Yalnızca adalet değil, "adalet ve huzur" istiyoruz artık. Hangi medeni ülkenin vatandaşları o ülkeyi yöneten her hükümete, kuşaklar boyu adalet ve huzur için bizim kadar yalvarmıştır ki?
Gülemiyoruz, bırakın gülmeyi gülümseyemiyoruz bile. Bir gün, tek bir gün acılarımızı, sorunlarımızı unutup gülümsemeye çalışsak, azıcık nefes alsak haram oluyor. Duyduğumuz, okuduğumuz sıradan(!), münferit facia haberleri bizi milletçe hayata küstürmeye yetmiyormuş gibi periyodik olarak "toplu facia" haberleri alıyoruz. Her gün sel, deprem gibi doğal afetlerle karşılaşmaktan beter değilse, nedir bu halimiz?
Perşembe akşamı Bornova'da 9 tane pırıl pırıl genci yine ihmal sonucu kaybetmemize yanarken dün sabah 20 insanımızı yine terör sonucu kaybettiğimizi öğrendik.
Yine anaların yüreği acıların en dayanılmazı ile evlat acısıyla kavruldu. Yine gözyaşları sel oldu aktı.
Peki ne zamana kadar? Daha kaç gün, kaç ay, kaç yıl her ânımız acı ve üzüntüyle geçecek? Daha kaç anaya, babaya hayatları zindan edilecek?
Aynı sıralarda iki sinagogda olan patlamaların "uluslararası terör" ürünü olduğunu söylemek bu işin içinden basmakalıp üzüntü mesajlarıyla sıyrılmaya yetiyor Türkiye'de. Siyasetçilerin, bu ülkenin en üst düzey imkânlarının tadını çıkaran yöneticilerin işi zor değil: "Olayları lanetliyoruz, failleri en kısa zamanda yakalanıp adalete teslim edilecektir" demeleri yetiyor.
Oysa o yöneticilerin ve onlardan öncekilerin yaşadıklarımızda bire bir sorumluluğu var. Bu kadar ciddi problemleri olan, içerde ve dışarda son derece önemli sorunlarla boğuşan bir ülkede yapay gündemlerle zaman kaybetmek, dikkatleri detaylara toplayarak esas konulan kaçırmak hepsinin büyük ve ortak suçu (Bkz: Görevi ülkesinin dış sorunlarını halletmek olan Dışişleri Bakanı'nın, bunu yapacağına türban için Avrupa'yı 'aleyhte' kışkırtması.)
Sınırsız özgürlük
Uluslararası terör acaba Avrupa ülkelerinin herhangi birinde bizdeki kadar rahat bir ortam bulabilir mi? O ülkelerin sınırlan binlerce, on binlerce yabancı tarafından bu kadar kolay aşılabilir mi? Sınırdan 200 dolar karşılığı geçen binlerce kişi aylar, yıllar boyu o ülkelerde izini kaybettirebilir mi?
Her yer ve her şey bizdeki kadar denetimsiz olabilir mi? Suç işlemek bizdeki kadar cezasız bırakılabilir mi? Silah taşımaya, silah üretmeye, silah kaçakçılığı yapmaya bu kadar özgürlük tanınabilir mi?
Kısacası o ülkelerde bu kadar İHMAL bir arada görülmüş müdür, görülebilir mi?
Bornova'daki Nağme Cafe'nin işletmecileri serbest. Kesin bilirkişi ve itfaiye raporlarından sonra haklarında kamu davası açılacakmış.
Oysa yapılan ihmaller tek tek yazıldı, kendileri de biliyorlar. Buna rağmen... Hayatının baharında ölen gençlerin aileleri "Adalet istiyoruz" diye ağlarken bu insanlar gözaltına alınmıyor, sadece "ifadeleri alınıyor."
Haklarında dava açılsa ve suçları sabit görülse bile infaz yasaları yardıma yetişir. Dokuz gencin hayatı birkaç yıl ceza ile karşılanır, onlar kafe işletmeye devam ederler.
Ve hiç şüphemiz yok ki işlettikleri kafelerde aynı ihmaller, aynı denetimsizlik sürer.
Yeryüzünde insan hayatının Türkiye'den daha ucuz olduğu kaç ülke vardır?
Adalet istiyoruz!
Yalnızca adalet değil, "adalet ve huzur" istiyoruz artık. Hangi medeni ülkenin vatandaşları o ülkeyi yöneten her hükümete, kuşaklar boyu adalet ve huzur için bizim kadar yalvarmıştır ki
Haberin Devamı

