ABD'deki Türk gençlerin tartışması

Amerika'da öğrenimini sürdürmekte olan gençlerin kendi aralarında hızlı ve yıpratıcı bir 'Ermeni Soykırım' tartışması yaşadıklarından size söz etmiştim

Haberin Devamı

Amerika'da öğrenimini sürdürmekte olan gençlerin kendi aralarında hızlı ve yıpratıcı bir 'Ermeni Soykırım' tartışması yaşadıklarından size söz etmiştim. Örneğin; Ceyhun Sunsay "yapılanın" soykırım olduğunu söyler; nedenini ise "devlet tarafından plânlanmış ve yürütülmüş olması"na bağlarken Ömer Komili ve birçokları bunu bilgi ve belgeler göstererek reddediyorlar.

Ceyhun Sunsay sözlerini bizim bazı aydınlarımızın cümleleriyle bitirmiş:

"Toplumsal adaleti bulabilmenin yolu soykırımın farkına varmak ve onu mahkûm etmekten geçiyor. Bu, Ermenilerden önce insanımız ve ülkemiz için önemli."

Tabiî insan bunu duyunca Ceyhun Bey'in karşı teze ait bilgilerini merak ediyor. Dünyanın en iyi tarihçileri Soykırım, bir ırkın kökünü kazımak amacıyla yapılan katliamdır. Osmanlı, Ermeniler'e karşı bu amacı gütmemiş, olayları bastırmaya çalışmış ve hatta Ermeni öldüren askerlerini idam etmiştir. Bunun aksini kabul etmek tarihe haksızlık olur" derken Türkler'in, öğrenci ya da aydın, kendi tarihine haksızlık yapabilmesi için onlardan çok şey biliyor olması gerekir.

Neyse, bakın Ömer Komili ABD'de tartışmalara nasıl cevap vermiş:

"Sevgili arkadaşlar, forum üyeleri:

Gerek Ceyhun olsun, gerek ona karşı pozisyon alanlar, herkes sorun ile ilgileneceğine kişisel özellikler üstüne yoğunlaşıp konuyu saptırdı. Aynı Türkiye'de olduğu gibi burada da tartışan kişileri karalamaya kalkarak onları discredit edip dolaylı bir zafere gideceğinizi düşündünüz. Ceyhun'un bir Ermeni veya Kürt ajanı olduğu konusunu araştırma konusu yaptınız, o da karşı tarafı gözü kör milliyetçilikle suçladı. Bu yanlış bir yol." (En azından gençler, bugün hâlâ Türkiye'de koca insanların tartışırken yaptığı hataları görebiliyorlar. Sevinebiliriz.)

Bakın sonra ne güzel açıklıyor:

"Tekrar ediyorum, bu konunun ortak bir paydaya indirgenmesi o kadar zor değil. Önce her iki tarafın da kabul ettiklerinden başlayıp ortak çalışma yapmak gerekir, birbirinizi karalamakla bu iş çözülmez. Olaylara fact'lerden ve ortak kabul görülen yerlerden başlamak lâzım, ayrılıklardan değil.

Kısaca özetleyeyim:

Doğu Anadolu'daki Ermeniler'in dış kışkırtmalarla bağımsızlık kavramı içinde yerli halka saldınp katliam başlattkları, Müslüman halkın da ayaklanarak buna karşılık verdiği, arkadan da Enver Paşa komutasındaki bir ordunun olayları kanlı şekilde bastırdıktan sonra bu civardaki Ermeni halkın Güneydoğu'ya tehcir edildiği kabul ediliyor. Bu tehcir sırasında da bir kısım sivil halkın hastalık, sefillik, yorgunluk, çetelerin saldın ve yağması nedeniyle zayiat verdikleri biliniyor.

Güneydoğu'ya ulaşan Ermeniler de bu bölgede yaşamaya devam etmişler. Sonradan bir kısmı da geri dönmüş(...)"

Bunlan anlattıktan sonra en önemli noktayı vurguluyor:

"Burada soykırım ve katliam sözcüklerinin tanımlarını da yapmayı ihmal etmemek lâzım."

Bir öğrencide gördüğümüz bu yapıcı ve akıla tutum takdire şayan doğrusu... Son cümle ise kilit nokta. İzmir, İstanbul ve diğer bölgelerde yaşayıp da isyanlara karışmamış Ermeni vatandaşlara hiç kimse dokunmamış. O zaman nasıl oluyor da Fransa bu olayı Hitler'in Yahudi Soykırımı'yla aynı yasa maddesine alıyor?

Ve nasıl oluyor da biz bunu kabullenip susuyoruz?

(Devam edecek...)

Kira öder gibi ev almak!
'Artık ev almak kolaylaşacak" dediler herkes sevindi. Öyle ya kira öder gibi aydan aya ödeyerek ev sahibi olmak güzel bir fırsat. Eh Hükümet de "uygulamayı başlatıyoruz" dedi, mesele yok.

Ama bakın okurumuz Ferruh Batı ne diyor:

"Hükümet kira öder gibi ev sahibi olunacak söylemleriyle başlattığı konut hamlesine 'TOKİ SAKARYA KORUCUK EVLERİ' ile başladı. İnternette o dönemde yapılan bilgilendirmelerde M tipi evlerin 44 milyara mal olacağı söyleniyordu ve evlerin teslimi sırasında yüzde 1 KDV ödeneceği belirtiliyordu. Dün KDV ödemek için bankaya gittiğimizde ödenecek KDVnin 515 milyon olduğu söylendi, oysa bir hafta önce 444 milyondu.

Yani evler 7 milyar artışla 51 milyara mal oldu. Şu anda 212 milyon taksit ödüyorduk, bu yaklaşık olarak Sakarya'da bir ev kirasıydı. Ancak Aralık ayından itibaren bu rakamın da değişeceğini söylediler. Merakla 'ne kadar' diye sorduk, KDV'yi alan yetkili 391 milyon demez mi?

Yani yüzde 80 artış. İki ev kirası. Yarın ne olacağı da belli değil. Unutmadan, bunda 6 ayda bir memur maaşlarına da yapılacak zam oranında artış olacağını da söylemeliyim."

Nasıl, pek de tarif ettikleri kadar kolay olmayacak değil mi? Eh, demek ki her duyduğumuz, gördüğümüz reklam haberlerine hemen inanmamak gerekiyor. Ne de olsa bunlar siyasi kazanç sağlayan haberler.

Birileri kaybederken birileri sürekli kazanıyor!

DİĞER YENİ YAZILAR