AKP kadınlara söz vermişti!

Pazartesi günleri aslında yazmıyorum ama konuya başlamış olduğum için bugün devam ediyorum. Dünkü yazımda kadınlara eşleriyle notere gidip istedikleri mal rejimini seçmek üzere sözleşme yapmalan için verilen sürede hemen hemen hiçbir başvuru olmadığını yazmıştım.

Haberin Devamı

Pazartesi günleri aslında yazmıyorum ama konuya başlamış olduğum için bugün devam ediyorum.

Dünkü yazımda kadınlara eşleriyle notere gidip istedikleri mal rejimini seçmek üzere sözleşme yapmalan için verilen sürede hemen hemen hiçbir başvuru olmadığını yazmıştım.

2001 yılında Medeni Kanun Komisyonu'ndan çıkan hatalı karar, hatırlayacaksınız bir gece yarısı, bir çok milletvekilinin, hatta DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in bile salonda bulunmadığı bir saatte alelacele Meclis'te oylanmış ve yeni kanun haline çevrilmişti.

Türkiye'nin bütün kadın kuruluşları bu oylamadan önce "Türkiye'nin duyarlı kadın ve erkeklerine" başlığıyla verdikleri gazete ilânlarında Medenî Yasa'nın siyasi pazarlık haline getirildiğini ve uygulanması imkânsız şekilde Meclis'ten geçirileceğini topluma duyurdular. Bu ilânda şöyle deniyordu;

"Yaşamımızın her noktasını etkileyecek olan Medeni Kanun sonunda değişti. Biz kadınlar için en önemli bölümü Aile Hukuku idi. Bu bölümde eşitlik sağlandı. Söz konusu eşitliğin en önemli kısmı 'Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi'nin yasal rejim olarak kabul edilmesi idi. Çünkü bu rejimde kadının aile içindeki görünmez emeği görünür kılınıyor ve kadınların kendilerini eşit hissetmeleri mümkün oluyor.

Yasanın ilk tasansında (altında Komisyon Üyeleri ve Adalet Bakanı'nın imzası var), değişen ve şimdi yasal mal rejimi olan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi'nin evliliklerin başından itibaren uygulanması öngörülmüştü. Oysa sonra yapılan siyasi pazarlıklar sonucu, bu mal rejiminin, yürürlüğe girmesinden sonraki evliliklerde uygulanmasına karar verildi.

Bu durumda yasa yürürlüğe girdiğinde evli olanlara yürürlük tarihine kadar eski rejim, sonra ise yeni rejim uygulanacak. Böylece 75 yılın haksızlıkları bir nebze giderilmek yerine bir el ile verilen, diğer el ile geri alınmaktadır.

Bir başka deyişle, kadın ve erkekler üç gruba ayrılmış olacak:
1) Eski rejime tabi olanlar
2) Her iki rejime tabi olanlar
3) Yeni rejime tabi olanlar (...)"

Kadın kuruluşları bu açıklamadan sonra, ortaya çıkan garip durumu düzeltmek üzere TBMM'ye giderek parti temsilcileri ile görüştüklerini DSP, ANAP, DYP ve AKP'nin tamamen kendilerine hak verdiğini anlatıyorlardı.

AKP Grup Başkanvekili Hüseyin Çelik ve yine Grup Başkanvekili ve Komisyon'daki AKP sözcüsü Mehmet Şahin basının, TV ve radyoların önünde kadınlar lehine oy vereceklerine söz vermiş

"51 milletvekilimiz ile yanınızdayız" demişlerdi. Ama oylama sırasında AKP'den yalnızca 7-8 kişi vardı.


Muhalefet şerhi
Yeni Medenin Kanun Tasarısı'nın "Yürürlük Maddesi"nde yapılan bu değişikliğe neden olarak kanunların geriye işlemediği gerekçesi bile öne ; sürülmüştü oysa Medeni Kanun uzmanı profesörler Medeni Hukuk için bunun geçerli olmadığını, haksızlıkları gidermek üzere yapılan olumlu değişikliklerin tüm evliliklere uygulanması gerektiğini açıkladılar. Nitekim bizim Medeni Kanunu aldığımız İsviçre'de de yasa değişikliği "bütün evlilikler başlangıç tarihinden itibaren" geçerli olmak üzere kabul edilmişti.

DYP, ANAP gibi partiler yapılan yanlışı fark eder etmez, düzeltilmesi için yeni önergeler verdiler. AKP ise Yürürlük Maddesi'ne, grup sözcüsünün imzasıyla muhalefet şerhi koydurttu.

İşte AKP'nin muhalefet şerhi;

"Tasarının 10. maddesinde yapılan değişiklik hukuka aykırıdır.
Yasal mal rejiminin mevcut evliliklere, evliliğin başlangıç tarihinden itibaren uygulanmaması sonucunu doğuran düzenleme, boşanma olsa da olmasa da? milyonlarca evli kadının geçmiş emeklerine yapılan büyük bir haksızlıktır. Çünkü mal ayrılığı rejiminin yasal mal rejimi olarak uygulandığı ülkemizde, elde edilen mallar, çok büyük nisbette erkeğin üzerine kayıtlıdır. Medeni Kanun da mal rejimi ile ilgili olarak yapılan değişiklik bu durumu düzeltmek için yapılmıştır. Buna rağmen mevcut evlilikleri eski Medeni Yasa'ya bağımlı bırakmak hukukun genel prensipleri ile bağdaşmamaktadır.
Bu sebeplerle 10. maddedeki yürürlükle ilgili düzenlemeye muhalifim.
Mehmet Ali Şahin, İstanbul."

Şu anda da konu hakkında görüşü sorulan AKP ve CHP milletvekillerinin hepsi Yürürlük Maddesi'nin eşitsizlik getirdiğini söylüyorlar.

O zaman... Haksızlık yarattığına inandığında Anayasa'yı değiştirmeye kalkan, insan haklanyla ilgili Kopenhag şartlarını tek tek yerine getiren, türban konusunda AİHM'ye açılan davaları destekleyen, Kadın haklarını korumaya kararlı olduklarını her fırsatta tekrarlayan AKFj bu maddeyi değiştirmek için ne bekliyor? Yoksa kadın haklan insan hakkı, onlarla ilgili uluslararası anlaşmalar anlaşma sayılmıyor mu?


Dedikodu basını... mı acaba?
Sık sık yeni bir örnekle "ciddi haberciliğin", magazin haberlerinde bile asgari bir "mesleğe saygı" ilkesinin gerekli olduğunu görüyoruz.

Tamer Karadağlı nın evliliğinden hemen sonra Didem Tolunay'la "arkadaşlığı" konusunda çıkan haberler son örnek...

Sanatçıların da özel yaşamlarına biraz saygı göstermek gerekiyor. "Bazıları bunu kendileri istiyorlar, o zaman hepsini aynı kefeye koyalım" anlayışı, yeni evlenmiş bir çiftin mutsuz günler geçirmesine neden olduğu gibi, adını dedikodulara karıştırmamaya özen gösteren, çalışkan bir televizyoncu genç kızın da özel yaşamına saygısız bir müdahale oldu.

Basının, habercilerin "herşeye" hakkı yok. Senelerdir sorup duruyoruz, özeleştiri vakti ne zaman gelecek, dedikodu gibi haber yapılıp sonradan kanıt arama huyundan ne zaman vazgeçilecek acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR