Kısa bir süre öncesine kadar siyasetçilerin aileleri çok göz önüne çıkmazlardı. İsteyenler perde gerisinde toplum için çalışmalar yapar, sivil toplum kuruluşlarına destek verir ama her fırsatta kocasının, babasının omuz başında bitmezdi.
Avrupa devlet başkanlarının, başbakanlarının da göbek bağıyla bağlıymışlar gibi eşleri ve çocuklarıyla her an yapışık fotoğraflan sık sık çıkmaz. Herkes kendi işine bakar. Bizim Cumhurbaşkanımız Necdet Sezer'in eşini de her an yanıbaşında görmezsiniz. Semra Sezer gerekli faaliyetlerinden hiç geri kalmamasına rağmen her karede onun yanında olmadığı gibi yalnız başına gittiği yerlerde de sanatçılar gibi poz poz fotoğraf çektirmiyor. Çocuklarını ise cumhurbaşkanı seçildikten sonra bir kez birlikte fotoğraflayabildiler.
Ne tahsillerini duyduk, ne kılık kıyafetlerini, ne yaşamlarını.
Türkiye'nin "siyasetçi ve ailesi" profili Turgut Özal'a kadar Sezer'in tarzına benzer şekildeydi. Turgut Özal, ailesini gereğinden fazla ön plâna çıkardı, özel yaşamlan dahil her günleri gözler önünde yaşandı ve toplum tepkisi çok büyük oldu. Hem aile gördü zararını, hem de Özal'dan sonra giderek ailesine yapışık görüntü sergileyen, onların yaşamlarını bile politika malzemesi yapan siyasetçileriyle Türkiye...
Bugünkü hükümetin üyeleri ise işi tam uç noktaya getirdiler. Onlar nerede eşleri orada. Başbakan Erdoğan, dünyanın bir ucundan öbür ucuna seyyah gibi gezerken ve Türkiye ile hiçbir ilgisi olmayan ve olması da gerekmeyen ülkeleri bile atlamadan arka arkaya hepsini dolaşırken eşi de yanında... Eğer bakanlar da gitmişse onların eşleri de. Bazen çocuktan da...
Bunların hiçbiri özel gezi değil, nitekim Washington ziyaretinde Laura Bush "eşlerin buluşmasına gerek olmadığım, zira bunun bir çalışma ziyareti olduğunu" resmen açıklayarak Türk heyetinin protokol filân inlemediğini "hakaret gibi" belirtmiş oldu.
Başta Başbakan olmak üzere Hükümet üyelerine birilerinin hem protokolden söz etmesi, hem de ülkeleri eşleriyle birlikte gezmek, tatil yapmak, istiyorlarsa bunu herkes gibi özel seyahatlerle yapmalarını anlatması gerekiyor.
Tabiî işin bir de şu yanı var; olay sadece "kendi imkânlarıyla gidiyorlar" meselesi de değil. Kendi imkânları her gün ayrı bir ülkede lüks tatiller yapacak kadar geniş olan sorumlu yöneticiler, hele de "halkın içinden geldiklerini" söyleyerek o halkla yer sofralarında yemek yiyorlarsa vatandaşlarının büyük çoğunluğunun ne maddi sıkıntılarla boğuştuğunu bilir ve üç seyahatten birinin parasını yardım için, eğitim, sağlık için harcar.
Ne ABD seyahati gibi önemli sorunları çözmek için gidilen bir seyahate, ne de diğerlerine cümbür cemaat kafilelerle katılmak Türkiye için hiç hoş olmuyor.
Bakalım ne zaman farkına varacaklar?
Bu nasıl stratejik ortaklık?
Bugün yazılarım doğal olarak bütün projektörler üzerine çevrilmiş olan Tayyip Bey'le ilgili...
Sizin aklınız eriyor mu bilmem, benim ki bir türlü içinden çıkamıyor. Hem ABD ile tezkere krizinden başlayarak iyice gerginleşen ilişkileri düzeltmek için özel seyahatler düzenle. Her konuda yardımına ihtiyaç duyduğunu belirt ve yardım iste. Hem de gitmeden önce ABD'nin, "terörü destekliyor" dediği ve neredeyse Irak'tan sonra oraya el atacağı duygusunu verdiği Suriye ile can ciğer kuzu sarması ol.
Sonra da Bush'un karşısında bu sıkı fıkı ilişkinin sağladığı yararlardan söz et. "Sabrımız taşıyor, çileden çıkıyoruz" sözlerini sarfetmeden önce kendini daha da ileri gitmemek için zor tutmuş gibi görünüyor Bush.
Her şeyimizin birden mi yanlış olması gerekiyor bilmem ki? Bu "siyaset" dediğimiz şey öyle zannedildiği gibi Allah vergisi bir yetenek filân değil, günün birinde nasılsa bunu da anlayacağız ama umalım da çok acı derslerle olmasın!
Aile boyu politik geziler
Kısa bir süre öncesine kadar siyasetçilerin aileleri çok göz önüne çıkmazlardı. İsteyenler perde gerisinde toplum için çalışmalar yapar, sivil toplum kuruluşlarına destek verir ama her fırsatta kocasının, babasının omuz başında bitmezdi
Haberin Devamı

