Açıkhavada süper bir konser!

'O'nun konserinden neden mi bahsediyorum 'demiştim' ben de sabırsızlıkla bekliyorum da ondan'...

Haberin Devamı

'O' nun konserinden neden mi bahsediyorum 'demiştim' ben de sabırsızlıkla bekliyorum da ondan'...

Mayıs ayında yapılacak konser ertelenmişti ve biz Yalınseverler Haziran'ı beklemek zorunda kalmıştık. Cuma akşamı Harbiye'deki Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'na, yanımda Yalınsever 4 lise öğrencisi genç kızla gittiğimde Tiyatro hemen hemen tümüyle dolmuştu. Ön sıradaki yerime doğru ilerledim ve ne göreyim; Haşmet Babaoğlu benden de önce yanımdaki koltuğa kurulmamış mı...

"Bekliyordum zaten ne zaman gelecek diye" sözleriyle karşıladı beni. Söyledim mi, sözümde duracağımı biliyor... Zaman zaman arka sıralardan gelen akınlarla önümüzdeki orkestra boşluğuna düşme tehlikesi geçirsek de kusursuz bir müzik ziyafeti yaşadık.

Fakat o sahne önündeki boşluk iyi ki var, Maazallah bir de olmasa sahnedeki sanatçıyı koydunsa bul!

Neyse... O akşam Yalın'ı sahnede ilk kez izleyecektim. İlk şarkısı "Zalim"le müthiş bir çıkış yaşayan ve bu şarkıdan sonra yaptığı her parçası aynı ilgiyi gören sanatçının söz ve müziği kendisine ait olan şarkılarını ben de ilk günden beri çok sevmiştim. Üstelik kızım Yasemin'in üniversite sınavlarına hazırlanırken bile onun müziğiyle çalışması sonucunda bunları ezbere biliyordum.

Bununla birlikte doğrusu ilk kez çıkacağı bu kadar büyük çapta bir konserde böyle bir basan beklemiyordum.

'Böyle bir başarı' ile 'sahne performansının kusursuzluğu'nu kastediyorum. Bir yıl gibi kısa bir zamanda son derece rahat, özgüveni tam, güzel ve esprili konuşan bir sanatçı olarak yetişmiş Yalın. Ve her parçasını sahnede de CD'lerindeki kadar güzel söylüyor.

Önemli özelliklerinden birinin "özgün"lüğü olduğunu biliyor. Ve bu nedenle kendisi "benzemekten, benzetilmekten" hoşlanmıyor ama söyleyeceğim yine de... Onun sahnedeki sempatisi, hareketliliği ve dinleyici ile kurduğu sıcak iletişim çok sevdiğim ve şarkılarını zevkle dinlediğim bir başka pop müzik sanatçısını (gerçek sanatçı bunlar) Kenan Doğulu'yu hatırlattı bana... Tarzları tamamen farklı olmakla birlikte ikisi de kendi aşk hikâyelerini inanılmaz bir gerçeklik ve duygusallıkla yine kendi yazdıkları şarkılara yansıtabiliyorlar.

O kadar sıcak ve gerçek ki şarkılardaki sözler, öyküler, yaşanmışlığını hissediyorsunuz. Ve işte kitlelerin beğenisini elde etmelerinin önemli sırlarından biri de burada yatıyor bence... Öylesine, "aşk"ı özellikle konu yaparak, etkilemek için yazılmamış bu şarkılar... Yaşanmış gerçekten... Üzmüş, ağlatmış...

Yalın'ın da yokmu hiç "etkilemek için", etkileyeceğini kesin bilerek yazdıkları? Bence var; örneğin "Son aşkım olacaksın" dediğinde bunun hayranlarında ne etki yapacağını biliyor.

Eh, o kadar olacak artık!

Türk-Kürt!
Devamlı okurlarımdan biri dün Orhan Pamuk'un sözlerini aktarırken "Türkler 1.5 milyon Ermeni ile 30 bin Türk'ü öldürdü" şeklinde yazdığımı oysa "30 bin Kürt'ü" olması gerektiğini belirten bir mail göndermiş.

Haklı, Pamuk Bey "Kürt" demişti ama ölen Kürt'lerin çoğu Türkiye vatandaşıydı. Ve o rakamın içinde yaşamını yitiren Türk askerleri de vardı.

Onun için zaten Ermeniler konusunda verdiği rakam ve ifade şekli kadar "Kürt" diyerek verdiği rakam ve ifade de yanlıştı.

Yine de onun cümlesini olduğu gibi almamız gerektiği için okurum haklıdır. Düzeltmeye teşekkür ediyorum.

Hayret!
Bir başka okuyucumuz; Gülçin Fırat Türkiye'nin büyük gazetelerinden birine gönderdiği 'mail'i bana da yollamış.

Yazılanları aynen aktarıyorum:

"Sayın Mengi, dün ... gazetesinin bütün yazarlarına şu 'mail'i yolladım.

'Bugünkü kadar sizlere hiç hayret etmedim. 3 okulda yapılan dini anketten mutlaka haberdarsınız. Hiçbir ... yazarının buna değinmemesi o kadar ilginç ki.

Şeyh Sait yazı dizilerinden belliydi ya... Kutluyorum tekrar hepinizi...' Sevgiler."

İşte "bağımsız gazete" veya "bağımsız yazar" olabilmenin, özgür basının önemi bu gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Ve dikkatli okurun da gözünden kaçmıyor. Zaten o özgürlüğe sahip olmayanların, bağımsız bir gazetenin bu özelliğine dil uzatmasının nedeni de "bilinçli ve dikkatli okurlar" ile onların aradaki farkı görebilmesi değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR