Ahmet San’ın dönüşü muhteşem oldu!

Haberin Devamı

Türkiye’nin en ünlü müzik yıldızlarına yıllarca o yol göstermiş, bugünkü şöhretlerinde büyük rol oynamıştı.

Dünyanın en ünlü starlarını da ilk olarak o Türkiye’ye getirmiş, ancak sinemada/televizyonda izleyebileceğiniz muhteşem şovlarıyla bu starları onun sayesinde canlı olarak izleyebilmiştik.

Ama böyle başarılara imza atanların çoğuna olduğu gibi Ahmet San’ın da başına gelmedik sıkıntı kalmadı. Türkiye’nin anlaşılmaz bürokratik kurallarıyla, kıskançlıklar ve engellemelerle yıllarca boğuşmaktan yorgun düşen başarılı organizatör San sonunda doğal bir küskünlük duygusuyla kenara çekildi.

Uzun süre sesi soluğu çıkmadı. Alnının teriyle başarı kazanmış insanlara yapılan bu haksızlıklara her zaman üzüldüğüm gibi onun da en verimli döneminde ortadan kaybolmasını büyük kayıp olarak gördüm.

Bu nedenle Maslak’ta; Cüneyt Ortan, Ahmet Kunt ve Elif Dağdeviren’in de aralarında olduğu bir grup arkadaşıyla büyük bir eğlence kompleksi olan Arena’yı açması ve yeniden müzik dünyasına dönmesi beni çok mutlu etti...

Perşembe akşamı Arena’da muhteşem bir Natalie Cole konseri izledik, dün akşam da Julio Iglesias oradaydı. Anlayacağınız aynı performans ortada... Ve üstelik bu kez, kendisi gibi başarılı isimlerle güç birliği yaptığı için daha da güvenli olarak...

Arena, gördüğüm kadarıyla kusursuz bir konser mekânı olmuş. İçinde rahatça yemek yiyeceğiniz, kahve-çay içebileceğiniz büfeler, oturma köşeleri var. Dile kolay, sadece beklemeye ayrılan kısım 3 bin kişilik bir alan...

11 Temmuz Çarşamba gecesi ben de Ahmet San’ın Kandilli Cemile Sultan Korusu’ndaki Sultan Köşkü’nde yakın dostlarına verdiği akşam yemeğindeydim.

1990 yılında “bir dünya starıyla yaptığı ilk konser” in sanatçısı olan Julio Iglesias, 1973’te ilk organizasyonunda sahneye çıkan Christian Adam, 1984’te ilk büyük prodüksiyonla konser yaptığı Al Bano ve ilk Türk konser sanatçısı Emrah’ın da bulunduğu gecede (ENBE orkestrasını unutmuyorum, yine harikaydılar) Ahmet San’ın meslek yaşamındaki ilginç öyküleri onun ağzından dinledik.

Konser yapacağı stadyuma çimlerin bozulmaması için “çim kaplama” istendiği, koskoca bir stadyum için Avrupa’dan getirtilen kaplamaların 1 gün gecikmesi nedeniyle tam 4 yıl yargılandığı, bu öykülerden sadece biriydi.

Türkiye’de görevi kötüye kullanmadan, dolandırıcılığa, ihaleye fesat karıştırmaya kadar en ciddi suçları işleyenler dokunulmazlık nedeniyle yargılanamaz ve ülke yönetirken, dokunulmazlığı olmayanların “çim nedeniyle” 4 yıl yargılanması ve bu nedenlerle hayatından bezip kenara çekilmesi size de ilginç gelmiyor mu?

Umarım Ahmet San bir daha bu tür haksızlıklarla karşılaşmaz ve daha çok uzun yıllar büyük başarılara imza atar.

Bunu fazlasıyla hak ediyor!

77 yaşında

Siyasi rakiplerinin “70 yaşını” bir dezavantaj gibi ileri sürenlerin Julio Iglesias’ı yakından görmelerini isterdim. Yanık teni, incecik vücuduyla inanılmaz genç ve dinamik görünüyor. Tanıştırıldığımızda ona “Hiç değişmiyorsunuz” dedim, gülerek “77 yaşındayım” cevabını verdi.

*****

Turgut Özal ve uzlaşma!

Ahmet San’ın 11 Temmuz akşamı verdiği 60 kişilik yemekte Semra ve Ahmet Özal da vardı. Semra Hanım çok zayıflamış ama hayata gülen gözlerle bakması, neşeli kişiliği nedeniyle hiç değişmemiş.

Yemekte Ahmet Özal’la uzun bir siyasi sohbet yaptık. 22 Temmuz seçimlerinden sonra bir parti kurmaya hazırlandığını da ilk olarak o akşam açıkladı. Kurulacak partiye daha şimdiden iki ayrı partinin 80 civarında il ve ilçe teşkilâtı katılacaklarını bildirmişler.

Partinin adını “Yeni Parti” olarak düşündüğünü ama başka partiler katıldığında bu isme ilâve yapılabileceğini ve gerçek merkez sağ partinin de bu parti olacağını söyleyen Ahmet Özal’a sık sık tekrarlanan “Turgut Özal da aynı şekilde cumhurbaşkanı seçildi” sözünü sordum.

Daha önce Süleyman Demirel ve Korkut Özal “uzlaşma olmadan seçildiği” için Turgut Özal’ın sıkıntı çektiğini ve vefat etmeseydi cumhurbaşkanlığını bırakmayı düşündüğünü söylemişlerdi ama Ahmet Özal oğlu olarak detayları daha iyi biliyor olabilirdi.

Nitekim Ahmet Özal babasının bu konuda kesin kararlı olduğunu, vefat etmese 19 Mayıs 1993’teki “Ulusa Sesleniş” konuşmasında ayrılacağını halka açıklamak istediğini, ayrıldıktan sonra ise ANAP’ı yozlaşmış bulduğu (birlikte siyaset yaptığı arkadaşlarının değiştiğini düşünüyormuş) için Yusuf Özal’a “Yeni Parti”yi kurdurmayı planladığını anlattı.

Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı dönemindeki sıkıntıları en iyi bilen insanlar “uzlaşma olmadan, 367 sağlanmadan yapılan seçimin sonuçlarını” bu kadar açık şekilde anlatırken halâ onun seçilme şartlarını gündeme getirenlere, daha doğrusu kullananlara ne demeli bilmem.

Bunu yaptıkları için Türkiye “Tarih tekerrürden ibarettir” durumundan bir türlü kurtulamıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR