Van Savcısı'nın (ismi özellikle kullanmıyorum, sansasyonel haber yaratarak adını duyurmak isteyenlere hizmet olmasın) Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ı suçlayan iddianamesi gündeme bomba gibi düştü"...
Neredeyse bütün TV kanalları aralarında sözleşmiş gibi bu cümleyi tekrarlıyordu.
Duydukça 'Haklılar' diyordum içimden, 'gündeme bomba gibi düştü ve yolsuzlukları unutturdu'... Hep böyle oluyor dikkat edin, ne zaman iktidarla ilgili bir olumsuzluk, bir yolsuzluk haberi ortaya çıksa anında daha çok dikkati çekecek bir karşı atak geliyor.
"Bu kez bir taşla birkaç kuş" durumu var üstelik; bugüne kadar hem dikkatler başka yöne çekildi ve yolsuzluklar gündemden düşürüldü, hem bütün kışkırtmalara rağmen sükûnetini bozmayan ordu tepkisini önleyemeyecek duruma getirildi, hem de Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'na engel olma ihtimali yaratıldı.
Ne ustaca düşünülmüş bir strateji, mimarı kim acaba?
Sakın biri çıkıp da bana "Vay bağımsız yargıya lâf etti" filân demesin, dün yazmıştım, 'mevcut şartlar altında yargı bağımsızlığının mümkün olamayacağını biz değil yargı mensupları söylüyor'... Sade vatandaşlarla ilgili davalarda fazla önemli değil bu belki ama siyasetle ilişkili şahıs ve olaylar açısından çok önemli.
Geleceği Adalet Bakanlığı'nın kararlarına bağlı hakim ve savcıların ne zaman ne yapacağını, siyaset güdümlü olaylara karışıp karışmayacağını kimse bilemez.
Karar verin artık!
Genelkurmay Başkanı Özkök'ün "İhbara dayalı iddianame olmaz. Savcı hakkında yasal işlem yapılmalı" sözlerine Erdoğan yine fazla çelişkili bir cevap vermiş:
"Biz raporda Büyükanıt'la ilgili ifadeleri görünce çıkarılmasını rica ettik ama bağımsız yargıya müdahale edemezdik"... Madem müdahale edemezsiniz, niye rica ettiniz? Hangisi doğru...
Ve bundan sonra da Tayyip Bey "Büyükanıt'ın önünü kesme girişimi de doğru değil" diyor... "Yargı bağımsız" dedikten sonra hemen bu cümleyi söylemesi; "yargı ile hükümet ilişkisi"ne fazla karşı çıkmaması enteresan değil mi?
Tabii bu noktada bir kez daha "Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmayışı"na bahane olarak "Yargının bağımsız olmamasını gösterdiklerini" hatırlayabilir ve milletçe sorabiliriz;
"Karar verin artık, bu yargı bağımlı mı, bağımsız mı?"
Medyadan sonra orduyu yıpratma girişimi sayesinde manşetlerden inen yalnızca AKP iktidarı ile ilgili yolsuzluklar değil... Bir başka ülkede manşette olacak, böylece dünyaya da duyurulacak "PKK kurbanı şehit polisler" olayı "küçük haber" oldu gazetelere...
Düzmece haberler gündem olunca gerçek gündem gözden kaçıyor. Ne kaos değil mi, gerçekten tebrik etmek lazım mimarlarını!
Artık "Kadınlar Günü"nü kutluyorum!
Uzun yıllar kutlamadım 8 Mart'ı... Yapılan toplantılara katılmadım, konuşmam için gelen teklifleri toptan reddettim.
O kadar uzun yıllar kendi aramızda konuşup kendimiz dinlemiştik ve sesimizi hiç kimseye duyuramamıştik ki buna devam etmek beni üzüyor, kırıyor ve boşa kürek çekiyormuşuz hissi veriyordu.
Sonra çabaların sonuç vermeye başladığı, gerçek bir kadın hareketinin ortaya çıktığı günler geldi. Türkiye'nin "Demir Çeneli Melekler"i, kadın örgütleri, hukukçulan, akademisyenleri, yazarları nihayet kendi aralarında toparlanıp Türk kadınının insan haklarını, erkekle eşit vatandaşlık haklarını elde edebilecek, seslerini Meclis'e, adalete duyuracak güce kavuştular.
Ve bu haklar Medeni Kanun'da, Türk Ceza Kanunu'nda, eğitim ve istihdamda yavaş yavaş kazanılmaya başlandı. Siyasette henüz bir değişiklik yok.
Bu ayırımcılığı ortadan kaldıracak olan "kota"ya Kadından Sorumlu Bakan Çubukçu, Başbakan Erdoğan'la birlikte muhalefet ediyor, inanılmaz ama gerçek...
"Helikopter gönderelim" Her şeye rağmen, en can alıcı noktalarda düzeltilmesi gereken hatalar yapılmış olsa da, bugün hâlâ Hükümet bazı konularda inatla dirense de 2000 yılından bu yana kadınlar için önemli gelişmeler oldu. Onun için artık Kadınlar Günü'nü ben de gönül rahatlığıyla kutluyorum. Bugün çok büyük bir kadın sivil toplum kuruluşunun toplantısında konuşuyor olacağım. Hem de sabahın 7'sinde yola çıkıp kilometreler katederek... Başkan "Gerekirse sizi getirmek için helikopter göndermeye bile razıyız" deyince zaman, mesafe her şey önemini yitirdi, bütün imkânsızlığına rağmen dayanamadım.
Kadın okurlarımın gününü kutluyor, haklanmızı kazanmamızda önemli rol oynayan kadın ve erkek siyasetçilere, hukukçulara, STK'lara teşekkürü borç biliyorum.
Onlar olmadan asla bugünlere gelemezdik!
(Not: 8 Mart'ta ve Kadın Haftası'nda beni konuşmacı veya davetli olarak aralarında görmek isteyen tüm kuruluşlara, konuşmamı isteyen TV kanallarına ayrıca teşekkürler. Keşke imkân olsaydı da hepsine yetişebilseydim, bunu yapamadığım için üzgün olduğumu bilmelerini istiyorum.)
3 derste yolsuzluklar nasıl unutturulur?
Van Savcısı'nın (ismi özellikle kullanmıyorum, sansasyonel haber yaratarak adını duyurmak isteyenlere hizmet olmasın) Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt'ı suçlayan iddianamesi gündeme bomba gibi düştü"...
Haberin Devamı

