PKK denilen kalleş terör örgütü yeni kanlı planlar hazırlarken şanssız Türkiye yine haftalardır hükümetin koruduğu, kol kanat gerdiği görülmemiş çapta soygunlarla (“yolsuzluk” pek kibar kalıyor) meşguldü.
Şaban Dişli’nin belediyelerle ortaklaşa “imar planı hileleriyle yaptığı” soygun da, Almanya’da ortaya çıkan ve “asıl faillerinin Türkiye’de olduğu” Alman yargısı tarafından defalarca tekrarlanan Deniz Feneri bağış skandalı da ne hikmetse iktidar tarafından cansiperane korunmaktaydı.
Öyle korunmaktaydı ki bu büyük soygunları gündeme taşıyan ve üzerine giden, AKP’nin hakimiyeti dışındaki medya kesimi ile Ana Muhalefet Partisi her gün Başbakan ve partinin diğer yöneticileri tarafından hakarete uğradılar ve hatta şantajlarla karşılaştılar.
Başbakan, gücünden yararlanarak bugüne kadar hiçbir demokratik ülkenin tarihinde görülmemiş şekilde partisini ve seçmenini “bu medya grubunu boykota” bile çağırdı.
Son derece olumsuz ve çirkin ama belki tek bir açıdan olumlu bir gelişmeydi bu, belki ilk kez Türkiye siyasetinde (Kemal Kılıçdaroğlu’nun da önemli katkısıyla) bir “Temiz Eller Operasyonu” başlatılabilecekti.
Ama işte daha öncede kaç kez yaşadığımız, toplumumuzun yüreğini yakan, her şeyi unutturan büyük acıların bir benzerini daha maalesef dün yeniden yaşadık ve (nur içinde yatsınlar) şehitlerimizle birlikte bu şansı da bir kez daha kaybettik.
Türkiye’nin 10 yıl önce terörist başı Apo’yu Şam’da barındıran Suriye’yi savaşla tehdit etmesi, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş’in “sabrımız taşıyor” demesi üzerine Apo 9 Ekim 1998’de Şam’dan uçağa bindirilip Atina’ya yollanmış, bundan 1 yıl sonra da Kenya’da yakalanmıştı.
PKK teröristleri bunun intikamını aldıklarını mı sanıyorlar bilinmez, geçen yıl Irak sınır bölgesinde askerlerimizi Ekim başında pusuya düşürüp şehit etmişlerdi, bu yıl da aynı tarihleri seçtiler.
O zaman da gencecik 20-21 yaşındaki şehitlerimizin “hainleri sevindirmeyeceğiz, ağlamayacağız” diyen kahraman anaları, babaları yerine biz ağlamıştık, bu yıl da ağlıyoruz...
OSMAN PAMUKOĞLU DİYOR Kİ...
- İyi ama ne zamana kadar?
- PKK terörü neden bitirilemiyor, neden hemen tekrar Kuzey Irak’a bir operasyon yapılmıyor?
- Acaba önceki operasyonda Irak’tan çıkmamak mı gerekirdi, çıkmak hata mı oldu?
Dün Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu’yla uzun bir telefon konuşması yaptım. Sözlerine “Bu 25 yıllık bir gafletin sonucudur, kimse kendini aldatmasın, palavra da atmasın” diyerek başlayan Pamukoğlu şöyle devam etti:
“Bunca yıldır ilk defa teröristler güpegündüz bir sınır karakoluna saldırıyorlar. Bu devlete meydan okumaktır. Güpegündüz dürbünle, çıplak gözle bile rahatça görülebilecekken kalabalık terörist grupları Hakurk kampından başlayıp kilometrelerce yolu görünmeden nasıl gelebildiler?”
Acaba sınır ötesi operasyonda Irak’tan çıkmamak mı gerekirdi sorumu “Sınır ötesi operasyon ABD’nin izniyle 1 haftada yapılmıştı” diyerek cevaplayan Osman Pamukoğlu ‘neden şu anda hemen yeni bir operasyon yapılmıyor’ sorusuna ise şöyle cevap verdi:
“Türk ordusu siyasi irade olmadan bir şey yapamaz. Şu andaki hükümet ise ‘çaresiz’... Onbinlerce mil uzaktan ‘terörü önleyeceğim’ diye Irak’a gelen ABD’yle bile burnunun dibinde Irak’ın desteklediği terör için doğru dürüst pazarlık yapamıyor.
AMERİKA’NIN VESAYETİ ALTINDA
ABD’nin derdi petrol, o profesyonel bir örgütü kullanıyor ve şu andaki hükümet de işine geliyor. Çünkü AKP’nin rejimle sorunu olduğunu ve bu sorun için dış güçlerin desteğine ihtiyacı olduğunu biliyor.
Tabii PKK da bu zaafları iyi biliyor. PKK çok dikkatlidir ancak sizin zaaf anınızda saldırabilir. Türkiye’nin bir şey yapamayacağından o kadar eminler ki kendilerini üstün hissediyor, ellerini kollarını sallayarak güpegündüz karakollarımıza giriyorlar. Hani istihbarat? Hani ABD’nin işbirliği?
Türkiye bir saatte onların tepelerine inip çökertecek güce sahip ama Amerika’nın vesayeti, bağımlılığı altındaki hükümetle başını dik tutması, onurunu koruması ve bunu başarması mümkün değil.”
Pamukoğlu bunları söylüyor... PKK’nın istihbaratı kusursuz çalışırken, bunları duyup da “Şanssız Türkiyem, bahtsız şehitlerim” demez misiz şimdi!
“25 yıllık gaflet!”
Haberin Devamı

