AKP’nin kapatma davası ile ilgili olarak AB’den yargıya karşı baskı yardımı istemesi, onların da bunu seve seve ve periyodik aralıklarla, düzenli olarak yapmasının yarattığı önemli bir tehlike gözden kaçıyor.
Avrupa’da parti kapatma davaları konusunda uzman Anayasa hukukçusu Ekrem Ali Akartürk bu tehlikeye dikkat çekiyor:
“Türkiye’de parti kapatma nedenleri hem Anayasa’da hem de yasalarda düzenlenmiştir. Siyasi Partiler Yasası’nda “Milli devlet niteliğinin korunması ile ilgili yasaklar”dan biri, siyasi partiler için şöyle diyor;
79. Madde- Siyasi partiler Türkiye Cumhuriyeti’nin milletlerarası hukuk alanında bağımsızlık ve eşitsizlik ilkesine dayanan hukuki ve siyasi varlığını ortadan kaldırmak, yahut milletlerarası hukuk gereğince münhasıran Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili olduğu hususlara diğer devletlerin, milletlerarası kuruluşların ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin karışmasını sağlamak amacını güdemezler ve bu amaca yönelik faaliyette bulunamazlar.”
Ekrem Ali Akartürk keşke daha önce uyarsaydı ama hiç değilse bundan sonrası için yararı olur belki!
AKP-Yargı kavgası ve AKP’nin bilinmeyenleri
Bildiğiniz gibi Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun AKP’ye açılan kapatma davasından sonra yargıya yönelik saldırıların, iç ve dış baskıların artması üzerine yaptığı sert açıklama ve Hükümet’in buna verdiği aynı sertlikteki cevap ülkedeki mevcut gerginliği daha da arttırdı.
Son gelişmeler, TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın Anayasa Mahkemesi’ne “3. yol önerisi”, bazı bakanların yabancı ajanslara yaptığı “AKP kapatılacak” açıklamalarıyla, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün izlenmesi olayıyla, AB’den aralıksız gelen ve “Türk yargısına baskı” anlamındaki açıklamalarla zaten arapsaçına dönmüş olan konuyu içinden çıkılmaz hale getirdi.
Bu hafta Her Açıdan’da geçen Pazar başlayıp da süre nedeniyle tamamlayamadığımız “AKP’nin kapatılması mı, kapatılmaması mı daha büyük ihtimal”, “AKP kapatılırsa ne gibi gelişmeler olabilir, nasıl bir Meclis tablosu ortaya çıkar”, “Bugüne kadar hiç dile getirilmemiş olan yargı tarafsızlığı bugün neden ısrarla vurgulanıyor”, “Siyasi yasaklı bir parlamenter bağımsız milletvekili olabilir mi” gibi sorulara yenilerini ekleyerek tartışmayı sürdüreceğiz.
Yargıtay Başkanlar Kurulu bu bildiriye neden gerek gördü, Danıştay neden onları destekleyen bir bildiri açıklama lüzumu hissetti? Cemil Çiçek’in “Yargıtay’ın bildirisi siyasidir” sözü doğru mu?
AKP’de neden yöneticilerden başka kimse konuşmuyor, parti içi demokrasi var mı?
“Darbeyi meclis yapsın” diyenler neyi öneriyor?
Yapılacak bir Anayasa değişikliği ile kapatma ihtimali durdurulabilir mi?
Anayasa hukukçuları ve eski Anayasa Mahkemesi üyeleri “siyasi yasaklıların bağımsız milletvekili olması” konusu, Sabih Kanadoğlu’nun ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanı’nın “olabilirler, engel yok” yorumları için ne düşünüyor?
Bu soruların cevaplarını ve şimdiye kadar hiç duymadığınız bazı olayları, gerçekleri; AKP eski Milletvekili Turhan Çömez, Hatay Bağımsız Milletvekili ve AKP eski Milletvekili Fuat Geçen, Bahçeşehir Üniv. Öğretim Görevlisi-Anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Süheyl Batum ile Refah ve Fazilet Partileri eski Milletvekili-Anayasa Hukuku uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın katılacağı Her Açıdan’da duyabilirsiniz.
25 Mayıs Pazar, öğlen 12.30’da STAR’da... Hepinizi bekliyorum.

