Medeni Kanun'un Yürürlük Maddesi ile ilgili olarak Türkiye'nin her köşesinden sürekli okur tepkileri alıyoruz. Bunlardan biri Adanalı Avukat Sayın Raci Tanrıverdi'den geliyor. İlk mektubunda Medeni Kanun'da eşler arasında mal paylaşımını düzenleyen madde ile kadınlara büyük bir haksızlık yapıldığını söyleyen hukukçu okurumuz aynı itirazı Adalet Bakanlığı'na da yapmış.
İkinci mektupta onlardan gelen cevabı bildiriyor. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü'nden "Bakan adına Hâkim Daire Başkanı Kenan Özdemir" imzasıyla gelen açıklama şöyle:
"22/11/2001 tarihli Türk Medeni Kanunu'nun 'Eşler Arasındaki Mal Rejimi' bölümünde yer alan hükümlerinin yürürlük tarihine ilişkin önerisini içeren 21/04/2003 tarihli dilekçeniz incelendi.(...) Bu aşamada öneriniz doğrultusunda bir değişiklik yapılması düşünülmemektedir."
Türkiye'nin bütün kadın örgütleri, hukukçular, vatandaşlar Medeni Kanun kampanyasına, eşitlik konusunda imza atılan uluslararası sözleşmeleri, AKP'nin koydurduğu "Muhalefet Şerhi"ni hatırlatmaya devam ediyorlar. 28 Haziran Cumartesi günü İstanbul'un üç noktasında Kadıköy, Beşiktaş İskelesi ve Ihlamur'da kampanya büyük kalabalıklarla sürdürüldü. AKP seçmenin yarısını oluşturan kadınların Medeni Kanun haksızlığını unutmayacağını hâlâ görmüyor mu?
Ecevit hükümetinin seçim yenilgisinde kadınların payını fark etmiyor mu? Kimler geldi, kimler geçti bu ülkenin yönetiminden... Hepsi de nasıl kendilerinden emindiler. Hepsi de nasıl kaybetmeyi akıllarına bile getirmiyorlardı ve o cesaretle erken seçime hevesle, heyecanla "evet" dediler.
Temel fıkrasındaki gibi "Söyledim söyledim inanmadınız. Ne oldi?"
Kimse kendinden fazla emin olmasın. Kadın nüfusu ikiye bölen, "2002'den önce-sonra" saçmalığıyla hâkim ve avukatları şaşkına çeviren, çözümü imkansız kılan yasanın yürürlükle ilgili maddesi değiştirilmek, adalet sağlanmak zorundadır.
Yoksa AKP önce kendi vatandaşları arasındaki eşitsizliğin düzeltilmesini sağlamadan AB'ye "Uyum Yasaları" komedisine de kolay kolay devam edemez.
Prens Igor Aspendos'ta...
İşte asla kaçırmak istemeyeceğim bir sanat olayı. Bugüne kadar kaç kez Aspendos'ta oynanan bir oyunu mutlaka izlemek isteyip de gidememişimdir, bu defa şeytanın bacağını kırmak istiyorum ama ah bu işler. Bu yoğun program, önceden verilen sözler yok mu... Var ve ben 'maalesef var' da diyemiyorum çünkü işime aşkla bağlıyım.
Yine de, o zamanı ayırıp gitmeye çalışacağım ve tabii bu arada diğer sanatseverlere, özellikle Antalya ve civarında bulunanlara bu haberi vermek istiyorum. İstanbul Devlet Opera ve Balesi başarıyla sürdürdüğü 2002-2003 sezonu prodüksiyonlarından Prens Igor operasını 9-10 Temmuz akşamları özgün dili Rusça ile 10. Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali'nde yorumluyor. Birçok yabancı ülkenin sergilediği eserler arasında kendi sanatçılarımız tarafından oynanan bir opera.
Konusu da çok hoş; Rus rejisör Dimitri Bertman tarafından sahnelenen oyunda Prens Igor'un oğlu ile birlikte bir Türk boyu olan Poloveçlerle savaşa gitmesi, yenilip esir düşmesi ve bu arada Poloveç Komutanı Konçak Han'ın kızı ile Prens'in oğlu arasında başlayan aşk anlatılıyor.
Dekor ve kostüm Osman Şengezer tarafından hazırlanmış, Poloveç danslarının koreografisini ise konuk koreograf Tatyana Andonova yapmış.
Sonuç tahminen tam bir başarı hikâyesi.
Oralardaysanız sakın kaçırmayın derim.
Ter kokusunu seviyorlar!
İtirazımı geri alıyorum, kadınlar adına "Ter kokusu kadınları rahatlatıyormuş" haberine yaptığım itiraz şu andan itibaren geçersizdir. Meğer ne çok ter kokusu seven varmış. Şimdi anlaşılıyor bizim otobüslere, dolmuşlara ve tüm taşıma araçlarına, asansörlere neden ter kokusundan girilmediği... Ayrıca erkekler alınmasınlar aynı rahatlatıcı kokuya sahip hemcinslerimiz de var... Bu paylaşılamayan özelliği(!) deodorant kokusuna tercih ediyor onlar da...
Kadın okurlarımdan gelen mektuplar eşlerinin ter kokusundan memnun olduklarını gösteriyor. "Bilime katkıda bulunmak için" yazan bazılarının anlattığına göre yıkandıktan sonra ikinci ve üçüncü gün çok güzel kokuyorlarmış. Demek bu eşler her gün duş almıyorlar. Neyse ki beğenilen koku ikinci ve üçüncü günlerde hissediliyormuş, ya beşinci, altıncı olsaydı?
Şöyle bir durum var ortada zira, herkese kendi eşinin kokusu rahatlatıcı geliyor olabilir de bu eşler bütün günü evde gecirmiyorlar, sosyal bir yaşamın içindeler. Bulunduklan ortamları paylaşan diğer insanlar için çözüm ne olacak?
Herkes eşim seviyor diye ter kokusunu mümkün olduğunca korumaya çalışırsa yandık demektir. Hem de ne yandık. Kokun arkadaşlar kokabildiğiniz kadar. En büyük biziz, başka büyük yook!
Adalet Bakanlığı'ndan bir Medeni Kanun cevabı
Medeni Kanun'un Yürürlük Maddesi ile ilgili olarak Türkiye'nin her köşesinden sürekli okur tepkileri alıyoruz. Bunlardan biri Adanalı Avukat Sayın Raci Tanrıverdi'den geliyor
Haberin Devamı

