Adaleti görmeye başladık bile! (2)

Dün başladığımız konuya devam ediyoruz... "Tecavüz sanıklarının mağdurla evlenmesi durumunda ceza indirimi isteyen", "çocuk tecavüzlerinde 'çocuğun rızası olup olmadığına bakılması gerektiğini' savunan" profesörler tarafından o davaların açıldığı günlerde "Bunlar benim değil, milletin davası, konu da para değil ülkenin gelecek 50 yılını huzurlu ve adil şartlarda geçirmesi

Haberin Devamı

Dün başladığımız konuya devam ediyoruz... "Tecavüz sanıklarının mağdurla evlenmesi durumunda ceza indirimi isteyen", "çocuk tecavüzlerinde 'çocuğun rızası olup olmadığına bakılması gerektiğini' savunan" profesörler tarafından o davaların açıldığı günlerde "Bunlar benim değil, milletin davası, konu da para değil ülkenin gelecek 50 yılını huzurlu ve adil şartlarda geçirmesi. Tasarı Meclis'ten sağduyulu hukukçuların ve benim istediğimiz şekilde geçtiği gün dava kazanılmış demektir" demiştim.

Üç madde dışında dava kazanılmıştır. Bunlardan biri namus cinayetlerine de "töre"ye verilen cezanın getirilmemiş olması, ikincisi 15-18 yaş arasında rızaya dayalı ilişkilere hapis cezası konması, üçüncüsü ise kadının rızası olmadan bekâret kontrolü yapılması...

Herkesin bekareti kendine!
Üçü de çok önemli. Açıkçası ben hakimlerin namus cinayetlerinde de 'töre' veya 'tarikata girme' nedeniyle işlenenlerde olduğu gibi en ağır cezayı vereceklerine, ayırım yapmayacaklarına inanıyorum, ki böyle yapacakları görülmeye başlandı. AB de töre ile namus cinayetlerini ayırmadığını, aynı tanımın içinde gördüğünü ilerleme raporunda belirtti (bugün açıklandığında da göreceğiz.) Ama yine de 'namus ve töre' aynı madde içine alınmalı, hakim takdirine bırakılmamalıdır.

'15-18 yaşta ilişkiye hapis' cezası Samsun ve İzmit'te zabıtanın sevgilileri kovalaması olaylarının benzeri ve kızların bekâret kontrollerine kadar varacaktır, değiştirilmesi gerekir.

Bekâret kontrolü ile ilgili bilimsel araştırmalar bu olay sonucunda intihar eden genç kızların olduğunu, etmeyenlerin yüzde 90'ında tüm yaşamlarını etkileyen psikolojik ve seksüel bozuklukların ortaya çıktığını, kontrolün olumsuz çıkması durumunda ise kızların beşte birinin öldürüldüğünü ortaya koyuyor. TCK'ya konulan "hakim kararı olmadan genital muayeneye gönderilemez" şeklindeki esnek tanım değiştirilmeli, bekâret kontrolü tamamen kaldırılmalıdır. İnsanların bedeni hakkındaki kararlan bir başkasının vermesi 'insan hakları'na aykındır.

Bu üç maddenin de çevre ve kaçak yapılaşmayla ilgili iki madde gibi düzeltilmesi gerekiyor.

Sezer'den döner mi?
En iyisi Cumhurbaşkanı Sezer'in bu maddeleri bir kez daha tartışılmak üzere Meclis'e geri göndermesidir. Ama ne yazık ki Sayın Sezer kadınlar için yapılan tüm olumlu değişikliklerin hayata geçmesini, eşitsizliğin zaman içinde azalmasını sağlayacak Anayasa'nın 10. maddesi'nde bunu yapmadı. TCK'da yapar mı bilinmez.

Yapmadığı takdirde Anayasa Mahkemesi, o da olmazsa AB adaylığı sürecinde Avrupa Komisyonu'na anlatılması mutlaka denenmelidir.

Bu beş madde de düzeltilmeden medenî ülkeler düzeyinde bir ceza kanunumuz olduğunu kabul edemeyiz. Yine de gelinen nokta büyük başarıdır.

Kutlamaya değer!

Bizde öten kontrol, teröristte nasıl susuyor?
Haziran ayında İstanbul'da yapılan Nato Zirvesi sırasında THY uçağına makyaj çantası içinde bomba geçiren ve üç kişinin yaralanmasına neden olan örgüt üyesi kadın yakalanmış. Bravo, polis için basandır ama ya öbürü? Ya bu kadının çantasında bombayla polis kontrolünden rahatça geçip gitmesi, o nedir?

Bu havaalanlarındaki polis kontrollerinde elektronik aletten geçerken çoğumuz ötüyoruz. Ben, ayakkabılardan mıdır, takıları saat vs. ile mi ilgilidir bilmiyorum bazen çıngır çıngır öterim. Öter ötmez polislerin yüzündeki 'potansiyel suçluya bakar ifade de beni her zaman güldürür. Kendi kendime 'silahımı da bırakmıştım ama...' türünden saçmalıklar mırıldanarak kadın polisin önüne gider ve gözlerimi tavana dikerek vücuduma elleriyle neredeyse saç diplerimden ayaklarıma kadar 'yakın muayene' yapmasına katlanırım. Benim gibi hergün binlerce yolcu uçakların güvenliği açısından buna sessizce katlanıyor. Çantalarımız da kontrolden geçiyor, istedikleri takdirde didik didik aranıyor.

Peki (dayanamayacağım yine hafif argo geliyor) abicim biz katlanıyoruz, aranıyoruz, öte yanda bombalılar geçip gidiyorsa bu zahmetlerin ne anlamı var? Masumları didikle, suçluları geçir. Yani her işimiz mi böyle olacak?

'Yakalanan örgüt üyesi' olayında, suçlu kadın kadar o gün alanda görevli polislerin de mutlaka sorgulanmasını sağlamalan şart.

Onlar bizi nasıl arıyorlarsa adalet de onları tepeden tırnağa bir arasın.

Bombalı terörist nasıl geçmiş, öğrenelim.

DİĞER YENİ YAZILAR