Adı önemli değil... O sadece "biri"...

Belediye seçimleri sonunda hükümet daha da güçlendi. Halk onlara bol kredi verdi, şimdi sıra icratta! İcraatın başında da "eğitim" ve "işsizlik" sorunlarına cevap bulmak geliyor

Haberin Devamı

Belediye seçimleri sonunda hükümet daha da güçlendi. Halk onlara bol kredi verdi, şimdi sıra icratta! İcraatın başında da "eğitim" ve "işsizlik" sorunlarına cevap bulmak geliyor. "Eğitim" de ilk adım nasıl ki "meslek liselerinin önünü açacağız" diye imam hatip mezunlarına düz lise mezunu ile aynı hakları vermek değilse işsizliğin çaresi de "taşı sıkın suyunu çıkarın" demek değil. Zira suyu sıkılacak taşların hepsinin başı, gücü elinde tutan iktidar partisi mensupları tarafından tutulur bu ülkede.

Torpili, dayısı olmayanlara sıkacak taş da kalmaz, ne sıkacaklarını aranır dururlar. İşte bana üniversite mezunu okurlanmdan gelen yüzlerce mektuptan seçtiğim biri...

"Sizden iş dileniyorum" diyen 'mezun' telefon numarasını da vermiş. İnsafa gelen olursa diye... "Saat şu an 17.30. Günlerden Salı ama benim için Salı olmuş, Çarşamba olmuş hiçbir önemi yok artık.

Kendi kendime hâlâ şu dakika soruyorum, bu kadar mı çaresiz kaldın da başkalarından medet umuyorsun diye. Belki yazdıklarım okunup unutulacak, hiç cevap alamayacağım kimseden, ama benim ne günahım var? Ben yapmam gerekeni yaptım. Beni hayattan soğutanları ayakta alkışlıyorum.

Az önce gazeteyi aldım. Öylesine çevirdim sayfaları. Hani şu köşe yazarlarının e-mailleri var ya, hepsini çıkardım, topluca ortak bir şeyler yazayım dedim. Çaresizlik demek ki insanı böyle işler yapmaya da yönlendiriyor. Yeter artık, her sabah güne ne yapacağımı bilmeden uyanmaktan bıktım usandım. Bazen ölmek istiyorum biliyor musunuz? Belki diyorum sonsuz bir uykuya yatmalıyım her şeyden uzak ve her şeyden..

Az sonra internet kafeye gideceğim, yine sayısını bile unutacağım kadar çok firmaya iş başvurusunda bulunacağım. Bir umut bekleyeceğim yine. Türkiye, ah Türkiye ah, görüyorsun değil mi eserini? İçimde sanki kulakları sağır edercesine yoğun ve gürültülü makineler çalışıyor. Hadi be koca eşek harekete geç artık diyorlar. Kalk, çalış, yeteneklerini insanlarla paylaş, ot gibi yaşama.

Ama yine bildik sözler ve bildik bir hal; "İŞ YOK". 'ZATEN BİZ ŞU AN İŞÇİ ÇIKARIYORUZ"... "BİZSİZİ ARARIZ"...

Bıktım be her şeyden ve herkesten. Ey köşe yazarı dost. Ben üniversite mezunu (şimdiki aklım olsa bitirmezdim) işsiz bir insanım. Servetim mi; kocaman bir yürek, gün ışığına hasret yeteneklerim ve her şeye rağmen hâlâ bir yerlerde varolan insan sevgim. Kısacası ben iş bulamadım. Ne bir yerde torpilim ne de dayım var. Ama köpekler gibi çalışmak istiyorum.

SİZDEN İŞ DİLENİYORUM. İşsiz bir Türk genci"

Bir parti kursak...
Altına da telefon numarasını yazmış. Aradım, çünkü bir gencin bu kadar canhıraş feryadını duymamış gibi davranamam ben. Başbakan değilim, bakan değilim, devlet kurumlarına istediğim gibi adam dolduramam ama en azından arar ve dertleşirim. iİşsiz Türk genci "İktisat" okumuş, orta derecede İngilizce biliyor ve Mersin'de ailesiyle yaşıyor. Bana şöyle dedi; "Bu yalnız benim değil, okuyan gençlerin hepsinin feryadı. Bazen 'Bir işsizler partisi kursak nasıl oy alırdı' diye düşünüyoruz. 17 milyon oyla bayağı başarılı olurdu herhalde!"

Seçimde oy kullanıp kullanmadığını sorduğumda ise; "Kullanmadım" dedi. "Kimden ne gördüm ki onu destekleyeyim?" Bu kadar ümitsiz gençlerin yaşadığı ülkede kimse "başarı" dan söz edemez. Bütün siyasetçilere sesleniyorum;

Dev aynasında kasılmaktan vazgeçin de acele işe koyulun. Memleket hizmet bekliyor, hem de çok acil olarak!

(NOT: Keşke hükümetten bir yetkili bu gence bir iş bulsa da biz de kadrolaşma olmadığına inansak.Telefon numarasını hemen veririm.)

DİĞER YENİ YAZILAR