Cumartesi sabahı telefonda Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı, Avukat Sema Kendirci bana açılan davalar hakkında bilgi alırken birden bire durdu ve şunları söyledi:
"Size bir serzenişte bulunmak istiyorum, basın bu olayları duymuyor mu ki bu kadar tepkisiz?"
Evet, aynen bu soruyu sordu, geçen duruşma günü diğer kuruluşların da sorduğu, ne cevap vereceğimi bilemediğim, tekrar sorulmasından korktuğum soruyu... Acele bir cevap aradım kafamda, nasıl bir neden, bahane bulabilirdim ki basının böylesine ciddi bir meseleye duyarsız kaldığı sonucu çıkmasın.
'Öyle çok konu var ki Sema Hanım' dedim 'hangisiyle ilgileneceğini basın da şaşırdı artık.'
"İyi ama bundan önemli ne olabilir" diye cevap verdi "bunlar herkesin, ailelerin, ço luk çocuğumuzun güvenli bir ülkede yaşamasını sağlayacak yasalar. Duyarlı hale gelmemiz için kendi başımıza gelmesini mi bekleyeceğiz?"
'Belki de böylesi daha iyi' dedim 'ayrıca basının dikkatle izlemesine çok şükür gerek kalmıyor, toplum yağdırdığı destek mektupları, tüm sivil kuruluşları ve hukukçularıyla olayın arkasında... Bu yeter, adalet yerini bulacaktır. İnanıyorum.'
Konuşma bittikten sonra gazetelerimi okumaya başladım. Sıra Cumhuriyet gazetesine geldiğinde Zeynep Oral'ın "Uçan Süpürge" ile ilgili yazısında davadan söz ettiğini gördüm. Her zamanki dikkati ve duyarlılığıyla olaya eğilmişti.
Konu "kadın" değil insan!
1996'da Ankara'da bir avuç insanın çabasıyla kurulan ve kadın sorunları için çalışmalar yapan Uçan Süpürge grubunun Mardin'de yaptığı "Yerel Kadın Muhabirler Ağı" toplantısını anlatıyordu. Yazısının sonunda TCK ile ilgili bölüm ise şöyleydi:
"Kızıltepe Mardin'den İstanbul'a döndüğüm gün, Vatan gazetesi yazarı Ruhat Mengi'nin duruşması vardı. Suçu mu neymiş? Türk Ceza Kanunu Tasarısı'nın akıl almayacak maddelerine, bu 'hastalıklı anlayış'a karşı çıkmak! 120 milyarlık tazminat davası... Kadın dayanışmasına inanan kuruluşlar onu yalnız bırakmadılar elbet. Her gazetenin, kadın, erkek, sayısız yazarın karşı çıktığı tasarıyla ilgili bu haber öteki gazetelerde yoktu nedense...
Uçan Süpürge'nin 'Yerel Kadın Muhabirler Ağı Projesi'nde hedef her ilden bir kadın muhabir çıkarmak... Galiba en çok ihtiyaç İstanbul'da var! Duyulmayanı duyurmak, görülmeyeni görünür kılmak için..."
Zeynep Oral'ın yazdıklarıyla ilgili yorum yapmayacağım. Yorumu okura bırakıyorum. Tek değineceğim şey "öteki gazeteler" sözü... Galiba kilit sorun bu. Kişisel olmayan, "Af Yasası"ndan daha büyük tehlike oluşturacak TCK yasalarıyla ilgili bir konuda bile "öteki gazete" endişesinden kurtulamamak.
Ama dediğim gibi, belki de böylesi daha iyi. Gerekeni bu ülkenin halkı ve kuruluşları yapacak, başka kimseye gerek kalmayacak. Onların gözü kulağı, sadece kadın ve çocuk nüfusu değil, tüm insanları ilgilendiren bu davanın üzerinde... Sonunda Avrupa Mahkemeleri'ne kadar gidecek ve tecavüzcüyle mağdurun evlendirilmesini, çocuk tecavüzlerinde çocuğun rızasının aranmasını isteyen bu anlayışın "hastalıklı bir anlayış" olup olmadığının ortaya çıkacağı davanın.
Adalet Bakanlığı Sözcüsü Prof. Doğan Soyaslan Ankara Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. Halen Bakanlık'ta çalışıyor ve davayı da (davalı yazarın ve Gazete'nin bulunduğu) İstanbul'da değil Ankara'da açmışlar.
Ben yine de yargıya güvenmeye devam ediyorum. Türk yargısına ve evrensel adalete.
Ayın 24'ünde Ankara'dayız!
21. yüzyılın davası!
Cumartesi sabahı telefonda Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı, Avukat Sema Kendirci bana açılan davalar hakkında bilgi alırken birden bire durdu ve şunları söyledi: "Size bir serzenişte bulunmak istiyorum, basın bu olayları duymuyor mu ki bu kadar tepkisiz
Haberin Devamı

