Adalete güven nasıl yok edilir?

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde okuyan bir öğrenci üzerinde sivri metaller bulunan bilekliği ile cam kırdığı için 6 ay hapis cezası almış

Haberin Devamı

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde okuyan bir öğrenci üzerinde sivri metaller bulunan bilekliği ile cam kırdığı için 6 ay hapis cezası almış.

Öte yanda (okurlarımızdan "Bu nasıl ceza, hepimiz susacak mıyız" diye mektuplar geliyor), genç tiyatro sanatçısı İsmail Hakkı Sunat'ı silahla öldüren kişiye de 28 ay hapis cezası verilmiş.

Kıyaslayabilir misiniz? Cam kırmak ve cinayet.

Karşısındaki bahçe kapısından elinde oyuncak tabancayla giriyor, ateş etme filân yok, diğeri koşup içerden tabancasını alıyor ve tam 7 kurşun... Omuza, kola, ayağa filân değil; kafa, karın ve göğüse girmiş tüm kurşunlar.

Henüz bebeklik çağında yetim kalan bir çocuk, gencecik yaşında eşinden olan bir kadının ve tüm ailesinin de hayatını mahveden korkunç bir olaydan söz ediyoruz.

Sonra, yine gazetelerden öğrendiğimize göre Sunat'ı öldüren İhsan Fuat Özgen'in 'doktora yaptığı' üniversitenin profesörleri (aynı üniversitede Prof. olan babasının da arkadaşları) ortaya çıkıyor ve davanın görüldüğü mahkemeye "öğrencilerinin ne değerli bir bilim adamı olacağına, bu nedenle öğrenimine devam etmesi gerektiğine" dair referans mektupları yazıyorlar. Ki olayda en akıl almaz 'DETAY'lardan biriydi bu...

Tam yedi kurşun!
Yani hayatını kaybeden İsmail Hakkı Sunat'ın da başarılı ve (eğer ölmeseydi) çok önemli sanat olaylarına imza atabilecek değerli bir sanatçı olması fazla bir anlam taşımıyor. Suçlunun kariyeri önemli. "Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir" mantığı.

Bir mahkeme, kendisini etkileyecek bu gibi mektupları ve diğer dışardan müdahaleleri nasıl kabul eder?

Ederse, onun verdiği "cinayete 28 ay hapis cezası''nın adil olduğuna kim inanır? Maktulün elinde oyuncak tabanca olmasını suçlu için "meşru müdafa" saymışlar, böyle bile olsa sonuçta bir cinayet işlenmemiş midir? Bir değil tam 7 kurşun sıkılmamış mıdır?

Bu haberle aynı gün, gazetelerde Gemlik'te 5 yaşındaki küçük çocuğu sevgilisi tarafından yumrukla öldürülen ve onu bavula koyarak polise giden kadının haberi vardı. Adam yakalanmıştı ama nedense bu kimseyi rahatlatmıyordu. İşte "adalete güven" duygusunun yitirilmesi tam da bu olsa gerekti.

Dilsiz kıza tecavüz!
Bir başka olay var, Ocak'tan beri yazacağım, fırsat olmadı: Bingöl'ün Genç ilçesine bağlı Ardıçdibi Köyü'nde işitme ve konuşma engelli, anne babası tarafından terk edilmiş bir genç kıza; N.S.'ye tecavüz ediliyor. Tecavüzcü yakalanıyor ama bilin bakalım ne oluyor?

Dicle Haber Ajansı'nın verdiği habere göre; bir kadın avukat, AKP Bingöl 11 Başkanı'nın eşi Fatma Coşkun tecavüz zanlısının savunmasını üstleniyor.

Bu zanlı ise, N.S.'nin amcası tarafından bırakıp kaçtığı elbiseleri bile polise teslim edilmişken serbest bırakılıyor.

Dilsiz ve kimsesiz, fakir olduğu için avukat da tutamayan N.S. hâlâ şoktaymış, ceza ne oldu acaba siz de merak etmiyor musunuz?

(Bu arada... Suçlunun babası, Genç İlçesinin Emniyet Müdürlüğü'nde kaloriferci ve korucuymuş... İHD Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın bu konuda açıklama yapmış. Kadın hukukçular ve STK'ların bu olayı izlemesi lâzım.)

***

Ve bir başkası...

Afyonkarahisar'da 15 yaşındaki S.N.K.'ya tecavüz eden 6 kişi yakalanmış. Küçük kızın gecen yıl da 9 kişinin tecavüzüne uğradığı ortaya çıkmış. Herhalde şu anda onbeşi de serbesttir.

Ve bir başkası...

Barda boğazı kesilerek öldürülen Barış Dönmez in ailesi isyan etmiş. Cinayetin üzerinden 1 yıl geçti suçlu yok.

Böyle bir ülkede adalete inanılabilir mi?

Bize ne oldu; TCK çarptı...
Bugünlerde gazete sayfalarını satirli saldırılardan başlayarak cinayet ve şiddetin her türlüsünü anlatan olaylar dolduruyor. Sebebini merak edip; "Bize ne oldu, nedir bu cinnet hali" diye başlık atanlara cevabı söyleyeyim; TCK çarptı.

Haziran'a kadar, suç işlemenin, adam öldürmenin cezası yok nasılsa... Verilen cezalara "var" denemez. Vur gitsin.

Yönetimsiz, başıboş, kanunsuz memleket işte böyle oluyor!

DİĞER YENİ YAZILAR