AKP tam sayfa gazete ilânı vermiş; “Önce İnsan, Önce Kadınlarımız” başlığı altında kadınlar için yaptıklarını, istihdamdan şiddete, TBMM’de temsilden hayat pahalılığına kadar tek tek yazmışlar ve kadın seçmenden aferin(!) bekliyorlar.
Bir kere hemen başlığı değiştirelim ve “Önce Erkekler, Sonra Kadınlar” yapalım çünkü bu iktidar döneminde de kadınlar ezilmekten ve 2.sınıf vatandaş muamelesi görmekten zerre kadar kurtulamadılar (Hatta buna çocukları da ekleyebiliriz, çocuk yuvalarında şiddet artışını unutmayalım.)
İlânda Başbakan Erdoğan’ın şık ve kendinden emin fotoğrafının yanında yazılı olanlara bir göz atalım şimdi:
- “Kadın-erkek eşitliği ve istihdamında önemli yasal düzenlemeler yaptık. Kadınlarımıza karşı her türlü ayrımcılıkla mücadele ettik.”
Kadın hakları konusunda asıl mücadeleyi veren kadın örgütü temsilcisi hukukçular ise bu dönemde kadın istihdamının kamuda ve özel sektörde düştüğünü söylüyorlar. İRİS araştırma grubunun yaptığı araştırmaya göre yüzde 35-40’lardan yüzde 25’e düşmüş ve AKP döneminde kadın istihdamını arttırmayı teşvik edici hiçbir düzenleme yapılmamış.
Şimdi feci haksızlığa dikkat: Çalışan kadınların yıllık kazancı erkeklerin kazancının sadece yüzde 34.4’ü... Yani hem çalışan kadın sayısı azalıyor, hem de çalışsalar bile erkeğin kazancının yarısına yaklaşamıyorlar.
Tekrar dikkat: İşsiz genç nüfusun tam yüzde 88’i kadın. Yani erkeklerin istihdamda tercih edildiği, yapılan büyük haksızlık bir kez daha ortada.
HERŞEY ERKEKLERİN!
“Kadın-erkek eşitlliğine önem verdiklerini” ilânla anlattıkları için devam ediyoruz:
Sözlerinde durmadıkları, “Seçimlerden sonra ilk yapacağımız iş” dedikleri ve altına muhalefet şerhi koydukları Mal Rejimi Yürürlük Maddesi’ni değiştirmedikleri için evli kadınların yarısından çoğu büyük bir haksızlığa uğramış durumda.
Bugün yerel mahkemeler bu haksızlığa karşı çıkmaya çalışıyor ama kararlar Yargıtay’dan hep kadınlar aleyhine çıkıyor. Hem de bir davanın kararının diğerini tutmadığı bir kaosla
Şimdi dikkat: Bu nedenle kadınlar beş parasız sokağa atılmadıkları için şiddete, “kuma”ya bile susmak zorunda kalıyorlar.
Ve bu nedenle Türkiye’de gayrimenkullerin yüzde 80.2’si erkeklere ait.
Buyrun size eşitlik, iyi mi?
POŞETE NE GEREK VAR?
- AKP ilânında “mutfakta kadınımızın sırtından hayat pahalılığı yükünü aldık” diyor. Yukarıdaki nedenlerle “kadınlarının mutfakta olduğu” doğru; iş, mal, mülk erkeklerin olunca kadına da mutfak kalıyor (kaldı ki Tayyip Erdoğan daha önce kadınların çalışmasına razı olmayacaklarını söylemişti.)
Şimdi şu soru kalıyor: Mutfaktaki kadın bu kadar rahatsa AKP’nin kadınlara poşet poşet mercimek-nohut dağıtmasına ne gerek var?
Gelir artsaydı, işsizlik azalıp milletin cebine para girseydi poşetle oy avcılığına gerek kalır mıydı?
- İlânda “Kadınlarımızın TBMM’de daha etkin temsil edilmesi için en fazla kadın milletvekili adayını biz gösterdik” diyor. Yanında Başbakan’ın fotoğrafı olduğu için onun sözü sayılır ve ne yazık ki doğru değil.
DP: 100, LDP: 110’dan fazla, GP: 132, AKP: 62 kadın aday gösterdi.
Başbakan “81 ilden birer kadın aday çıkaracağız” demişti, 81 ilde liste başında tek kadın yok, ilk üç sıraya giren sadece 12 kadın aday var.
- İlânda “aile içi şiddet, töre ve namus cinayetleri ile bilinçlendirme çalışmalarına öncelik verdik” diyor.
“Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz” atasözümüze dayanarak şunu sorabiliriz: Aile içi şiddet ve töre cinayetlerinde ne kadar azalma oldu?
Emniyet ve ilgili kadın kuruluşları töre cinayetlerinde ve aile içi şiddette büyük ölçüde artış olduğunu bildiriyor (yüzde 70’in üstünde). Sadece 2006’da 15 bin’e yakın aile içi şiddet olayı görülmüş.
Kısacası şiddetinde “genelge çıkarmakla” önlenmesi mümkün değil, kadın sorunlarına ciddi şekilde eğilecek samimiyet ve siyasi irade gerekiyor.
İlânın sonunda “durmak yok, yola devam” demişler. Lafla peynir gemisi yürüseydi kimbilir şimdiye kadar kadınlar da ne çok yol almış olurdu!
Ölülere seçmen kartı ve çifte kart!
Okurlarımızdan seçimle ilgili enteresan haberler gelmeye devam ediyor.
Tülin Noral yaşadığı olayı şöyle anlatıyor:
“YSK’ya düzeltme için başvurulan kartın seçmen kimlik bilgileri düzeltilmiş fakat aynı kişiye ait iki seçmen kartı olarak muhtarlığa teslim edilmiş. Yani biri düzeltilmiş, diğeri hatalı olan iki kart. Üç kişilik ailemde iki kişi bu durumdadır ve bu durum aynı kişinin kolayca iki kez oy kullanmasını sağlayabilir.
Konuyla ilgili olarak muhtarı uyardığımda hatalıları geri istedi ve kasada saklayabileceğini belirtti. Vermek içime sinmediğinden her iki kağıt da elimde. Gerekirse fakslayabilirim.”
İkinci mektup “dünyayı kurtaran adam” kod adı ile iki kez gönderilmiş, okurumuz oturduğu sokakta yıllar önce ölen dokuz komşusuna ve babasına öldüklerinden bu yana her seçimde seçmen kağıtları geldiğini anlatıyor ve “Bunun Türkiye boyutunu düşünecek olursak...” diyor.
Kendisi “oy kullanmayanlardan”mış, kendine göre nedenleri olduğunu söylese de umarım yaptığının (insanlar ABD’den Avrupa ülkelerinden oy kullanmak için gelirken) ciddi bir sorumsuzluk olduğunu farkeder.
“TC Kimlik No.”su olmayan milyonlarca vatandaşa herhangi bir kimlikle oy kullandırılması yeterince önemli bir “mükerrer oy” ihtimali yaratırken bir de yukarıdakiler ve benzeri durumları düşünün. Bu kadar “fazladan oy” neler yapmaz ki?
Bu şartlar altında yapılan bir seçime güvenmeye zorlanıyoruz. YSK bu durumlardan habersiz mi acaba?
AKP’nin “kadın” ilânı ve gerçekler!
Haberin Devamı

