Bir grup İzmirli” adına yazan okurumuz Mine’nin “Gerek gazetem Vatan’daki yazılarınızı, gerekse STAR TV’deki programınızı kaçırmadan izlemekteyim. Çağdaş, cesur ve laik bir Türk kadını olarak varlığınız bize mutluluk vermektedir” diye başladığı mektubunun devamı doğrusu beni hayrete düşürdü. Şöyle ki;
“Ege TV’nin dün akşamki yayınında DYP’den adaylığınızı koyacağınızı memnuniyetle öğrendim. Sahip olduğunuz görüş ve vasıflarınızla Türkiye ve Türk kadını adına pek çok hizmetler yapacağınızdan eminim. Bu nedenle de sizi iktidara gelebilecek kudretteki bir partide görmeyi arzularım (...) Demokratik solun kalesi olan İzmir, sizi bu anlayışa sahip bir partide kucaklamak isteyecektir.
Bu nedenledir ki gönlümüz sizi bu anlayışın -maalesef- tek alternatifi olan CHP’de görmekten daha da mutluluk duyacaktır kanısındayım. Sadece paylaşmak istedik! Sevgilerle... Bir grup İzmirli adına Mine...”
“Tabii ki ruhumu okşayan” bu nazik maili okur okumaz Ege TV Genel Müdürü Erol Yaraş’ı aradım ve hiçbir bilgimin olmadığı bu haberi sordum.
Yaraş DYP’nin ilgi çeken adayları arasında ismimin bulunduğunu, İzmirliler olarak da benim “İzmir adayı” olmamı istedikleri için bu haberi yayınladıklarını söyledi.
Şimdi, ben de bugüne kadar “siyasete girmeyi hiç düşünmediğim için” sizinle paylaşmadığım bir başka olaydan söz edeceğim. DYP Adana Teşkilatı yaklaşık bir yıldır “gelecek seçimde DYP’nin Adana listesinde 1 numaralı adayları olduğumu ve kesinlikle beni ‘milletvekilleri’ olarak görmek istediklerini” bana bildiriyor.
Adana yerel gazetelerinde kesin adaylığımla ilgili haberler arka arkaya çıkıyor. Sayın Ağar’ın da bundan haberi var ve kısa süre önce benimle de konuştu.
Önce kendi memleketim Adana’ya, sonra da İzmir’e takdirlerinden, teveccühlerinden dolayı sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. Bugüne kadar bana sık sık aynı dileği tekrarlayan; “Çağdaş, laik, demokrat, sosyal, cesur, akılcı, yapıcı, örnek bir Türk kadını” gibi güzel sıfatlara lâyık gören tüm okurlarıma da teşekkür ediyorum.
Beni Meclis’te görmek istemeleri, kendi illerini temsil etmemi istemeleri büyük bir onurdur ama “siyasete girmek” bence bir gazeteci için çok ama çok önemli bir karar... Daha önceki seçimlerde teklifleri geri çevirme nedenim de budur.
DYP ve Anavatan’ın birleşerek Demokrat Parti’yi kurmalarını çok takdir ediyorum. Adanalıların da söylediği gibi bu birleşme için ben de çok gayret ettim. Bunu ülkem adına yararlı gördüğüm için yaptım. Ayrıca Demokrat Parti babamın da yıllarca milletvekilliğini yaptığı, Adnan Menderes’le birlikte çalıştığı bir parti olduğu için de ayrı bir anlamı var.
Bununla birlikte gazeteci olarak tarafsız çizgimi (yalnızca laik/demokrat Türkiye Cumhuriyeti’nden yana taraf) korumamın, yazılarım ve televizyon programlarımla halkın sesini, tepkilerini duyurmaya yardımcı olmamın en az milletvekilliği kadar önemli olduğuna inanıyorum.
Bulunduğum noktaya yaklaşık 20 yıllık ciddi emekler ve mücadeleyle geldim... Dışardan bu işler kolay görünür ama meslek hikâyemizi yazsak kalın ve duygusal bir roman olur.
Onun için düşüncemi değiştirecek çok ciddi, çok farklı durum ortaya çıkmadığı sürece çok sevdiğim mesleğimi tarafsız şekilde sürdürmeyi düşünüyorum.
Tüm gücümle diğer kadın adayları destekleyeceğim. Hepinize tekrar sonsuz teşekkürler!
Polise tepki!
Fırsat bulup yazamadım ama 1 Mayıs’ta polisin vatandaşlara davranışını protesto eden çok sayıda mektup ve telefon alıyoruz.
Yoldan geçen veya restoranda oturan vatandaşları (kendilerine “alâkam yok” denmesine rağmen) tartaklayan, tokat atan, copların “çıkıntılı bölgesi öne gelecek şekilde” tutarak acımasızca vuran polis memurlarının teşhir edilmesini, sonra da görevden uzaklaştırılmasını istiyorlar.
Gerçekten de bu olaylar kapatıldığı sürece nasıl düzeleceğiz?
Rögar çukuruna düşerek yaşamını kaybeden Dilara’nın annesi veya yakınını bir trafik hatası ya da cinayet sonucu kaybedenler şikayetlerinden vazgeçti diye o davalar kapatılırsa adaleti nasıl uygulayacağız?
Hangi medeni ülkede bu tür olaylar “kamu davası” olmaktan çıkarılıp üstü kapatılıyor, örneği var mıdır?
Poliste disiplin de, şikayeti geri çekme konusu da sosyal yaşamımız için hayati önemdedir, ilgililerin bunu bilerek karar vermesi, medyanın da bu olayları gözden kaçırmaması gerekiyor!
Adana ve İzmir’e teşekkür!
Çağdaş, cesur ve laik bir Türk kadını olarak varlığınız bize mutluluk vermektedir” diye başladığı mektubunun devamı doğrusu beni hayrete düşürdü
Haberin Devamı

