AKP’nin inatlaşma başarısı ve AB!

Meclis Başkanı Bülent Arınç “Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla tamamlanacağını” söylemiş

Haberin Devamı

Meclis Başkanı Bülent Arınç “Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin başarıyla tamamlanacağını” söylemiş.

“Cumhuriyet mitinginde verilen mesajları çok olumlu bulduğunu” da...

“Başarı” ve “olumlu” sözcüklerinden ne anladığını merak ediyor insan, haliyle...

Bir yanda ülkeyi en ciddi krizlerin eşiğine getiren, koca bir yıl süren bir “aday açıklamama” taktiği, tüm kurumların ve halkın tepkilerine kulak tıkama ve bunun sonunda ülkeye bir “muhtıra” daha yaşatma, tüm dünyada “Türkiye demokrasisinin hâlâ tartışmalı olduğu” imajını yaratma, böylece AB üyeliğini tehlikeye atma, uzlaşmaya yanaşmayarak ortamı germe ve öte yanda galeyana gelen dev kitlelerin en açık mesajları...

“Tehlikenin farkındayız, onun için buradayız”...

“Bindirilmiş kıtayız, önderimiz Ata’mız”...

“Ne darbe, ne AKP, tam bağımsız Türkiye”...

“Atatürk düşmanı, Meclis Başkanı”...

Bu mesajları veren toplum kesimini birinci mitingde belli partilerin, kuruluşların yönlendirdiğini söylediler.

Şimdi ikinciye de ne yakıştıracaklarını bilemiyorlar. Gerçeği görmeleri için acaba bütün Türkiye’nin aynı anda sokağa dökülmesi mi gerekiyor?

AKP yöneticileri hâlâ yüzbinleri “belli odakların harekete geçirdiği kitle” diye adlandırarak, orduya cevap yetiştirmeye çalışarak, “genel seçim kararı için Mahkeme sonucunu bekleyeceklerini” söyleyerek gerginliği “kopma noktasına” sürüklemekte ısrar ediyorlar. Avrupa basınının bir kısmı ile AB yöneticileri ise yanlış değerlendirmeleriyle onlara arka çıkarak bu gerginliğe destek veriyor. El Pais gazetesi olayları “İslâmi hükümetle ordu arasındaki bilek güreşi Türkiye’nin istikrarını tehdit ediyor” şeklinde vermiş.

Aslına bakarsanız ordunun son açıklaması olmasaydı, işi tümüyle sivil topluma bıraksalardı bunlar söylenemeyecekti. Eğer ortada bir bilek güreşi varsa bu “halkla İslâmi hükümet” arasındadır, Türk toplumu bunu anlatmak için elinden geleni yapmıştır.

Ki o toplum asker müdahalesini de, bu iktidarı istemediği kadar istememektedir.

Daha önce de yazdığım gibi, AB’nin uzaktan gazel okuması kolay oluyor, bu milletin çektiklerini, korkularını anlayabilmesi oralardan mümkün değil.

Nasıl anlatsak ki bunlara?

*****

Sandık tehdidi!
İki tür mektup yağıyor; Birincisi Tandoğan ve Çağlayan’da yürüyenlerden veya yürüyüşlere katılmasa bile kendini orada hissedenlerden... Diğeri AKP’yi savunan ve mitinglere kızanlardan...

İlk grup sivil toplumun artık susmayacağını ve bu mitinglerle ülkesinin geleceğini kendi emelleri uğruna ipotek altına alanlara gereken mesajın verildiğini söylüyor, ikincisi sandık tehdidinde bulunuyor:

“Biz mitinge gitmedik, sandığa gideceğiz. Biz kim miyiz geçen seçimde AKP’yi iktidara getirenler” diyor.

“Asıl miting sandıklar açıldığı gün yaşanacak” diyor.

“Muhtırayı sandıkta görecekler. AKP’yi yine iktidara taşıyacağız” diyor.

Elbette demokrasiye inanan bir toplumun sandık sonucu karşısında boynu kıldan incedir. Ama unutmamalı ki geçen seçimde oyunu tepki nedeniyle veya kararsız olduğu için kullanmayan milyonlarca insan vardı.

Bu kez onlar da sandığa gitmek zorunda olduklarını, aksi takdirde istemeyecekleri iki seçenekten birine razı olmak durumunda kalacaklarını biliyorlar.

Türkiye, tarihinde ilk kez daha önceki seçimlerde yaşamadığı deneyimleri yaşayarak, karşılaştığı tabloları açıkça görerek sandığa gidiyor. Merkez sağ ve solda ise partilerin birleşmesi yönünde gelişmeler ortaya çıkıyor. Yani ortada şimdiye kadar görülenden çok farklı bir durum var. Hiç beklenmedik bir sonuç çıkabilir.

Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener seçimin Ağustos’ta yapılabileceğini söyledi. AKP’ye yakın isimler ise seçime kampanyalar ve kapattığı tüm “billboard”lar ile sadece AKP’nin hazır olduğunu...

Bunu da gözönüne alarak seçmenin şimdiden yaz aylarında yapılacak bir seçime hazır olması gerekiyor.

Tatil filân yok, önce SEÇİM. Bunu yapmayanlar yürüyüşlere hiç katılmasınlar veya sevinmesinler... “Atatürk’ün izinde” iseler bu kez o izin üzerinde olduklarını ancak oylarını kullanarak gösterecekler

Aksi takdirde “onun izinde” değil, yalnızca “izinde” olacaklar... Yani tatilde...

Bu seçim çok önemli!

DİĞER YENİ YAZILAR