Son haftalarda, özellikle 9 Mart’taki “21. yüzyılda din nasıl yorumlanmalı” başlıklı Her Açıdan’dan sonra sizlerden gelen mektuplar o kadar arttı ki ‘wyağmur gibi yağıyor’ desem yeridir.
Hepsini tek tek okuduğum, bazılarından notlar alıp, bazılarına cevap yazdığım için artık saatlerce odaya kapanmak zorunda kalıyorum. Kur’an’da ve genel olarak dinde anlamadığımız noktaları, kafamızdaki soruları tartıştığımız (geçen Pazar) son TV programını çok büyük bir ilgiyle izlediğiniz görülüyor. Bu programın tekrarını, CD’sinin dağıtılmasını, tamamının YouTube’a konmasını isteyenlerin sayısı çok ama tekrarı maalesef yok.
İsteğin çokluğunu göz önüne alarak programın tamamının YouTube’da yayınlanmasını sağlamaya çalışıyoruz, sanıyorum iki gün içinde izlemeniz mümkün olacak.
9 Mart’taki programda konuşmacı olan din uzmanlarını, Aytunç Altındal dışında ben de ilk kez gördüm ve dinledim. Ama tahmin edebileceğiniz gibi onları uzun araştırma, soruşturmalarla; “akademik başarıları ve konumları, bilimsel çalışmaları, kitaplarının, makalelerinin sayısı, güzel ve anlaşılabilir üsluba sahip olmaları” gibi özelliklere bakarak davet ediyorum.
Din konusunda konuşacak olan uzmanların görüşlerini, yorumlarını ben de sizinle birlikte duyuyorum ki bunu herhalde sorularımdan, tepkilerimden anlıyor olmalısınız. Örneğin bugün Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dekanlığı, öğretim üyeliği, uluslararası sempozyumlar yapan, dersler veren, yurtdışında Kur’an toplantılarına katılan Prof. Dr. Hüseyin Atay’ın yayımlanmış kitap ve makale listesini gördüm ve bu deneyimden kesinlikle yararlanmamız gerektiğini düşündüm.
Ali Bardakoğlu da “Dini 8. asırdakiler anladı, bu bize yeter denirse ‘din adına dinde olmayan’ birçok şeyi söyleyebiliriz. Dini anlayışımızı revize etmeliyiz” dediğine göre 21. yüzyılda dinin ve Kur’an’ın ne anlattığını anlamaya çalışmamız yerinde olur.
İzleyicinin gösterdiği büyük ilgi buna ne kadar ihtiyaç duyulduğunun da göstergesidir, onun için (gündem çok önemli bir olayla değişmediği sürece) 16 Mart Pazar günü Her Açıdan’da geçen haftaki tartışmaya devam etmeye karar verdim. Programdan sonra beni telefonla arayan Diyanet İşleri Eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz’ın verdiği çok önemli bilgileri de bu hafta sizlere aktaracağım.
Sayın Yılmaz önümüzdeki haftalardan birinde (belki 23 Mart) kendisi de Her Açıdan’a katılarak sorularımı cevaplayacağını söyledi.
Merak ettiğimiz konuları birçok din bilimcinin tartışması, anlatımıyla karşılaştırmalı olarak izlemenin “toplumumuzun din üzerinden kutuplaştırılmasını, din kavgalarının başlamasını önlemek açısından” son derece önemli olduğuna inanıyorum.
İki yıl önce Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu’na hitaben yazdığım “İnkâr etmiyorum, soruyorum” başlıklı yazılarla başlayan ve bugüne kadar köşemde sık sık yer verdiğim dinle ilgili sorular yalnız benim değil, çok kişinin merak ettiği sorulardır.
Anlamak, öğrenmek isteyenlerin 16 Mart’taki programı da izlemesi gerekiyor.
TEŞEKKÜRLER!
Bu arada aldığım ödülleri kutlayan ve bunları hak ettiğimi belirten okur ve izleyicilerime çok teşekkür ediyorum.
Beni en çok etkileyen ise İsa Kosovalı gibi okurlarımın:
“Asıl ödülü bizlerin sevgi ve saygısını kazanarak aldığınızı da bilmenizi isteriz” gibi notları oldu.
Haklılar, gazetecinin en büyük ödülü budur!
Bu nasıl staj?
Hürriyet’in “Bir devlet üniversitesinin meslek yüksek okulunda ‘cilt bakımı’ bölümü öğrencilerine otel hamamlarında turistlere masaj yaptırıldığı” haberi gerçekten inanılmazdı.
Öğrenciler bikini ve peştamalla kadın-erkek turistlere masaja zorlanıyor. Orada hem bu durumdan dolayı, hem de tacize uğrayarak sinirleri bozuluyor.
“Dört senedir staj yüzünden mezun olamadım” diyen var.
“Alman ve Ruslar resmen çırılçıplak giriyordu, hepsi öyleydi” diyen var.
“Tacize uğradım” diyerek ağlayanlar var.
Ve bu iddiaların muhatabı olan öğretim görevlilerinden biri “Bu öğrencilerin akıl sağlığı bozuk” diyor. O böyle söylediği için tazminat ödetmiyorlar ama şimdi ben “asıl gönderenin akıl sağlığı bozuk” desem hemen dava açılır. Onun için demeyelim!! Düşünmekle yetinelim.
Ama öğrencilerin böyle bir staja zorlanması araştırılıp sorumlulara hesabının sorulmasını gerektirir. Hamamda masaj yapan kadınların tacize uğradığı, turistlerin çırılçıplak girdiği hakkındaki iddiaların doğruluğu da büyük ihtimaldir, çünkü hamamlarda masaj yapan uzman kadınlar bu olaylarla karşılaştıklarını sık sık anlatırlar.
Onlar profesyonel oldukları için bu durumlarda otel yönetimine haber verip olayı önleyebilir ama deneyimsiz genç kızları alışık olmadıkları rahatsız edici bir durumla karşı karşıya bırakmak öğretim görevlilerinin yapacağı bir şey değildir, yetkileri yoktur.
Bu üniversitedeki sorumlulara nasıl bir yaptırım uygulandığını ve öğrencilerin mağduriyetinin nasıl giderildiğini duymak istiyoruz!

