Adli Tıp üyelerine “suç duyurusu” yapılmalı!

Haberin Devamı

Efendim, bildiğiniz gibi 12 yaşında bir kız çocuğuna defalarca tecavüz eden, üstelik çocuğun annesi yanında çalıştığı için “cezayı ağırlaştırıcı nedenler” de mevcut olan tecavüzcü Hüseyin Üzmez’in “özel hal”i devam ediyor.

“Özel hal” diyorum çünkü bu şahıs için özel bir karar çıkarıldı. Bu karara -yine bildiğimiz gibi- Adli Tıp’ın “Tecavüze uğrayan çocuğun ruh hali bozulmamıştır” raporu sebep olmuştu. Kurulun üyeleri değişti ama hâlâ kararda bir değişiklik yok, insafsız yaratık yeni yıla neşe içinde, özgür şekilde girecek.

14 Aralık’ta Vatan’a açıklama yapan çocuğun annesi ise “Çocuğum da ben de perişanız. Kızıma poliste cop gösterip ‘sen hiç polis dayağı yedin mi’ demişler. 14 yaşındaki kıza bunu yaparsan bırakın o ifadeleri, idam kararını bile imzalar” diyor. Kadının da, kocasının da, mağdur çocuğun da büyük korku içinde olduğu, “serbest bırakılan suçlu ve onu koruyanlar”ın hışmına uğramaktan korktuğu her cümlelerinden belli.

Kızın annesi kendilerini yıllardır Üzmez’in avukatlığını yapan birinin savunacağını söylüyor, büyük ihtimalle burada da mağdur aileyi daha da mağdur edecek bir hile var.

Türkiye’de “adalet”in sadece bir sözcük olduğunu bu tek olay bile net şekilde anlatmıyor mu? Hukuksuzluğun bu boyutundan herkesten önce hukukçuların, hakimlerin utanması gerekmiyor mu?

22 Aralık Pazartesi günü ise gazetelerde “ölen kardeşinin karısı ile evlenen 35 yaşında bir adamın hem yeğeni, hem de üvey kızı durumunda olan 12 yaşındaki kız çocuğa defalarca tecavüz ettiği ve 27 yıl hapse çarptırıldığı” haberi vardı.

Şimdi yine Adli Tıp kararına bakın... İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi çocukta “cinsel travma nedeniyle depresyon, korku nedeniyle konuşamama, beden ve ruh sağlığının bozulması” gibi bulgularla rapor vermiş. Mahkeme bu raporla birlikte dosyayı İstanbul Adli Tıp’a göndermiş. Ve sonra bilin bakalım neler olmuş?

Hayatta tahmin edemezsiniz... Ya da kolayca edersiniz... Diğer çocuk tecavüzünde “çocuğun ruh sağlığı etkilenmemiştir” raporunu veren İstanbul Adli Tıp 6. İhtisas Dairesi bu kez de “İlk raporu veren hastane evrağının kaybolduğunu” belirterek “yapılan muayenede ruh ve beden sağlığının bozulmadığına” karar vermişşş... şşş... şşş!!

“Önce insan” bir savcı!

Ama yine de bu karar Üzmez’de olduğu gibi “zurnanın zırt dediği nokta” olamamış. Çünkü insaflı, insan bir savcı (Berkant Karakaya) çıkmış ve demiş ki: “Adli Tıp raporuna rağmen ceza indirimi uygulanamaz çünkü olay, mağdur çocuğun hayatında maddi ve manevi izler bırakacak, artık ona yaşıtları gibi bakılmayacak.” Ve Mahkeme heyeti de savcının talebine aynen uyarak o rapora rağmen 27 yıl cezayı vermiş.

Demek ki beyler, hanımlar, aynı savcı Üzmez davasına bakıyor olsaydı suçlu bugün dışarda olamayacaktı. Ama işe bakın ki oraya Adli Tıp gibi düşünen bir savcı ve mahkeme tesadüf edivermiş. Çok enteresan tesadüf değil mi sizce de?

Burada aynı Adli Tıp’ın benzer olaylarda hep çocuk tecavüzlerini kurtaracak yönde kararlar verdiği de artık dikkatlerden kaçamayacak kadar açık... Acaba bu kurulun üyelerini de psikolojik muayeneden geçirmek şart mı oldu? Öyle görünüyor ki onlar da bir travma içindeler.

Yaptıkları travma nedeniyle değilse kesinlikle suçtur çünkü. O zaman da birileri suç duyurusunda mı bulunmalı merak ediyor insan...

Onlara 18 Aralık’ta Milliyet’te çıkan bir haberi okumalarını öneriyorum “ABD’de 9 yaşında bir kız çocuğun Noel Baba’ya yazdığı mektup tacizciyi yakalattı. Suçlunun en az 50 yıl hapse mahkum edilebileceği bildirildi” diyor.

Tecavüz değil, sadece dokunma... Ve “50 yıl”dan söz ediliyor.

Türkiye neden çocuk tecavüzlerinin, sapıkların cenneti oldu, merak etmeye gerek var mı?

DİĞER YENİ YAZILAR