ABD cehaletini tartışıyor!

Washington Post’un dünkü başyazısında Jackson Diehl isimli Amerikalı yazarı çok doğru uyarılar yapmış

Haberin Devamı

Washington Post’un dünkü başyazısında Jackson Diehl isimli Amerikalı yazarı çok doğru uyarılar yapmış.

Her ne kadar ABD Temsilciler Meclisi’nden çıkan kararları kimse ciddiye almasa da bu tasarının geçmesinin Türkiye-ABD ilişkilerini ciddi şekilde etkileyeceğini, işbirliğini bozacağını, öte yanda Türkiye’de milliyetçi bir dalganın yükseleceğini anlatan yazar ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu vurgulamış.

Washington Post’un başmakalesindeki en önemli iki nokta ise şunlar:

1) Birçoğu hâlâ Irak’taki Şiilerle Sunnilerin farkını bile bilmeyen 435 üyeli Temsilciler Meclisi’nin bundan 92 yıl önce Türkiye’de yaşanmış olaylarla ilgili karar vermesinin komik olacağı (ki tasarıyı Ermeni lobisinin önde gelen bir isminin, Adam Schiff’in hazırladığı da belirtilmiş)...

2) Yazar Diehl, Los Angeles’lı Adam Schiff’in kendi seçim bölgesinde 70-80 bin Ermeni’nin yaşadığını mutlulukla söylediğini vurgulayarak “Bu girişimin yerel politikayla ilgili olduğunu” açıkça söylemiş.

Yani Temsilciler Meclisi’ni “cehaletle”, tasarıyı geçirtmeye çalışan Demokrat siyasetçiyi de “oy avcılığıyla” suçluyor.

Neyse ki ABD’de gerçeği konuşan (ve Türkiye’nin bu konuda içte ve dışta faaliyet gösteren bir grup yazarından farklı düşüncede) yazarlar var. Ermeni iddiasının siyasetle değil tarihle ilgili olduğunu ve ancak tarihe bakarak çözülebileceğini bilen yazarları var.

ABD’deki tartışma Avrupa ülkelerine de örnek olmalı. Cahil, tarihi incelememiş siyasetçilerin “Ermeni seçmenlerini düşünerek ve Ermeni diasporasının bugüne kadar yürüttüğü kampanyalara inanarak” parlamentolarından tasarıyı geçirmeyi plânlaması konusunda Washington Post’un yazarına kulak vermeliler.

Hoşlarına gitmese de gerçek bu çünkü!

*****

Dilara cinayetinin sorumluları ödüllendiriliyor mu?
Bir meslektaşımız “Eğer Dilara öldüğüyle kalırsa, istediğiniz kadar umreye gidin, iftar çadırı kurun, bulgur, yiyecek dağıtın kendinizi affettiremezsiniz, vebali boynunuza” diye yazmıştı.

Ne kadar doğru! İnsan hayatı her şeyin önünde gelir ve vatandaşlarının güvenliğinin sorumluluğunu almış yöneticiler için birinci görevdir.

Oy için “milletin parasıyla kendi seçmenine erzak dağıtmak” değildir görevi yönetimlerin. Aynı şekilde milletin parasıyla açılan iftar çadırlarını “kendine oy” olarak yontmak da değildir.

Asıl görev onlara üstlendiğin hizmeti vermektir.

Ve bu doğru şekilde yapılmadığı için insanlar; gençler, çocuklar hayatını kaybetmektedir.

Dilara’nın ölümünden sonra “sadece 2 yıl”cık ihale yasağı verilen müteahhit firma MVM’ye, Dilara’nın öldüğü gün 187 milyon euroluk ihale için davetiye gönderilmiş.

Şaşırmadık... Görevden alınan ve Başbakan’ın yakını olduğu söylenen İSKİ Genel Müdürü’ne kısa süre sonra bir başka “iyi koltuk” verilirse yine şaşırmayacağız. Sorumlu belediyeye hiçbir sorumluluk atfedilmediğinde, hesap vermeye çağrılmadığında şaşırmadığımız gibi.

Ama... Ama bu hesapları Allah’ın “işini yapmasa da öte yanda ibadetini herkesten daha kusursuz yaptığına inanan”lara da soracağını biliyoruz. Suçla ibadet birbirini dengelemez.

Ne diyor Allah; “Bana kul hakkıyla gelmeyin” diyor. Dev bir ihmalle Dilara’nın ölümüne sebep olanlar asıl bunu düşünsünler!

***

Jetle füzeyle olmaz!
Pazar günü, Fox TV’deki “Bir Dilek Tut” isimli programın isim ve fikir annesi olduğumu, bu programı ilk olarak 1992’de Hafta Sonu Programı içinde benim hazırlayıp sunduğumu yazmıştım.

Uçan Kuş internet sitesinde hemen o gün “Bir Dilek Tut’un yapımcısı Ruhat Mengi’ye jet hızıyla cevap verdi ve bu programın orijinalinin bir dış yapım olduğunu açıkladı” şeklinde bir haber çıkmış. Görenler ilettiler.

Fazla uzatmaya gerek yok ama iş “yalanlama”ya gelirse ben de ısrar ederim çünkü bu köşede yalana yer yoktur.

TRT arşivleri ortada, açar bakarlar. Eğer programları, ismi ile birlikte, bir dış yapımdan alınmışsa o dış yapım benden yıllar sonra aynı şeyi aynı isimle düşünmüş demektir.

15 yıl sonra...

Ama biz, dileği olan izleyicileri yarıştırmadan, gönderdikleri yüzlerce mektup arasından, ekranda kurayla seçerek dileklerini gerçeğe dönüştürdük. “Bir Dilek Tut”

ismiyle.

Tesadüf bu ya!

DİĞER YENİ YAZILAR