Adalet Bakanı haklı mı?

Haberin Devamı

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin Ergenekon soruşturmasıyla ilgili son gözaltılar için “Siyasi sonuç çıkarılması yanlış. Hakim ve savcılar ne yürütme ne de yasama organından talimat alır” demiş. Tam da benim hakim ve savcıların kanun gereği Adalet Bakanlığı’ndan bağımsız olamadığını, ister istemez hükümet baskısı altında kaldıklarını yazdığım gün çıktı gazetelerde.
Talimat alırlar mı, almazlar mı orasını bilemeyiz ama kendilerini “özgür, bağımsız” hissetmeyecekleri kesin... Düşünün, size söyleneni veya sizden bekleneni yapmadığınız takdirde diyelim Ankara’dan Ağrı’ya gönderilme kararınız çıkabilirse bağımsız olabilir misiniz? Adalet Bakanı geçici yetkiyle sizi görevlendirip gönderebiliyor, çekinmez misiniz?
Anayasa’ya göre hakimler talimat almıyor ama şu anda yine Anayasa’ya göre bağımsızlıkları (Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu nedeniyle) garanti edilmiş değil...
Adalet Bakanı Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun başkanı. Müsteşarı ise “tabii üye” ve Kurul gündemini de o belirliyor. (Bu nedenle Danıştay’a 2 yıl hakim seçtirilmedi. Şu anda aynı sorun Sayıştay’da yaşanıyor. İstedikleri aday gösterilmezse gündeme alınmıyor.)
Kurul Adalet Bakanlığı binasında... Hakim ve savcılarla ilgili soruşturmaları (eskiden HSYK’nın bağımsız müfettişleri yaparken) şimdi Adalet Bakanlığı müfettişleri yapıyor.
Bütün bu nedenlerle her “Adalet Yılı” açılışında “Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu ile Anayasa’daki ilgili değişikliğin yapılmasının önemi” hukukçular tarafından dile getiriliyor ama nedense diğer Anayasa değişiklikleri yapılırken buna hiç mi hiç dokunulmuyor.
O nedenle Adalet Bakanı Şahin’in sözleri gerçeği yansıtmamaktadır, o değişiklikler yapılmadıkça hakim ve savcıların yasama ve yürütmeden bağımsızlığı söz konusu değildir.
Bağımsızlık yalnızca “yüksek yargı kurumları”nda söz konusu olabilir.
Yani... Ergenekon soruşturmasında iddianame olmadan ve sabaha karşı yapılan tutuklamalarla ilgili itirazlara karşı “Hani savcıların işine karışılmazdı” sorusu doğru değil.
“O Başsavcı”yla bu savcının şartları farklıdır.

*****


AKP Mahkeme üyesi mi arıyor?

Birkaç gün önce ziyarete gittiğim arkadaşlarımın evinde kalabalık bir grupla sohbet ettik. Aralarında Ahmet Özal’ın da bulunduğu tanınmış isimler, siyasetçiler vardı.
Biz siyasette son gelişmeleri konuşurken gruptan bir kişinin Başbakan Erdoğan’ın yakın arkadaşı olduğu açıklandı, ben de ismi hatırladım (geçmişte onunla ilgili bir yazı yazmış olabileceğimi de düşündüm.)
O arada Başbakan’ın yakın arkadaşının ben gelmeden önce oradaki siyasetçilere “Anayasa Mahkemesi üyelerinden tanıdıkları olup olmadığını” sorduğu, bunlardan birinin şaka olarak “4 kişiyi tanıyorum” dediği, bunun üzerine o şahsın hemen kalkıp telefon görüşmesi yaptığı anlatılıyor.
Biraz sonra “yakın arkadaş” ile sohbet ediyoruz, bize aktardıkları arasında şunlar var:
- “Başbakan Erdoğan parti büyük olduğu için hakim olmakta zorlanıyor ve partinin içindeki Bülent Arınç gibi daha radikal isimlere meydanı boş bırakmamak için onların söylemlerini destekliyor, bu nedenle giderek radikalleşiyor.
- AKP’de Fethullah Gülen’e yakın olan isim Tayyip Erdoğan değil Abdullah Gül. Onun Cumhurbaşkanı seçilmesinde bile Gülen’in rolü ve desteği var.
- MHP’nin yüzde 30’u da Gülen’e yakın isimler.
- Sabah Gazetesi ile ATV’nin Başbakan’a yakın olan Çalık grubu tarafından alındığı söyleniyor ama aslında rol oynayan ve yakın olan isim o değil, Gül. Ve yine Gülen...
- İstanbul Milli Eğitim Müdürü de cemaate çok yakın bir isim, polisin içinde de cemaat etkili...”
Bunların hepsini arka arkaya söyleyip bir de Milli Eğitim Müdürü için “Böyle bir müdürün şekillendireceği eğitimden ne bekliyorsunuz ki” sorusunu sorunca ben de dayanamayarak ‘Peki memleket bu durumdaysa Başbakan Cumhuriyet ve laiklik konusunda endişe duyan kurumlara ve toplum kesimlerine neden tepki gösteriyor? Bu sistem kendini nasıl korusun’ sorusunu sordum.
“Haklısınız” dedi Başbakan’ın arkadaşı; “Ben de bu ülkeyi seven bir insanım ve ben de bazı konularda endişe duyuyorum”...
AKP’nin kapatma davası iddianamesine cevap hazırlamak yerine Anayasa Mahkemesi üyesi aramaktan, yine Anayasa’yı değiştirmekten, referanduma gitmeye kadar düşündüğü önlemler “her şeyi göze aldığını” ve “her şeyi yapabileceğini” göstermiyor mu acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR