Acil Eylem Plânı'nı kim anladı?

Birileri anladı elbette. Örneğin AKP Hükümeti'nin ve partililerin anladığına hiç şüphe yok. Çünkü 4 Kasım'da iktidara geldikten sonra alelacele 30 Kasım'da, hükümet kurulur kurulmaz gündeme getirildiğine göre seçimden çok önce üzerinde çalışılmış, yapılacaklar belirlenmiş

Haberin Devamı

Birileri anladı elbette. Örneğin AKP Hükümeti'nin ve partililerin anladığına hiç şüphe yok. Çünkü 4 Kasım'da iktidara geldikten sonra alelacele 30 Kasım'da, hükümet kurulur kurulmaz gündeme getirildiğine göre seçimden çok önce üzerinde çalışılmış, yapılacaklar belirlenmiş.

Bugüne kadar her önemli olayda medya Sivil Toplum Kuruluşları'nı biraraya gelerek tepkilerini göstermedikleri, seslerini yükseltmedikleri, toplumun itirazlarını duyurmadıkları için suçladı durdu. Ve dün, Türkiye'de yıllardır toplumun eğitilmesi, imkânsız, kimsesiz çocukların bursla okutulması, sokak çocuklarının dahi eğitim alması için çalışan en önemli STK'lar birlikte basın toplantısı yaptılar.

Konu AKP Hükümeti'nin 30 Kasım'da açıkladığı Acil Eylem Plânı... Bu plândan hiç kimse bir şey anlamadı ve 'bir partinin kendi istediği şekilde kadrolaşması ve İmam Hatip Lisesi mezunlarının üniversitelere girmesinin sağlanması' dışında ne gibi bir "demokratikleşme" istendiğini çözemedi ya, işte mesele buydu. Onlar oturmuş ve çözmeye çalışmışlar.

Dikkatle izleniyor!
Toplantıda anlatılanları kısaca özetleyeyim. Önce "çağdaşlaşma, demokratikleşme" adı altında eğitimde yapılmak istenen değişikliklerin TOPLUM ADINA yakın takipçisi olduklarını belirterek, hükümetten "söz verdiği gibi, eğitim politikalarının belirlenmesinde STK'ların, üniversitelerin ve özel sektörün katılımının mutlaka sağlanması" başta olmak üzere birkaç istekte bulundular. Dün bunları yazdığım için tekrar etmiyorum.

Daha sonra, 30 Kasım'da gündeme getirilen ve Abdullah Gül imzasıyla açıklanan Acil Eylem Plânı için çok kısa bir süre sonra M.E. Bakanı Erkan Mumcu'nun "DPT uzmanları yanlışlıkla bu format içinde toplamışlar, bunu dikkate almayın" dediğini, arkasından "Katil filmin sonunda ortaya çıkar" şeklinde anlaşılmaz sözler söylediğini, eğitim konusunun bu tür gayri ciddi yaklaşımları kaldırmayacağını belirttiler.

Meclis'teki Eğitim Komisyonu'nün yandan fazlasının İmam Hatip mezunu veya dinî eğitimden gelen isimler yer alacak şekilde değiştirildiğine, başına da eski Diyanet İşleri Başkanı nın getirildiğine dikkat çektiler.

Acil Eylem Plânı denilen projenin birinci maddesinin Milli Eğitim Bakanlığı'nın yetkilerinin yerel yönetimlere bırakılması olduğunu ve bunun kabul edilemez sakıncalarını anlattılar, imam yetiştirmek amacıyla açılan İmam Hatip Okulları mezunlarının istedikleri üniversiteye girebilmesi ve devletin yönetim kadrolarında yer "üniversite giriş puanlarında düzenleme yapılmak istenmesi"nin kabul edilemez olduğunu...

Bu isteğin ayrıca "8 Yıllık Eğitim" sonucunda İmam Hatip'lere karşı azalan ilginin artırılması amacı taşıdığını anlattıktan sonra yıllar içinde öğretmen yetiştirme ve din öğretmenlerine verilen burs miktarlarını açıkladılar.

Örneğin: 1995'de diğer öğretmenler için 147 burs verilirken din öğretmenlerine 3312, 1998'de diğer öğretmenler için 1498, din öğretmenleri için 8226 burs verilmiş. Arada inanılmaz farklar var (Ayrıca Türkiye'de toplam 5400 lise varken dikkat çekici rakamlar...)

ÖSYM ve YÖK muamması
Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ÖSYM'nin YÖK'ten ayrılarak özerk hale getirilmek istenmesi konusunu irdelerken "Bu isteğe karşı 'Neden' diye sorduğunuzda cevabı yok" dedikten sonra şöyle devam ettiler:

"ÖSYM sadece üniversite sınavlarını değil aynı zamanda devlet memurluğu sınavlarını hazırlıyor. YÖK'ten ayırır ve bir devlet bakanlığına bağlarsanız KADROLAŞMA'yı da avcunuzun içine almış olursunuz..."

İşte STK'lar bu nedenlerle "Biz buradayız, takipçiyiz" mesajı verme gereği duyuyorlar. Haksız olduklarını kim iddia edebilir?

Kol düğmelerinin birleşme saati...
İşte yine yılın bu hüzünlü zamanı geldi. Bu ülkenin yetiştirdiği, tüm zamanların en değerli sanat ve kültür adamlarından biri olan Barış Manço'nun aramızdan ayrıldığı gün... Tam dört yıl önce on binlerce sevenini yollara düşüren, günler boyu gözyaşı döktüren büyük kaybımızı anma günü...

Kol düğmeleri, Gülpembe, Unutamadım, Dağlar Dağlar gibi unutulmaz eserlere imza atan değerli sanatçı Barış Manço bu yıl da çeşitli etkinliklerle anılacak.

İlk tören, her yıl olduğu gibi 2 Şubat Pazar günü Saat 13:00'te sanatçının Kanlıca Mezarlığı'ndaki kabri başında düzenleniyor (Saat 12:00'de Barış Manço Gemisi Moda Deniz İskelesi'nden hareket edecek.)

(KASDAV) Moda Gönüllüleri aynı gün saat 19:00'da Moda Deniz Kulübü nde buluşacaklar.

"3 Şubat Barış ve Sevgi Günü" nde Barış Manço Derneği'nin düzenlediği anma gecesi ise AKM'de saat 20:00'de başlayacak. Yönetmenliğini İzzet Öz'ün, sunuculuğunu Esra Ceyhan'ın yapacağı gecede başta Kurtalan Ekspres olmak üzere Kenan Doğulu, Muazzez Ersoy, Cem Karaca gibi birçok ünlü sanatçı ve grup yer alacak.

Geceden elde edilen gelir ise müziksever gençleri yetiştirmek üzere "Popüler Müzik Akademisi" kurmayı amaçlayan Barış Manço Derneği'ne kalacak.

"Barış"severlere duyurmuş olayım.

DİĞER YENİ YAZILAR