2005 beklentilerimiz!

Eh, şükür kavuşturana, yeni bir yıla girmek için yine saatleri saymaya başladık. Türkiyemiz için kolay bir yıl olmayacak 2005, birçok sorunla uğraşmaya, çözüm bulmak için çalışmaya devam edeceğiz

Haberin Devamı

Eh, şükür kavuşturana, yeni bir yıla girmek için yine saatleri saymaya başladık. Türkiyemiz için kolay bir yıl olmayacak 2005, birçok sorunla uğraşmaya, çözüm bulmak için çalışmaya devam edeceğiz.

Ayrıca hepimizin bu 2005 yılından beklentileri de var tabii, bize 2004'ten daha çok ümit, mutluluk, güzellik vaad etmeli değil mi? Bizi yönetenler bir yandan dış sorunları çözerken bir yandan da vatandaşlarının beklentilerine cevap vermeli, verdikleri sözleri de tutmalılar değil mi?

Örneğin demokrasi adına birçok "paket'i arka arkaya çıkardıkları, yasaları değiştirdiklerini hatırlayarak demokrasinin ilk adımlarını atmaları gerek, değil mi?

AB bizi inandırsın!
Şu her konuda pek demokrat, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne pek inanan ve savunan, olur olmaz nedenlerle bizi dürtükleyip duran AB'nin de önümüzdeki yıl bizi samimiyetine inandırmasını bekliyorum ben...

2002'de, 2003'te, 2004'te "Demokrasi için yasaları değiştirin, şunu yapın, bunu yapın" diye emredip durdular, biz de kuzu kuzu tüm isteklerini yerine getirdik. Şu ana kadar yaptıklarımıza bir itirazım yok, hepsi zaten bize gerekli şeylerdi ama... Bu her şeyi isteyip duran AB nedense yukarda sözünü ettiğim "demokrasinin ilk adımı" nı o kadar önemsemedi.

Neydi bu adım; çoğulcu demokrasinin, toplumun her kesiminin Meclis'te temsilini sağlayan, bir partinin %35 oyla Meclis'in %65'ine sahip olmasına izin vermeyen, siyasette %47'si temsil edilmeyen bir toplumu demokratik saymayan anlayış ve bunun uygulaması olan doğru seçim sistemi.

Avrupa "Barajı düşürün" dedi ama bunun için hiç israrcı olmadı. Oysa Türkiye'nin şu andaki Meclis tablosu gibi bir tablo hiçbir bati ülkesinde görülmemiştir ve kabul edilemez.

Yargıdan kaçan milletvekili olmamalı!
Toplum son seçime "Seçim" ve "Partiler" yasalarından aylar boyu şikâyet ederek, değişmesini isteyerek geldi. Ama Ecevit Hükümeti'ni oluşturan partilerin üçü de kendini buğday ambarında gördüğünden aralarında anlaşarak bu değişikliği yapamadılar. Hatalarını anladıklarında ise vakit çok geç olmuştu.

Bugünkü tek parti iktidan "Seçim Yasası"nı değiştirmekten korkmaması gerekecek kadar güçlü göründüğü gibi, istediği değişikliği anında yapabilecek kadar da koltuğa sahip.

Yani 2005'te "Seçim" ve "Partiler" yasalarını değiştirip milletvekili dokunulmazlığını da sınırlandıracak yasayı çıkarmamaları için hiçbir neden yok.

Korkacak nedeni olmayan dokunulmazlık konusunda da cesaret gösterebilir ki herhalde ülke yönetenlerin de bir korkusu olmamalıdır.

Hele de başbakanlıktan sonra "başkanlığa" talip bir genel başkan, partisini bu değişikliklere mutlaka ikna etmelidir.

Herkesin dosyaları açıkta, her vatandaş yargıya hesabını veriyor da milletvekili neden vermesin.

2005'te Başbakan Erdoğan'dan bu "demokratik" adımları bekliyoruz. AB'den de konunun takibini...

Ya 2004'te dut yemiş bülbül gibi susan, bu konuları "as" sayan medyamıza ne demeli?

Kış ortasında sivrisinek!
Son günlerde Arnavutköy, Ulus, Etiler semtlerinde oturan hangi tanıdığıma rastlasam "Sizde de kocaman sivrisinekler var mı?" sorusuyla karşılaşıyorum. Bu semtlerde yıllardan beri sivrisinek yaz mevsiminde bile görülmezdi, şimdi kış ortasında bir sinek muhabbetidir gidiyor.

Sorumlusu herhalde belediye olmalı. Ya buralara yakın bir sinek ortamı oluştu veya mücadele yapılmadığı, temizliğe yeterince dikkat edilmediği için soğuktan filan etkilenmeyen bir sivrisinek türü ortaya çıktı.

Benden haber vermesi. Zira kışın orta yerinde böyle bir şikâyet oluyorsa siz bahan, yazı düşünün.

Beşiktaş Belediyesi' ne bir duyurayım dedim. Namoğlu döneminde bu şikâyetlerin hiç olmadığını da hatırlatmak istiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR