3 çocuk yaparsanız ağlarsınız!

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan üç çocuk inadında geri adım atmamaya kesin kararlı. Ona göre “siyasetçi geri adım atmaz”mış.

“Üç yavru yapmazsanız 2037’de Türkiye ağlar” demişti yine kısa süre önce. Ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e sormuştu;

“Siz tinerci mi oldunuz?”

Şimdi iş ailelerin akıllı olmasına ve doğruyu kendisinin bulmasına kalıyor. Çünkü “3 yavru” yaptıkları takdirde 2037’yi beklemelerine gerek yok 2-3 yıl içinde ağlamaya başlarlar, üstelik yalnız başlarına değil, “yavru”larla birlikte!

Süleyman Demirel deneyimiyle ona yol gösteriyor, sivil toplum kuruluşları ve medya da bu önerinin nüfusu zaten hızla artmakta olan bir ülkede yanlış olduğunu anlatmaya çalıştı.

Demirel’in doğduğu ve yaşadığı yıllarda Türkiye’nin nüfusu 75 milyona yaklaşıyor değildi. Onun yakaladığı fırsatları, şansı bugün yakalamak kat kat daha zordur.

Üniversite mezunu gençler işsiz (asgari ücretle iş bulanlar buna razı olmak zorunda), devlet sınavlarına girip 100 üzerinden 98-99 alan ve memur olmak isteyen meslek sahipleri bile işe alınmıyor. Devlet, kendi kontrolündeki çocuk yuvalarında kalan kimsesiz yavruları bile koruyamıyor. İnanılmaz şekilde arka arkaya devlet korumasındaki (!) çocuklara tecavüzleri ve hatta grup tecavüzlerini duyuyoruz. Bu iğrenç olaylar olurken ilgili Bakan’ın ve sorumlu müdürlerin sesi bile çıkmıyor. Hangi Avrupa ülkesinde böyle bir rezalet görülmüştür, “Avrupa ülkelerinde nüfus artmıyor” derken bunu da söylesinler.

Kadınlar iş bulamadıkları ve sosyal güvenceleri olmadığı için yanına sığınmak zorunda kaldıkları adamlar tarafından bebeklerine tecavüz ediliyor. Kaç tanesini duyduk...

Lise mezunu geçlerin binlercesi üniversite kapılarında açıkta bekliyor.

Yine açlık sınırında yaşayan binlerce insanımızın ekmeği, suyu, kömürü, elektriği yok. Bu iş, milletin kesesinden parti reklamı olarak kömür, elektrik, erzak torbası dağıtmakla halledilmez. Onlara iş imkanı yaratabildiler mi?

Bu ülkenin çocuklarını, gençlerini korumak, eğitmek, birbirinin boğazını kesmemelerini sağlayacak eğitimi, güvenliği, psikolojik desteği vermek için ne yaptılar? Yaptılarsa mevcut nüfusu koruyabildiler mi?

Korudularsa bizim her gün duyduğumuz “Sokakta dehşet, evde dehşet, okulda, yuvada vahşet” haberleri nereden çıkıyor?

Güneydoğu halkına onu bunu dağıtmaktan, dinden inançtan söz etmekten başka terörü temelinden halletmek, fırsat vermemek için ne sağladılar?

Sağladılarsa Güneydoğu’daki kargaşa ve terör neden bir türlü bitmedi?

“Ekonomi iyi, iyi” hikâyeleri bir tarafa millet gırtlağına kadar ekonomik sıkıntı ve bankalara borç içinde...

Yakın arkadaşları “AKP Meclis’te sayıca kalabalık bir parti olduğu için Erdoğan’ın partiyi bir arada tutmakta bile zorlandığını, bu nedenle kendini ‘radikal çıkışlar yapmak zorunda’ hissettiğini” anlatıyor.

Kalabalık partiyi kontrol edemeyen, kalabalık ülkeyi nasıl edecek?

Üç yavru yapan, bakamayacağı yavrularıyla birlikte ağlar... Başbakanlar ülke halkına doğruyu söylemek zorundadır!

*****

Mitinglere mikrofon koymayın!

İki gün önce bir meslektaşım “kendisini konuşmacı olarak mitinge davet ettiklerini, gidip gitmemekte tereddüdü olduğunu” söyledi.

‘Aman gitme’ dedim, ‘Sen gitmediğin gibi o mitinglerde mikrofonu kapıp sanki mitingi yönetiyormuş ve oradaki halk bir partiye veya belli ideolojik gruplara mensupmuş gibi patron havalarında konuşanlara söyle onlar da mikrofondan uzak dursun.’

Hatta eğer herhangi bir olaya tepki yürüyüşü yapılıyorsa platform filan kurulmasın çünkü kimsenin, gelecek endişesi duyan insanların doğal bir gösterisini siyasi veya ideolojik kimliğe sokmaya hakkı yoktur.

Cumhuriyet mitinglerinde siyasi kimlikli aşırı görüşlere sahip, demokratlığı tartışılır isimlerin yaptığı konuşmalar ve kendi görüşü doğrultusunda hazırlattığı “Kahrolsun AB, kahrolsun ABD” benzeri pankartlar bu mitingleri de tartışılır hale getirdi. Oysa Türkiye’nin her köşesinden genç, yaşlı binlerce insan doğal tepkilerini en doğal hakları olan mitinglerle anlatmaya koşmuştu.

Bunu yaptıklarında birilerinin ideolojik düşünceleri Türk toplumunun laik rejime saygılı, korunmasını isteyen kesimine mal ediliyor ve sonuçta tüm laikler ya “CHP’li gibi” empoze ediliyor ya da “darbeci” gibi...

Yeter artık, kendileri siyasetçi olmak veya siyasete yön vermek isteyenler halkı buna alet etmesinler. Mitingde konuşanların bazıları milletvekili oldular. Diğerleri “mitingsiz” olsunlar, olacaklarsa!

DİĞER YENİ YAZILAR