AKP bu aileye de yardım etsin!

Haberin Devamı

Bilenler, görenler anlata anlata bitiremiyor. AKP o kadar etkili bir organizasyon kurmuş ki her mahalleden kadınlar partiye kaydolup bir de tesettüre girince mutlaka iş bulabiliyormuş.

Kalifiye olmayanlar ise mahallelerde ihtiyaç içindeki ailelere yardım edilmesi için ön ayak oluyor veya kapı kapı dolaşarak ya parti reklâmı yapıyor veya istenen kitapları satıyorlarmış.

Meselâ tanıdık doktorlardan duyuyorum, gelen tesettürlü hastalarının anlattığına göre bazı belediyeler tarafından hamile kadınlara daha 6. ayda bir çeyrek altın ile bir zıbın gönderiliyormuş.

Belediyeler gönderiyorsa bütün ilçe sakinlerine ait olan para parti yararına mı kullanılıyor, yoksa parti bu kadar ülke çapında bir faaliyeti karşılayacak kadar zengin mi bunları bilmiyorum.

Sonuçta fakir halk kazancını bilir, kaynağını sorgulamak ise aklına bile gelmez.

Her neyse, ben bugün gerçekten zor durumdaki bir aileye yapılması gereken yardımdan söz etmek ve bunu sağlamaya çalışmak istiyorum.

Balıkesir’den 1965 doğumlu bir aile babası 2 yıl önce geçirdiği trafik kazasından sonra belden aşağısı yüzde 69 oranında felç, yürüyemez vaziyette kalakalmış.

Bırakın çalışmayı felçli bir hastanın bakımı ve ilaç paraları bile bir servet tutuyor. Kendisi çalışamadığı için liseye giden 2 kız çocuğu okuldan sonra mahalledeki trikotaj dokuma atölyesinde çalışmaya başlamışlar. Böylece ev kirası, su ve elektrik parası karşılanabiliyormuş.

Ama Valilik ve M.E. Müdürlüğü 01.01.2007 tarihinden itibaren öğrencilerin çalışmasını yasaklayınca çocuklar da işten çıkmak zorunda kalmış.

Şu anda 8 aydır ev kirası, su ve elektrik paraları ödenmediği için evin tahliye edilmesi isteniyormuş.

Düşünün istenen para toplam 1300 YTL, bu ülkede ne haksız kazançlar, ne israflar var ve düşününce insanın yüreği sızlıyor.

Emekli sandığı Kasım ayının sonundan itibaren sakat ve malûl aylığı bağlanacağını bildirmiş ama hiçbir geliri olmayan bir ailenin geçimini, çocukların eğitimini sağlamaya yeteceğini hiç sanmıyorum.

Elimde Balıkesir Valiliği’nden, Vali Yardımcısı imzasıyla yazılmış bir yardım talebi var.

Engelli vatandaşın ismi, durumu, ailenin sıkıntısı anlatılarak “aylık bağlanana kadar” hayırsever kişi ve kuruluşların yardım etmesine izin verildiği bildiriliyor.

Ben iki öğrencinin de söz konusu olduğunu düşünerek soyadını vermiyorum ama isim ve valiliğin bildirdiği hesap numarasını vereceğim.

Aranızdan “4 kişilik bir aile olarak 1300 YTL parayı temin edememenin çaresizliği içindeyiz” diyen bu gerçek bir felakete uğramış babaya yardım etmek isteyenlerin çıkacağına eminim.

İsim; Mehmet Kaya, Hesap numarası: Balçova Ziraat Bankası, 808-7230523-5001

Biz birlikte daha önce bu köşede depremzede yaşlılara, zor durumdaki gençlere, ailelere yardım topladık. Size güveniyorum.

Tabii AKP veya bir başka parti kendi servetinden bu aileye sürekli bir yardım sağlar ve iki gencin hayatını kurtarırsa onlara da teşekkür ederiz.

İsteyenler 0542 258 24 35 numaralı telefondan aileyle iletişim kurabilirler.

*****

Türban bahane, kadrolaşma şahane!

Cumhurbaşkanı Gül’ün verdiği resepsiyonda Uçan Süpürge Koordinatörü Halime Güner’in Hayrünnisa Gül’ün orada bulunmayışının “kadına yönelik şiddet” olduğunu söylemesi bence önemli bir haberdi.

Bu konuyu daha önce çoğumuz yazdık, her ne kadar Abdullah Gül kamusal alan meselesini, ortaya çıkacak sorunları önceden bilerek, buna rağmen inatla ve ısrarla o mevkiye gelmeyi istedi ise de artık seçildikten sonra aylarca cumhurbaşkanı eşinin türbanı nedeniyle toplantılara, seyahatlere katılıp katılmaması sorun yapılamaz.

Yapılırsa işte bu mesele “haksızlık”tan da çıkarılır, “şiddet”le tanımlanmaya kadar varır.

Ama öte yanda, eğer Hayrünnisa Hanım kamusal alana girebiliyorsa “o zaman neden Merve Kavakçı’nın türbanıyla Meclis’e girmesine bu kadar tepki gösterildi, kız öğrenciler neden üniversiteye de türbanla gidemesinler” gibi sorular da hemen gelecektir, o ayrı konu...

Dün KA-DER Başkanı Avukat Hülya Gülbahar’la telefonda bu konuları tartışırken Gülbahar “Aslında konu dönüp dolaşıp türbana kilitleniyor ve hep baskı altında kalan, üzerinden siyaset yapılan ‘kadın’ oluyor. Zaten tesettürlü kadınların büyük çoğunluğu bir yandan da eş ve aile baskısı altında... Burada asıl üzerinde durulması gereken şey türbandan çok hayatın her alanına yayılmakta olan aşırı muhafazakâr anlayış. Gözler türbandayken birçok konuda yaşanan değişim gözden kaçıyor” dedi.

Benim de aklıma hemen TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ’ın verdiği kadrolaşma rakamları geldi; “1999-2002 arasında Diyanet’ten diğer kamu kuruluşlarına 19 kişi geçerken, AKP döneminde 1850 kişi geçti” demişti.

Bu Diyanet’ten geçenlerin sayısı, imamların, tarikat, cemaat mensubu olanların kaçı nerelere geçti onu bilmiyoruz.

Artık Hayrünnisa Hanım’la uğraşmayı bırakıp Türkiye’de sessiz sedasız nasıl bir kadrolaşma yaratılıyor, günlerdir yazılıp çizildiği gibi Milli Eğitim’e bu nasıl yansıyor konusuna eğilmek lâzım.

Muhalefet yaz uykusunda mı acaba, yoksa hâlâ seçim şokunu atlatmaya mı çalışıyorlar?

(Not: Antalyalı değil Antakyalıyım anne tarafından. Dün bir harf hatası olmuş özürlerimle düzeltiyorum. Her oturuşta en az üç yazı yazınca kontrol ederken bile gözden kaçabiliyor bazen... Ne yapalım; ‘hatasız kul olmaz’mış!)

DİĞER YENİ YAZILAR