Olayların ardı arkası kesilmediği için köşelerimizden, yazılarımızla pür dikkat izlemek zorunda kalıyoruz. Ben de, içimden sık sık hoş, siyaset dışı konuları yazmak gelmesine rağmen buna maalesef fazla imkân bulamıyorum. Çok sevdiğim okuyucularımın bazı mektuplarına köşemde yer ayırmak istemekle birlikte bunu da yapamıyorum Bundan sonra ne olursa olsun zaman zaman okuyucu mektupları yayınlayacağım. İşte kısa süre önce gelen bir e-mail; Çok önemli bir konuya değiniyor ve acısını paylaştığımız bir anadan geliyor. Allah kimseye böyle acı vermesin.
"Sevgili Ruhat Mengi,
Ben Selma Kuytu, Ocak ayında bir cinayete kurban giden Power FM DJ'i Emre Kuytu'nun acılı annesi, emekli öğretmenim. Size bu satırları yazmak o kadar zor ki anlatamam. Yüreğim yanıyor. Olaydan sonra haftalarca TV seyredemedim, gazeteyi elime alamadım. Ben de oğlumla birlikte öldüm. Halen yaşayan bir ölüyüm, olanları kabullenemiyorum, isyan ediyorum.
Türkiye'de insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Yaşama hakkı kutsaldır. Allah'ın verdiği canı alma hakkı yine Allah'ındır, kulların değil. Allah'tan başka kimse bu hakkı kendinde görmemeli, görenler de en ağır şekilde cezalandırılmalı ki başka canlar almasın. Başka yetişmiş insanlar yitmesin, başka analar ağlamasın.
Ne olur kusura bakmayın, ne yazacaktım nereden başladım nereye geldim. Söyleyeceklerimi toparlamakta güçlük çekiyorum. Gazetedeki köşenizde "İnsanlık öldü mü gerçekten" başlıklı yazınızı okudum. Öyle güzel yazmışsınız ki elinize sağlık, sanki benim içimi okumuşsunuz. Hislerime tercüman olmuşsunuz, benim ya da benim gibilerin kalemi olmuşsunuz.
Biz eğitimci bir aileyiz. İki yavrum vardı, ikisini de tıpkı öğrencilerimiz gibi insan sevgisiyle dopdolu, en içten şekilde yetiştirmeye çalıştık. Oğlumu parası ve arabası için bir psikopat elimden aldı. Allah'a emanet bir kızım var, onun için ayakta kalmaya çalışıyorum. Çok canım yanıyor.
Benim yavrum bir başarı öyküsüydü. Öğrencilik hayatı başarılarla doluydu. 17 yaşında gönül verdiği müzik ve radyo sevdasıyla Londra'ya gönderdik. Number One FM'de en genç radyocu olarak yayına başladı. O sıcacık sevgi dolu sesiyle kendini sevdirdi(...)
Sizin de yazınızda bahsettiğiniz gibi "ceza indirici", "hafifletici" nedenlerden yararlanmak için oğluma iftira attı. Ben bu "hafifletici neden" kısmına takmış durumdayım. Hiçbir suçun, hele hele öldürmek, can almak, katletmek gibi bir suçun hafifi, ağırı olur mu? İnsanın canını ya alırsın, ya almazsın. Eğer almışsan bunun cezasını hafifletme kararını ve hakkını kim, nasıl verebilir?
Yetkili ve etkili kişiler ve toplum olarak herkes üzerine düşeni yapsın. Lütfen duyarlı olunsun(...)
Benim sevgi dolu yüreğiyle insanlara güzel mesajlar veren, iyi niyetli olmasının, herkesi kendi gibi görmesinin dışında hiçbir suçu olmayan yavrumu katleden katil gibi, başka katiller, başka yavruların, başka anaların canını yakmasın.
Saygılarımla, Selma Kuytu"
Kanunlarımızdaki boşluklar, yargının kararları, adaletin yavaş, çoğu kez etkisiz işleyişi ve bu sistemin acilen düzeltilme gerekliliği konusundaki görüşlerimi sık sık yazdığım için bu mektubu yorumsuz veriyorum.
Sevgili Selma Hanım'a ise Allah'tan sabırlar diliyorum. Dayanılması en güç acı farkındayım, bunu bir nebze hafifletir mi bilmiyorum ama ona şunu hatırlatmak istiyorum; Türkiye'deki tüm analar, tüm sağduyulu insanlar acısını paylaştılar, paylaşıyorlar.
Yargıda rahatsız olduğu konular ise mutlaka değişecek en azından Avrupa Birliği ve yoğun kamuoyu baskısı bunu zorunlu kılacaktır. İnanıyorum. Bu olmadığı takdirde Samsun'da kendisine tecavüz eden komşusunu "cezasını mahkeme veremedi, ben verdim" diyerek öldüren 8 aylık hamile kadın gibi örneklerin arkası da kesilmeyecektir zira!
Adalet ölçenler bunu okumalı!
Olayların ardı arkası kesilmediği için köşelerimizden, yazılarımızla pür dikkat izlemek zorunda kalıyoruz. Ben de, içimden sık sık hoş, siyaset dışı konuları yazmak gelmesine rağmen buna maalesef fazla imkân bulamıyorum
Haberin Devamı

