Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye'yi "kadına karşı şiddet" uygulanan ülkelere örnek olarak göstermesi, yasaların uygulanmasını istemesi ve açıkladığı raporun yabancı televizyonlarda "önemli haber" olarak yayımlanması bazı erkek yazarları kızdırdı.
Bizde erkek olmak kadın sorunlarına karşı çıkmayı da gerektirir ya(!), hemen savunmaya geçtiler. Af Örgütü iyi gelişmeleri unutuyormuş. Neymiş iyi gelişmeler; Medeni Kanun'la sağlanan yeni haklar, Anayasa değişikliği, namus cinayetinde indirimin kaldırılması vs. imiş.
Medeni Kanun'un en önemli değişikliği kadın nüfusun yarısını "yararlandırmayacak" şekilde yapıldı. Düzeltilmesi gerekiyor. Anayasa değişikliği ayırımcılığı giderecek şekilde çıkarılmadı. Düzeltilmesi gerekiyor. Namus cinayetlerinde indirim kaldırılmadı. Kaldırılması gerekiyor.
Bunun üstüne bir de Avrupa'da da "kadına şiddet" olduğunu söyleyip örnek veriyorlar. Türkiye'deki ensest olayının, namus cinayetleri nedeniyle öldürülen veya intihar eden kadın sayısının bir benzeri hiçbir ülkede yok.
Bunu söyleyenler rakamları, istatistikleri bilerek konuşuyorlar. İster AB Komisyonu, ister Af Örgütü, kim olursa olsun birileri konuşmak ve uyarmak zorunda.
Caydırıcı kanunlar olmadığı için suçların önlenemediğini içişleri Bakanı'nın bile söylediği, "tahrik nedeniyle" cinayete ceza indirimi yapılan, 3-5 yıl ceza verilen bir ülkede onlara "söyledi" diye kızabilir misiniz?
Bu konular çok derin ve karışık. Bilmeyenler itiraz edince daha da karışıyor. Anlatabildim mi?
Uluslararası Af Örgütü'nün ve AB'nin yalnız Türkiye'deki kadın haklarıyla uğraştığını söyleyenlere ise hatırlatmakta yarar var, bu örgüt son yıllarda tüm ülkelerde kadına yönelik şiddetle ilgili sorunları bir kampanya halinde çözmeye çalışıyor.
Türkiye gibi, öz kızını tecavüze uğradığı için vahşice öldüren sonra da "Namusumu temizledim" diyerek ceza indirimi bekleyen gözünü kan bürümüş suçluların yaşadığı ve onlara karşı hâlâ doğru dürüst yasaları olmayan bir ülkeyle de uğraşacaklardır.
Uğraşsınlar da... Namus cinayetleri ile ilgili kanunları hâlâ bekletenler bu konu için şu anda Türkiye'de bulunan Uluslararası Af Örgütü üyelerine ne diyecekler merak ediyorum.
Onlar Anayasa'nın 10. maddesine konmayan "kadın haklarının (ve canının) devlet tarafından sağlanmak" zorunluluğunu gündeme getirecek ve o maddedeki yuvarlak "devlet güvencesindedir" lâfını yutmayacaklardır. Bekledikleri demokrasi kandırmacası değil somut güvence zira...
Bizde sadece gazetelere yansıyan haberlere göre günde en az bir kaç kadın cinayeti (namus nedeniyle) işleniyor. Yılda 1000'den fazla. Öldüresiye dayakları, sakat bırakmaları, 60 yerinden bıçaklamaları, nasıl olsa öleceğini bilip intihar edenleri saymıyoruz bile...
Ama istatistik yok. Tutmaya utanıyor olmalı bizimkiler... İşte AB bunu istiyor. O istatistik ortaya çıktığında konuşacak halimiz bile kalmayacak.
"Tam AB'nin karar aşamasında bunu yapmak haksızlık"mış, öyle diyenler var. Olsun, biz demokratik ülkeyiz yalanıyla gireceksek AB'ye de, girmeyelim.
Avrupa Birliği'nin hatırı için bile olsa namus cinayetlerindeki tahrik indirimini (çok özel bir iki durum dışında) kaldırmadıkça ve kadınların erkekle eşit haklarını sağlamadıkça, ezilen kadın nüfusuyla girsek ne olur, girmesek ne olur?
Özür ve hatırlatma...
Sevgili okurlar, dünkü yazımda ilk baskı gazetelerde (ve internet) dizgiden kaynaklanan iki hata olmuş. Mahzur kelimesi "mahsur" olarak, "bunda da gizli örgütlerin parmağı olabilir mi" cümlesinde bunda da kelimesi "bunun da" olarak yazılmış. Hemen düzeltildi ama bu baskıları alan okurlarım için de düzeltmeyi yapıyor ve özür diliyorum.
Dün Sabetaycı avına çıkanlar için yazdığım son yazıda bir eksik de var; anne tarafımın Çerkez olduğunu hatırlatmayı unutmuşum. Büyük dedem Çerkez Mehmet Bey olarak andırmış. Maksat işlerini daha da kolaylaştırmak. Malum, bir haftaları kaldı.
Af örgütü geldi, şimdi ne olacak?
Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye'yi "kadına karşı şiddet" uygulanan ülkelere örnek olarak göstermesi, yasaların uygulanmasını istemesi ve açıkladığı raporun yabancı televizyonlarda "önemli haber" olarak yayımlanması bazı erkek yazarları kızdırdı
Haberin Devamı

