10 Kasım’da “Atatürk açılımı” yapın!

Haberin Devamı

Kürt açılımı” adıyla başlatılıp “Demokratik açılım”da karar kılınan açılım “Atatürk’ün ölüm yıldönümü” olan 10 Kasım’da Meclis’e gelecekmiş.

Uzun süre ne olduğu bilinmeden üzerinde tartışmalar, çekişmeler yaşanan ve “PKK’lıların eve dönüşü” ile bir bölümü hakkında bilgi edinilen açılımın ne olduğu nihayet biraz anlaşılacaktır belki...

Geçen Pazar “Her Açıdan”da SP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Vehbi Hatipoğlu “İçişleri Bakanı bize geldiğinde açılımın ne olduğunu sorduk, ‘bir projelerinin olmadığını’ söyledi” dediği için TBMM’ye neyin geleceğini daha da büyük merakla bekliyoruz.

Toplum tartışırken mi hazırlandı açılım projesi belli değil.

Sonuç olarak Meclis’te “adımlar atılmadan önce” tartışılması (aynen Ermenistan açılımında olması gerektiği ve olamadığı gibi) tabii ki olumlu bir gelişme. Zira ABD de işine geldiğinde “Boşverin siz muhalefeti, bildiğinizi yapın” benzeri öneriler verdiğine göre iktidarın her konuda aynı öneriye uyması da mümkün... Malûm demokrasinin tanımı da giderek değişiyor ve “tek kişinin dediği neyse demokrasi odur” noktasına geliyor.

Şimdi demokratik açılım TBMM’de tartışılacak ama hangi gün? Sanki diğer günler çuvala girmiş gibi Atatürk’ün ölüm yıldönümünde... Zaten Başbakan’ın önce Cumhuriyet Bayramı’nda ABD’ye gitmeyi kararlaştırıp tepkiler üzerine vazgeçmesi, “domuz gribi ve ilaçlama” neden gösterilerek okullardaki kutlamaların apansızın, çocukların o gün öğreneceği şekilde 28 Ekim’e alınması, TBMM’ye giden şehit ailelerine bayrak yasağı konması, 29 Ekim’de Taksim Cumhuriyet Anıtı’na giderek saygı duruşunda bulunmak isteyenlerin polis tarafından engellenmeye çalışılması ve saatlerce bekletilmeleri (Marmaris Kaymakamı’nın da domuz gribi ve hava muhalefeti’ni neden göstererek her yıl yapılan Cumhuriyet yürüyüşüne izin vermediği bildiriliyor. Başka yerlerde de yapıldı mı acaba), “Dolmabahçe’deki davette pasta içinden çıkan Atatürk maketi” gibi olaylarla gerginleşmiş olan toplumda “10 Kasım’da TBMM’de açılım oturumu” yapılmasının da öfkeyle karşılanacağı apaşikâr ortadadır.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal “Bayrakların yarıya indiği günde bir şey mi ima etmek istiyorlar” demiş. Aslına bakarsanız “özellikle PKK’lıların dönüşü, yapılan karşılamalar ve DTP’nin tutumu, söylemleri” ile haklı bir hassasiyet yaratılmış toplumun büyük bir kesiminde; bu kararın benzer duygular ve soru işaretleri yaratacağını hükümetin de bilmesi gerekir.

Cumhuriyet Bayramı gibi, bu toplumun önderi, bu ülkenin kurucusu olan Atatürk’ün ölüm yıldönümü de “senede bir gün”... Sadece bir gün... Ve bugüne kadar olduğu gibi o gün Türkiye Ata’sını anmak onun yaptıklarını anımsamak istiyor.

Flaş haberler, açıklamalarla bugünün öneminin azaltılması ya da arada kaynatılması haklı tepkilere neden olacaktır. “Demokratik açılım”ları haftalardır bekletildiğine göre “1 gün” daha bekleyebilir veya öne alınabilir, değil mi?

Bir de bunun üstüne günlerce karşılıklı polemik yapmasınlar, kısa kessinler meseleyi. Ve en iyisi 10 Kasım’da TBMM’de hep beraber bir “Atatürk açılımı” yapsınlar da birileri dünya çapında siyasetçilerin bulunduğu uluslararası “liderlik” toplantılarında Türkiye’nin lideri olarak “Atatürk’ü atlayıp” Fatih Sultan Mehmet’i göstermemeleri gerektiğini öğrensin. Atatürk’ün adının, 10 Kasım’ın polemik konusu yapılmasını toplum istemiyor, siyasetçiler onları zorluyor!

***


Millet korku içinde!

Bu hafta TV programıma gelen sayısız mektupta (hepsini tek tek dikkatle okuyorum merak etmeyin) GDO olarak bilinen genetiği değiştirilmiş organizmalar konusu sıklıkla yer almaktaydı, son iki gündür endişe bildiren, “lütfen bu konuda program yapın” ricasında bulunanların sayısı hızla arttı.

“Açılım, domuz gribi aşısı gibi konular gündemi meşgul ederken sessiz sedasız bu yönetmeliği hayata geçirdiler. Test aşamasında fareleri bile öldürdüğü görülen gıdaları ülkemizde yasal hale getiriyorlar. Sebebi ise ‘kıtlık’mış. Bu kadar verimli toprakları kullanmayarak bizi dışa bağımlı hale getirenler şimdi de bunu yaparsa, sözüm ona ‘sağlığımızı düşünerek’ getirdikleri grip aşılarına nasıl güvenelim” diyenler... “Bu olayda da birileri köşeyi dönecek, onun için sağlığımızla oynuyorlar” diyenler... “Çocuklarımıza her gıdayı korkarak yedirir, içirir olduk” diyenler...

Haksız da değiller, hormonlu, GDO’lu derken korkmadan yiyip içemez olduk. Madem ki toplumda böyle yaygın bir endişe ortaya çıkmıştır, o zaman Sağlık Bakanı ve (tarafsız) bilim adamları TV’lere çıkıp gerçekleri toplumun önünde tartışarak anlatmak zorundadır.

Bunu millete borçlular!

DİĞER YENİ YAZILAR