Ağzınıza sağlık Sayın Başkan!

Nasıl da güzel açıklamış Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, nasıl güzel söylemiş. İşte böyle ifade edebilmek için de değerli hukukçular gerekiyor

Haberin Devamı

Nasıl da güzel açıklamış Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya, nasıl güzel söylemiş. İşte böyle ifade edebilmek için de değerli hukukçular gerekiyor. Nihayet ortaya çıkıyor ve töre cinayetleri konusunda görüş bildiriyorlar. Ne önemli bir gelişme Türkiye için. Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya;

"Töre cinayeti nedeniyle verilecek cezalarda indirim yapılması hukuk devleti ve insan haklarıyla bağdaşmaz. Bu hukuk dışı uygulamaların töre olarak nitelendirilmesi de doğru değildir. Yargıtay'ın görüşü bu şekildedir" demiş. Tahrik indiriminin kaldırılması gerektiğini de açıkça belirtmiş.

Demek ki "Bizim hazırladığımız kanunların noktasına, virgülüne bile zinhar dokunulamaz" dedikten sonra töreyi cinayet işleyenlere, tecavüz edenlere indirim bahanesi yapan profesörlerin haksızlığı Yargıtay tarafından da kabul ediliyor. Bakalım şimdi Komisyon üyelerine telefonla (veya yüz yüze) uyguladıktan baskıyı sürdürebilecekler mi?

Bir gazeteci söz konusu olduğunda bu işler daha kolaydır ama "Gururlanma padişahım..." demiş atalarımız. Herkesin karşısına bükemeyeceği bilekler çıkabilir. Salı günü Ankara'daki duruşmada NTV'ye şunu söyledim;

'Bu davaların bana zararı dokunabilir ama TCK değişikliklerine faydası olduğuna hiç şüphe yok. Eğer olay büyümese ve kamuoyunun dikkati çekilmeseydi Medeni Kanun da yapıldığı gibi, değişiklik adı altında yeni mağduriyetler ortaya çıkacaktı. Töre cinayeti, tecavüz ve diğer suçlardaki haksız ceza indirimleri kaldırılmadıkça bu suçlar önlenemez.' (Bu arada NTV'ye özel teşekkürlerimi iletiyorum. Yargıtay Başkanı'nın açıklama yapma ihtiyacı hissettiği, böylesine önemli bir ülke meselesine gerekli ilgiyi gösterdikleri için...)

Adalet yerini bulur mu?
İstanbul'da Prof. Sulhi Dönmezer'in açtığı davalara bakan hakimin, ilk duruşmadan başlayarak bizim tarafa takındığı sert ve azarlar tavrı, buna karşılık davacı tarafa karşı gayet nazik ve hoşgörülü tavrı beni gönüllü savunan (aralarında eski Bakan Önay Alpago'nun da bulunduğu) çok sayıda ünlü, başarılı avukatı rahatsız etmişti. Buna rağmen biz "adaletin mutlaka yerini bulacağı" inancını koruduk.

Şöyle buldu; benzer davaların çoğunda hiç tazminat karan verilmemesine rağmen bana "takıntılı" sözcüğünden 10 milyar TL, "çocuk tecavüzlerinde bile çocuğun rızasından söz eden anlayış hastadır" cümlesi için (isim geçmiyor) 30 milyar TL tazminata hükmedildi.

Münasebetsiz evrak
Gelelim Ankara'deki duruşmaya. Burada bana dava açan ve "Ben olsam tecavüzcümle evlenirdim" sözüyle tarihe geçmiş olan şahıs son duruşma dilekçesinde Prof. unvanını yeterli görmemiş olacak ki isminin yanına; "Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri" unvanını da ekleyivermiş. Üç avukatım ve ben dehşet içinde bakakaldık.

Bu, mahkeme üzerinde nasıl bir baskı kurma isteğidir ve Adalet Bakanlığı bir çalışanı tarafından böyle bir hukuksuzluğa, haksızlığa, eşitsizliğe, ayırıma nasıl alet edilebilir? Bakan buna nasıl izin verebilir? Böyle bir baskıya hakimler nasıl direnebilir düşünebiliyor musunuz? Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 78. Maddesi'nde bu tür dilekçeler "münasebetsiz evrak" tanımı altında geçiyormuş. Avukatlarım anında itiraz etmeye karar verdiler ama bu baskının hakimler tarafından hissedilmiş olmasını engellemez.

Adalet Bakanı böyle bir durumda tamamen tepkisiz midir, gerçekten merak ediyorum! Bir merakım daha var; Uyum yasalarını kolayca çıkarıveren Meclis TCK değişiklikleri için daha ne kadar bekleyecek?

Sevgi Gönül için bir gece
Sevgi ve Doğan Gönül çiftine rahmet dileyerek başlayayım, yalnız benden değil öyle çok kişiden rahmet alıyorlar ki... Sevgiyi, yardımı, ülkeye hizmeti bilen ve öğreten bir çiftti onlar. O Sevgi ve heyecanı, Koç ailesinin yaptığı her güzel işin, her katkının toplumla paylaşıldığı günlerde de görürdünüz. Gözlerinde de.

27 Mart Cumartesi akşamı Koç Özel Lisesi'nde Sevgi Gönül anısına düzenlenen gecedeydim. İlber Ortaylı'nın Sevgi Gönü'lü anlatan konuşmasının ardından lisenin öğrencileri bir konser verdiler ve dans gösterileri yaptılar. Bu gösteriler ve çok sayıda öğrencinin eserlerinden oluşan resim sergisi o kadar güzel ki izlerken, Sevgi Hanım orada olsa yüzüne nasıl tatlı bir gülümseme yayılır, nasıl gurur duyardı diye düşünmeden edemedim.

Seçimde oy kullanmaya gittiğim, Etiler'deki Büyükhanlı Ticaret Meslek Lisesi'nde hissettiklerimin benzeri duygular yaşadım. Duvarında boydan boya Atatürk tablolarının ve "Sen inşa ettin, biz yaşatacağız" sözlerinin yer aldığı okulda yürürken 'Asıl hizmet bu işte' demiştim, 'Bu ülkeye kültürlü, çalışkan, çağdaş gençler yetiştirmek. Ne mutlu onlara. Keşke hepimiz böyle birer okul yaptırabilseydik'...

Öylesine yetenekli ve disiplinli gençlerdi Koç Lisesi öğrencileri de... Gurur duyulacak, ülke emanet edilecek, parıl parıl birer dünya vatandaşı hepsi. Ne mutlu Koç ailesine... Sevgi Gönü'lü anmanın daha güzel bîr şekli olamazdı!

DİĞER YENİ YAZILAR