ABD’nin komik terör anlayışı!

Güçlü ülke olmak böyle bir şey işte, herşeyi kendinize yontabilir, isteklerinizi dünyaya “kafasına vura vura” kabul ettirebilirsiniz

Haberin Devamı

Güçlü ülke olmak böyle bir şey işte, herşeyi kendinize yontabilir, isteklerinizi dünyaya “kafasına vura vura” kabul ettirebilirsiniz.

Dünyayı “The West and the rest” yani “Batı ve geriye kalanlar” diye ikiye böler, ortaya Samuel Huntington benzeri birkaç tane Amerika’nın ve Avrupa’nın menfaatlerine hizmet eden bilim adamını çıkarır “geriye kalanları” bir takım teorilerle uyutursunuz olur biter. İnat eder ve uyumazlarsa o zaman sonsuza kadar uyutur, yeryüzünden siler kurtulursunuz.

Olay bu kadar basit.

Amerika Irak’ı “global terörü durdurma” adına vurdu. Saddam’ı teröre hizmet ettiğini (veya etmesinden korktuğunu) öne sürerek ortadan kaldırdı. Sonra Irak plânı başarısız çıkınca kendi menfaatini korumak adına yapacağı tek şey kaldı:

“ABD Irak’ta kaybederse terörle savaşı da kaybeder” mazeretine sığınmak. Aslında bu doğru tabii, oradan başarısızlıkla çıkarsa artık terörle ilişkili ülkeler veya azılı terör örgütlerinin gözünde alay edilecek duruma düşeceği kesin. Ama sonuçta bu tezi doğru kılmak için daha neler yapıp, kaç kişinin ölümüne sebep olacağı belli değil.

Kendi çıkarlarını acımasızca korumaya çalışırken ve buna da “terörle savaş” kılıfını giydirirken örneğin Türkiye’nin terörle savaşı onu hiç ilgilendirmiyor. Nitekim yeni “Irak Plânı”nda yine PKK’nın bertaraf edilmesi için Türkiye’ye destek vereceğine dair bir vaatte bulunmuyor. “PKK’ya karşı çabaların yoğunlaştırılacağı” gibi bir not iliştirerek Türkiye’yi uyuttuktan sonra bu meselenin çözümünü Irak hükümetine bırakıyor. Kerkük’ten ise hiç söz edilmiyor.

Kürt liderlerinin Türkiye’yi “Amerika arkamızda” diyerek PKK ile tehdit ettiği bilinirken Irak hükümeti nasıl bir çözüm bulacak acaba? Veya bunu istemesi için ne gibi bir neden var?

ABD’nin yeni “Irak Plânı”nda ümitlenebileceğimiz tek nokta “Türk ve Irak Hükümetleriyle birlikte çalışarak bu iki ülkenin sınırındaki sorunları çözmesine yardım edeceğiz” demeleri.

Türkiye’nin bu sözü canlı tutması ve sık olarak Amerika’ya hatırlatması gerekiyor. PKK’nın terör kanadının başındaki liderin “Kendil’dekiler yatıyor, biz ölüyoruz” diyen teröristlere “Eylem yapmadığınız, savaşmayı bilmediğiniz için ölüyorsunuz” cevabını verdiği ve eylem istediği şu günlerde bu konunun en öncelikli konulardan biri olduğunu Hükümet asla unutmamalı.

*****

Diyanet İşleri Başkanı aradı!
Birkaç gün önce uzun süredir Diyanet İşleri’ni merak ettiğimiz sorulara cevap almak üzere programa davet ettiğimi ama bir türlü olumlu cevap alamadığımı yazmıştım.

İstediğim, Başkan Ali Bardakoğlu veya başkan yardımcılarından birini konuşmacı olarak konuk etmek ve “şidet”ten tarikatlara, mezheplere kadar birçok konuyu onların ağzından dinlemekti.

Yazımda Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez’i de birkaç kez aradığımı ama haftalar geçtiğini; toplantılar, babasının rahatsızlığı, kendisinin rahatsızlığı gibi nedenlerle bir türlü tarih alamadığımızı (acil şifalar dileyerek) belirtmiştim.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu Çarşamba günü Hac’dan döndü, dün beri aradı, uzun bir telefon konuşması yaptık. Birçok konuda halkı aydınlatmak üzere Ocak ayı içinde bir programımıza katılacağına söz verdi.

Merak eden çok sayıda okurumuz olduğu için önce bunu bildirmek istiyorum.

Başkan Bardakoğlu bu arada Mehmet Görmez’in belirttiği nedenlerin doğru olduğunu; hasta babasının vefat ettiğini, kendisinin ise bir enfeksiyon nedeniyle hastanede yatarken babasının cenazesine katılmak üzere kolunda serumla memleketine gittiğini anlattı.

Çok üzüldüm, durumun bu kadar ciddi olduğunu bilsem gerçekten Sayın Görmez’in mazeretlerinden yazımda da söz etmezdim. Bütün içtenliğimle babasına Allah’tan rahmet, kendisine ve ailesine başsağlığı diliyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR