ama bunu sağlayacak zamanın olmadığı” söylendi.
Devrim olduğunda “Wikileaks yazışmalarında Tunus Başkanı ile ilgili yolsuzluk haberlerinin tetiklediği” de manşetlerden verilmişti.
Bekir Ağrıdır diyor ki: “Tunus’ta devrim oldu, Başkan kaçtı ama yeni kurulan hükümette yine önceki dönemin başbakanı ve bakanları var. Muhalefetten sadece 3 bakan kabineye girebildi. Bunun nedeni Tunus’ta halk muhalefeti vardı ama muhalefetin aktığı bir ana nehir yoktu . Muhalefet bölük pörçük, örgütlenmemiş, Başkan kaçtığında ne yapılacağını, nasıl ve kimlerle yapılacağını üreten, hayata geçiren bir merkez olmayınca sonuç da bu oluyor. Türkiye’nin bundan çıkaracağı dersler var.”
İKTİDARA HAZIR OLMAK
Türkiye acaba “demokrasiden yoksun” değil mi, muhalefete yer veriliyor mu , bağımsız olması gereken kurumların ve halkın doğal tepkilerine saygı gösteriliyor mu? Millet seçimleri güvenli buluyor mu ? Wikileaks yazışmaları Türkiye için ne diyor? Kısacası biz ne kadar demokrasi zenginiyiz ya da fakiriyiz , bunlar cevabı araştırılması gereken sorular. Ama Ağrıdır halka sorulan bir soruya aldıkları cevabı açıklamış ki çok önemli: “Türkiye’de sorunu kim çözer” sorusunu sadece yüzde 59 “bir partinin adını vererek” cevaplamış ve AKP de bunun içinde . Bekir Ağrıdır, bunun nedeninin “halktaki umutsuzluk” olduğunu söylüyor.
Demek ki hiçbir parti şu anda millete “sorunların çözüleceğine dair tam bir güven” veremiyor. Ayrıca sadece yüzde 59 partilerin adını veriyorsa AKP’nin oylarını arttırdığını gösteren bir veri yok demektir.. Ama muhalefet partilerinin ciddi bir güven kazandığını gösteren veri de yok.
Özellikle ana muhalefet partisi seçime neredeyse 4 ay kala herhangi bir atak yapmış değil. Önemli gelişmelerin çoğunu ya ıskalıyor , ya geç tepki veriyor , ya da parti yönetiminden birilerinden anlamsız, yanlış açıklamalar duyuluyor ( ki Gürsel Tekin’in yanlış anlamlar yüklenebilen açıklamaları ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun “hedefimiz yüzde 37” açıklaması başta).
Böyle önemli ve gelecek için işaretler veren olayların olduğu bir dönemde bile halkın beklentisini karşılayamayan, mutlak bir güven veremeyen partilerle seçim sürecinde olmak ne kadar üzücüdür!
Yalova kaymakamından sonra valisi!
Birilerinin kafası devamlı; halkın gözünde Atatürk’ün ve milli bayramlarımızın manevi değerini, cumhuriyet rejiminin anlamını yıpratmak olduğu için dönüp dolaşıp bunlara geliyor ve bir çentik daha atıp çekiliyorlar. Bir o köşeden çıkıyor ses bir bu köşeden.
“10 Kasım’da anma yapmayalım, milli bayramlarda çocuklar yoruluyor, tören yerine yarışma yapalım” ne ararsanız var.
Bence ‘çocuklar arası bir referandum’ yapın da sorun bakalım yoruluyorlar mı? Ata’larını anmak veya milli günlerinde törene gitmekten şikayetçiler mi? Saçmalamanın daniskasındayız yani..Şu günlerde 19 Mayıs törenlerini kaldırma kararı verilmiş olmalı ki yoğunlaşma orada..
Son olarak Yalova Valisi , aklınca göze girecek; “19 Mayıs gösterileri kaldırılsın” demiş. Yalova kaymakamını takan olmamıştı ama Yalova Valisi bilerek konuşuyor, durum farklı olabilir!

