Daha çocuk yaşta (20), hayatının baharında komando er Özkan Dumlu PKK terörüne verdiğimiz son 8 şehidin arasındaydı. Şehit olmadan 2 gün önce babası Abdülkadir Dumlu’dan son isteği telefonuna “100 kontör” olmuş.
Vicdanı olanlar ellerini vicdanlarına koyarak düşünsünler şimdi; bu ülkeyi cebinde 20-30 TL’si olmayan çocuklar korumaya çalışıyor, bunun için her gün hayatını veriyor ve bir yandan da PKK terör örgütü Türk devletine emirler yağdırıyor;
“Şunu da yapmazsanız terör bitmez, İskoçya usulü olmazsa terör bitmez, af da çıkarmazsanız terör bitmez”... Ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanı “Çözüme çok yaklaştık, iyi şeyler olacak” diyor, İçişleri Bakanı “Karayılan’ın açıklamalarını önemsiyoruz, Kürt köylerinin adı değişecek, af konusunda adımlar atılacak” açıklaması yapıyor.
Bunu duyan Karayılan küstahlığını bir adım daha arttırıyor: “Bakın Kürt köylerinin adını değiştirecek, diğer isteklerimizi de yapacaklar, bunu biz sağladık”... Daha iki gün önce yazdım; PKK lideri “Biz askerlerini katlederek onları hizaya getirdik” diyor, bu durumda “İskoçya usulü özel parlamento, özerk bölge, af” ve diğer istekleri için katliamlarına hız vereceklerdir, o zaman devletin tepesinde oturup sorumsuzca açıklamalar yapanlar bunun hesabını nasıl verecekler diye...
Arkadan “8 mayın şehidi daha” haberi geldi. (Tesadüfe bakın ki tam da “mayınlı arazinin 44 yıllığına yabancı devletlere peşkeş çekilmesi” konusu Türkiye’yi sallarken.) Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Gül “Mayınla terör, terörün en kalleş şeklidir” demiş. Evet doğru, en kalleş “şekillerden biri”dir, gece yarısı karakollara saldırarak toplu katliam yapmak da “en kalleş”tir, şehirlere bomba yerleştirerek masum sivilleri öldürmek de... Terörün her türlüsü kalleşin ta kendisidir ama bir cumhurbaşkanından da böyle açıklama beklenmez. Laf mıdır bu yani?
Hele de Karayılan’ı muhatap alanların söylemesi gereken şey bu mudur?
İçişleri Bakanı Beşir Atalay acaba o abuk açıklamayı Türk devleti adına nasıl yapmıştır? Başbakan ve Cumhurbaşkanı birlikte önce bunu düşünsünler. “Türk devletinin tarihteki faşizan yaklaşımları”na kafa yormadan önce teröre kafa yorsunlar da PKK’nın devleti “muhatabı” zannetmesini ve dünyaya bu yönde açıklamalar yapması için yaratılan ortamı ortadan kaldırsınlar.
ÜZGÜNSENİZ ÇAĞRI YAPIN!
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk yine “şehit askerlere rahmet, ailelerine başsağlığı” dilemiş, bunu yaparken de “Biz devlete operasyonları durdurun dedik” sözleriyle yine sanki 8 şehide devlet neden olmuş gibi göstermiş. Şimdi Karayılan’ın da yine “Bu mayınlar bizim bilgimiz dışında oldu, istemezdik” gibi açıklamalar yapması muhtemeldir. Koca devletle oyun oynuyorlar çünkü, tablo bu...
Peki Ahmet Türk her terör saldırısı sonrasında lâfı “Biz silahlı şiddete karşıyız” gibi cümlelerle eğip bükeceğine sürekli olarak sözcülüğünü yaptıkları PKK’ya neden: “Bırakın silahı, mayın döşemeyi... Bu yolla hiçbir şeye, hiçbir çözüm gelmez. Şiddetle çözüm olmaz. Öldürmeye devam ederseniz biz de karşınızda yer alırız” diyemiyor? Şiddete gerçekten karşı olsalar, kalleş terör eylemlerinde hayatını kaybeden şehit askerlere gerçekten üzülseler bunu demez mi?
Dün gelen tüm mektuplarda endişe vardı, tepki vardı, nefret vardı. Millet kendisini din ve ırk üzerinden bölmeye çalışanların tümünden nefret ediyor ve artık huzur bulmak istiyor.
Bu ülkeyi yönetmeye talip olarak iktidara gelenlerin düşünmeden yaptığı konuşmalar terör sorununu da çıkmaza soktu, teröre ve teröriste güç kazandırdı.
Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Baykal doğrusu söylüyor; Terör örgütü terörü, silahı bırakmadan hiçbir sorun tartışılamaz. Bunun aksine inananlar sadece daha çok gencimizi kaybetmemize neden olacaklar.
Not 1: AKP iktidara geldiğinde terör tamamen bitmiş vaziyetteydi. Nasıl durduruldu, neden yeniden azdı, bu soruların cevabını vermeleri gerekiyor.
Not 2: Bir de 19-20 yaşındaki gencecik askerleri “yollar mayın dedektörleriyle taranmadan” mı araçlara bindirip gönderiyorlar? Anlamsız ve sorumsuz konuşmalar yerine bu soruların cevabını versinler, milletin içi yanıyor.
100 kontörü olmayan şehit
Haberin Devamı

