23 Nisan’da iki şok görüntü!

Haberin Devamı

Türkiye her konuda öyle bir “akıl tutulması” içinde ki, iç politikadan dış politikaya, ekonomik krizden hukuki ve ahlaki tüm değerleri kaybetmeye, “yolsuzluklar” konusundan “Ergenekon davası”na kadar her konu öyle laçkalaştırıldı ki insanların kendi geleceğine de ülkenin geleceğine de hiç güveni kalmadı.

Son olarak, bugüne kadar oyunu hep AKP iktidarının görüşlerine yakın şekilde kullanmasıyla tanınan, yorumlarını böyle yapan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç bile “gidişten endişe duyarak” hükümetin sınırsız güç kullandığını belirtti ve “yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen kişilere karşı işlenen suç insanlık suçudur” dedi.

Neredeyse memleketteki tüm hukukçular (Ergenekon davasında gerçekten “bir darbe hazırlığı ihtimaliyle ilişkili bazı isimlerin” varlığına inananlar dahil) bu sorgulama sürecinde ciddi hatalar yapıldığını, Ergenekon’un artık “siyasi bir dava, bir hesaplaşma” haline getirildiğini söylerken kendini “daha liberal ve demokrat” olarak tanımlayan bir grup köşe yazarı hâlâ yargıdan önce hükmü verip davayı erken erken (!) sonuçlandırmakta sakınca görmüyorlar. Örneğin; “Türkan Saylan her yaptığını ideolojik olarak ve militanca yapar. Başında bulunduğu örgütün içinde kriminal suça yakınlaştığı anlaşılan insanlar var” diyen Etyen Mahcupyan gibi... Mahcupyan bir de “Pes artık Türkan Saylan da ‘darbeci’ yapılmaz” diyenlerin “Saylan’a güzelleme yaptığını” söylemiş. Peki Etyen Mahcupyan hakkında kesinleşmiş bir suçlama, yargı kararı olmayan bir dernek veya şahısla ilgili “kriminal suça bulaşmış insan” kararını verme yetkisini nereden bulmuş?

Bu ne rahatlık? Aynen, bu operasyonların gidişini, örneğin “son dalga”yı eleştiren gazeteleri “Ergenekon örgütüne destek vermek”le suçlayan iktidar yanlısı gazeteler gibi...

Bu anlayışa göre; TBMM Başkanı Köksal Toptan da, AKP’nin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da, Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk da, AYM Başkanı Haşim Kılıç da ve neredeyse tüm hukukçular, barolar, sivil toplum kuruluşları ve toplumun büyük kesimi de hukuksuzluğa karşı çıktıkları için “Ergenekon destekçisi” mi sayılıyorlar acaba? Veya Sami Selçuk örneğin, Etyen Mahcupyan kadar bu işi anlamıyor mu, bu mudur?

LİBERAL-DEMOKRAT OLABİLMENİN SIRRI?

Bir de kendini daha liberal, daha demokrat tanımlayan isimlerin nedense hep “kendi görüşlerine uygun olan veya karşı fikir üretmeyecek olan”larla klanlaşması var. İnsan duruma bakınca demek ki “liberal/demokrat” sıfatları “kendinden olanı sev, farklı düşünenle konuşma” şeklinde değiştirildi Türkiye’de diye düşünüyor... Farklı görüş onların tüylerini diken diken ediyor, aynı masaya oturup tartışmaya bile yanaşmıyor (aynen Ermenistan’ın ‘soykırım’ iddiasında yaptığı gibi), bin mazeret arayarak kaçıyorlar.

Şimdi de “liberal-demokrat” yazarlardan bir gruba AKP’den yine “siyaset akademisi” toplantılarına katılmaları için teklif yapılıyormuş, ismi geçen yazarlardan bazıları “teklif gelirse katılırım” demiş. Artık hiçbir şeye şaşırmamak gerekiyor ama yine de şaşırtıcı bir haber bu, çünkü adı geçenlerin çoğu bugüne kadar Anayasa Mahkemesi dahil olmak üzere devletin en önemli kurumlarını “anti demokratik” bulduklarını söylemişlerdi. Peki ülkede bu kadar anti demokratik bir ortam yaratan, seçmeni tehditten “yargıya müdahale”ye kadar yapılmayacak her şeyi yapan bir partiye, bunu da bırakın “herhangi bir siyasi partiye akıl hocalığı” görevi üstlenmesi (soru sormak, dinlemek farklı, akıl vermek çok farklıdır) bir gazeteci için çok mu doğaldır? Yoksa bu da demokrat/liberal gazetecinin görevlerinden biri midir? Katılmadan önce “bir partinin adamı” etiketini iyi düşünmeleri gerekiyor!

YARGIYA MAHALLE BASKISI

Bu haftanın en önemli olayları arasında “din ve vicdan özgürlüğündeki sorunlar” diyerek “kamusal alanda dinî kıyafet yasağı”nı kasteden, yargıç tarafsızlığının “mahalle baskısı” ile ortadan kaldırılmasından, “demokratik siyasi iradenin vesayet altına alınması”ndan söz eden AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşması, Ergenekon, Adli Tıp, Ermenistan sınır kapısının açılma ihtimali, ÇYDD’ye saldırılar vardı.

Ve 23 Nisan’da bazı öğrencilerin törenlerde şok etkisi yaratan “iki farklı görüntü”sü... Üzerinde çok düşünülmesi gereken konular.

Pazar günü Her Açıdan’da; Emekli Büyükelçi, CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, İstanbul Üniv. Kamu Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay Uygun, Galatasaray Üniv. Ceza Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, Adli Tıp’tan istifa eden Psikiyatrist Doç. Dr. Ayten Erdoğan, Ergenekon davasında savunma avukatı olarak görev yapan Av. Vural Ergül ve programa telefonla katılacak olan ÇYDD Bşk. Türkan Saylan’dan merak ettiğimiz birçok sorunun cevabını öğreneceğiz. Kaçırılmayacak bir tartışma, hepinizi beklerim.

DİĞER YENİ YAZILAR