Ahmet Altan'la ikiz davalar!

'Çocuğunu sevmeyen, çocuğunu korumayan bir toplumun bütün sevgileri sahtedir bence. Öfkesi olmayan toplumun sevgisi de olmaz" diyor Ahmet Altan...

Haberin Devamı

'Çocuğunu sevmeyen, çocuğunu korumayan bir toplumun bütün sevgileri sahtedir bence. Öfkesi olmayan toplumun sevgisi de olmaz" diyor Ahmet Altan...

Sonra "9 yaşındaki G.S'ye 25 kişinin tecavüzü" ile ilgili olarak yazdığı yazıdan dolayı "hakaret" ten aldığı cezadan söz ediyor ve:

"Bu davada bir daha mahkûm olmaktan, dokuz yaşında bir çocuğa sahip çıkmaktan dolayı ödeyeceğim bedelden kaçmam" diyor. Ben de okudukça "Helal olsun Ahmet Altan" diyorum.

Şimdi biraz hafıza tazeleyelim; Türk Ceza Kanunu tasarısına "çocuk tecavüzlerine ceza verilirken çocuğun rızasına bakılması gerektiği" maddesini ekleyen TCK komisyonu üyelerine tasarı açıklanır açıklanmaz bir dizi yazıyla karşı çıkmış ve bunu yapamayacaklarını söylemiştim.

Bunun üzerine tasarıyı hazırlayan iki hukuk profesörü bana 150 milyar tutarında hakaret ve ceza davaları açmışlardı.

Suçlu bulunduğum ve 15 milyar TL. ödediğim tek dava "çocuk tecavüzlerinde çocuğun rızasını arayanlar" için sarfettiğim "Bunu teklif edenler ruh hastasıdır" sözüydü. Bizim ilişkili adalet siyaset sistemimiz entresan; vatandaşa açıkça "terbiyesiz" diyeni, "basını yabancı güdümlü olmakla suçlayanı" cezalandırmıyor ve hatta katile, tecavüzcüye, uyuşturucu kaçakçısına her türlü indirimi uyguluyor ama bazen "hasta" kelimesi 15 milyarlık cezayı hak ediyor. Yine de; yargı bu, saygılı olmalıyız diyerek kabul ediyoruz.

Bu davalar açıldığında 'Ben 150 milyar ödeyecek kadar suçlu bulunsam, davaların tümünü kaybetsem bile, eğer sonuçta TCK'nın çocuk ve kadın cinayetlerine ağır cezalar getirecek şekilde değişmesine katkım olacaksa dava kazanılmış demektir. Bu yolda mağlup bile galip sayılır' demiştim. Benim itirazım G.S'nin uğradığı gibi çocuk tecavüzlerini baştan önlemeye yönelikti...

O yasalar değişti, çocuk tacizine ve tecavüzüne ağır cezalar getirildi, ben de 15 milyar ödedim...

Ahmet Altan m "Siz olsanız bu yolda mahkumiyetten kaçar mısınız" sorusunu görünce hatırladım bunları... Altan dava konusu olan itirazında da, şimdi söylediklerinde de yerden göğe kadar haklı.

Ne aynı kurumun iki ayrı raporda iki ayrı görüş bildirmesi gibi bir hata kabul edilebilir, ne de çocuk tecavüzcülerine ceza indirimi yapılması.

TCK değişti ama sonuçta kararı hakimler veriyor ve her mahkemeden benzer suçlara farklı bir ceza çıkabiliyor.

G.S şimdi ailesiyle birlikte evini, okulunu değiştirdi. Bundan sonraki yaşamı, psikolojisi; duyacağı korkular ve yaşadıklarının etkisiyle cinsel tercihlerinde olabilecek değişiklikler apayrı bir konu.

Peki ya 25 suçlu?.. 6 yaşından başlayarak ona tecavüz eden sapıklar?

Onlar MASUM olduklarını iddia ediyorlarmış... Hak ettikleri cezaları vermek, "onların saldırılarından diğer çocukları koruma" sorumluluğunu da taşıyan hakimlerin görevi.

Bu kararlar toplum adına asla hata götürmez.

Demir dövüldükçe güzelleşir... mi acaba?
Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'i tanıyanlar onun için olumlu konuşuyorlar ama tanımayanlara göre Tüzmen; hakkında Hazineyi 64 milyon dolar zarar uğratmış bir usulsüz kredi iddiası olan bir bakan...

Normal olarak hakkında böyle bir iddia ortaya atılan bir devlet adamı (siyasetçilerin aslında devlet adamı niteliğinde olmasını umuyoruz ya) üzülür, açıklama yapmaya çalışır filân değil mi? Artık değil...

Son yıllarda, özellikle AKP döneminde bir hatası ortaya çıkan her bakanın (veya Başbakan'ın) başta hatayı ortaya çıkaranlar olmak üzere toplumla, basınla, olayla dalga geçtiklerini görür olduk. Alay edince olay kapanır sanıyorlar galiba...

Kürşat Tüzmen de partililerinin kendisini "Delikanlı bakanımıza delikanlı olun" pankartlarıyla karşıladığı ve üstüne de hediye verdiği Kahramanmaraş'ta yaptığı konuşma sırasında "Son zamanlarda bana yapılanları görüyorsunuz. Hiç önemli değil, demir dövüldükçe sertleşir, güzelleşir" demiş. Bu sözleri yalnızca yolsuzluğu delikanlılık sanan partilileri değil, bütün millet duyuyor.

Karşısındakiler, röportajında pek övünerek anlattığı kadın hayranları değil, millet...

Konu, onların cebinden çıkan 64 milyon dolar ve söylenene bakın "Hiç önemli değil, demir dövüldükçe güzelleşir"...

Bunu söylerken kendisinden önce benzer yolsuzluk iddialarını alayla savuşturan diğer bakanları hatırlıyor olmalı. Ama şunu da hatırlaması gerekiyor; millet dövmeyi düşününce Sandıkta dövüyor, dövülenler de bir daha kolay kolay doğrulamıyor.

Halkın karşısında ciddi olmayı öğrenmeye ne zaman başlayacaklar acaba? Daha kaç yıl bekliyeceğiz?

DİĞER YENİ YAZILAR